[O]Grenci [S]**** [S]Inavı Ve Eğitim Sistemimiz..
-
ne kadarda bozuk sistem desekte hakkını veren çözüyor öss işini. bişi bilmeyip eleştirmek de saçma. beleşe alışmak iyi deil :D
-
12 Eylül ve Sonrası
İlk darbe öğretim birliğine
12 Eylül 1980 darbesi ülkemizde birçok alanı olumsuz etkilediği gibi eğitimi, eğitim işini yapan öğretmeni ve eğitimin temeli olan öğrencileri de derinden yaraladı. Yıllar geçmesine karşın bu yaralar sarılamadı, tam tersine kangren oldu.
12 Eylül'de ilk darbe öğretim birliğine vuruldu. Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra 3 Mart 1924 tarihinde temeli atılan Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası, 12 Eylül Anayasası'nın 24. maddesi ile zorunlu din dersleri konularak delindi. Öğretim Birliği Yasası, laik cumhuriyetin temeliydi.
İmam-hatipler arttırıldı
12 Eylül döneminde imam-hatip liseleri, eklentileri (şubeleri) ve öğrenci sayısı arttırıldı. 1983 tarihinde imam-hatip lisesi çıkışlılara, üniversitelerin her bölümüne girme hakkı tanınmasıyla, din eğitimi almış kişiler devletin tüm kurum ve kuruluşlarında görev aldı ve yönetici oldular.
Ezberci eğitim, dersaneler ve paralı eğitim bu dönemde yaygınlaştı.
Üniversitede kıyım
Üniversite harçları, eğitime katkı payları 1983 yılında yürürlüğe girdi. YÖK kurularak üniversitelerin özerkliği ve bilimsel gelişmesi, vakıf üniversiteleri de kurularak devlet üniversitelerinin gelişmesi engellendi. Birçok yurtsever öğretim üyesi üniversiteden uzaklaştırıldı.
12 Eylül döneminde eğitime ayrılan pay azaldı. Eğitim yatırımları düştü. Örneğin devlet bütçesinden ilköğretime ayrılan yatırım ödeneği 1963'te yüzde 2.1 iken 1980'de yüzde 0.82'ye, 1981'de yüzde 0.71 olarak gerçekleşmiş, her yöntem eğitimin niteliği düşmüştür. 12 Eylül anlayışının bir darbesi de eğitim işini yapan öğretmene oldu. Birçok yurtsever öğretmen suçlu gibi görüldü. Binlercesi 1402 sayılı yasayla (Sıkıyönetim Yasası) işinden, yerinden edildi. 200 bin üyeli en büyük öğretmen örgütü TÖB-DER yöneticileri haksız yere tutuklandı, yıllarca hapis yatırıldı. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, 84 TÖB-DER yöneticisini 5 ile 8 yıla mahkûm ederek, derneğin mallarını hazineye devretti. Aradan 8 yıl geçtikten sonra, 24 Nisan 1989 tarihinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, örgütün genel başkanının da içinde bulunduğu 19 yöneticisini akladı; buna karşın, bu hukuk skandalı bugün de düzeltilmedi, TÖB-DER malları öğretmenlere geri verilmedi. Öğretmenlerin sandığı İLKSAN tüzüğü değiştirildi. Yönetimi öğretmenlerden alınarak, sandık, yolsuzlukların batağına sürüklendi. 12 Eylül döneminde öğretmenlere çok düşük ücret verildi. İkinci iş yapan öğretmen sayısı arttı. Toplumda saygınlıkları azaldı. Öğretmenlik bir meslek olmaktan çıkarıldı.
12 Eylül anlayışının bir darbesi de eğitimin temeli olan öğrenciye yapıldı. Öğrenci gençliği de potansiyel suçlu gibi görüldü, siyaset ve örgütlenme hakkı ellerinden alındı. İlerici, demokrat gençler okullarından atıldı. 12 Eylül yönetimi laik eğitime, yurtsever öğretmene ve ilerici öğrenciye karşıydı. Sözde Atatürkçülük yaparak, Atatürk devrimlerini ve yapıtlarını yıprattılar.
Atatürk 'ün Halkevleri etkinliği durduruldu, yöneticileri mahkemeye verildi. TDK ve TTK devlet dairesi durumuna sokuldu. Öztürkçe sözcükler yasaklandı. Onbinlerce kitap yakıldı ve toplatıldı. Kitap, suç aracı olan silahlarla birlikte gösterildi. 12 Eylül cuntasının, özetle laik eğitimde, öğretmende, öğrencide açtığı yaralar bugün de kanıyor. 12 Eylül cuntası, hem eğitimi, hem eğitimin temel öğesi olan öğrenci ve öğretmeni suçladı, yargıladı, hapse attı. Anayasaya zorunlu din derslerini koyarak Atatürk'ün Öğretim Birliği Yasası'nı bozdu. Atatürkçülük söylemini kullanarak Atatürkçülük düşüncesine aykırı zorunlu din derslerini okullarda okuttu. Anaokullarından başlayan şeriatçı eğitim kurumlarının yaygınlaşmasını özendirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı ve kurumlarında Atatürkçülük dışlanarak Türk-İslam Sentezi ideolojisi, kadrolaşma ve ders kitapları yoluyla egemen kılındı. Kitabı düşman bildi, toplattı ve yaktı. Öğretmen ve öğrenciyi potansiyel bir suçlu gibi gördü. Paralı eğitimi özendirdi, vakıf üniversitelerine olanak sağlayarak devlet üniversitelerinin gelişmesini engelledi. Öğretmen ve öğrenci örgütlerini dağıttı.
Eğitimde 12 Eylül izleri
- Din dersleri zorunlu hale getirildi, imam- hatiplerin sayısı arttırıldı, Öğretim Birliği Yasası delindi.
- Üniversite özerkliğine darbe vuruldu. Öğretmenlerin örgütü TÖB-DER kapatıldı, yöneticileri gözaltına alıpın sorgulandı, yüzlercesi görevlerinden uzaklaştırıldı.
- YÖK getirildi, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu'yla çok sayıda ilerici bilim adamı üniversitelerdeki görevlerinden uzaklaştırıldı, eğitimin kalitesi düştü, bilimsel araştırmalar geriledi.
- Milli Eğitim ve Üniversitelerde gerçekleştirilen ırkçı-şeriatçı kadrolaşmayla Türk-İslam sentezci anlayış egemen kılındı.
- Sorgulayıcı araştırıcı eğitim modeli yerine, ezberci model dayatıldı.
- Öğrenciye potansiyel suçlu gözüyle bakıldı, demokratik katılımı önlendi, tepki gösterenler polisle karşı karşıya bırakıldı.
--Alıntıdır--
NOT : Din hakkında yazılanlar dışında herşeye aynen katılıyorum (bide imamhatiplilerin her bölüme girebilme hakkı kaldırıldı sanırım kaldırılmamışsa yüksek bi puan düşürüyorlar.)sanırım bugünkü Türkiye'de eğitime vurulan darbe 12 Eylül darbesidir.Türkiyenin n aydın ilerici kuşağı olan 68 kuşağı ve 78 kuşağı darbeden sonra bir daha o ruhu yakalayamamıştır.
Kendi Kendini bitiren ve ülkesine düşman bir ordu bir daha olamaz herhalde buda sadece Türkiyede görülür..
Kenan evren şimdilerde deniz ve karı kız resimleri çiziyor..
-
öncelikle sunu belirteyim sadece turkiyede ogrenci secme sınavı yapılmıyor avrupada ve abd de de iyi bir universiteye ve bolume girebilmek için bu tarz sınawlar kendilerine gore yeterlilik uygulamaları var evet belki daha fazla ogrenci universiteye girme sansı buluyor ama adamların butceleri bizimkinden daha iyi bariz bi sekilde gorunuyor bu .. ote yandan her universite de cok gecerli branşlardan olusmuyor yani her alanda universite var tabiri caizse amelenin bile okumusu olsun mantıgıyla kalifiye eleman sahibi olabilmek adına yapılmıs bi uygulama kanımca..
Turkiye ye gelince hepimiz sikayet ederiz kendimde dahil yani sınavdan sınav sisteminden ama ogrencilere bakıorumda kacı egitimi hakedio die kactane ogrenci can kulagıyla dersi dinliyo seve seve okula gidiyo bişeyler ogrenmeye calısıo 5 dakka ders erken bitsede gitsek demio ogun anlatılan herhangi bi konyu biraz daha arastırayım biseylerde ben ogreneyim diyo egitim hakkı için egitimi istemek gerekiyo once simdi evet belki ogretmenlerimiz duz mantıkla dersi işleyip gidiyor diyenler olabilir ama ogrenciler ogretmenlerine soru soracak bence sonucta ögrencilerin bilgiye ihtiyacı var diye dusunuyorum tabi bu durumda olmamızın bi cok farklı nedeni vardır ama genel olarak baktıgımızda turkiye için uygundur ogrencileri bi sekilde secmek gerek cok fazla universitemiz yok ve öss nin turkiyede hiçbir torpilin işlemedigi tek sınama yontemi oldugunuda belirtmek isterim
ve oss donum noktası degildir arkadaslar girecek arkadaslar varsa bunu saplantı haline getirmeyin cok fazla zeka gerektirdigine de inanmıyorum duzenli calısan herkesin kazanabilecegi bir sınav bence ama bu son 1 senelik calısmaylada olmaz..
-
Haklısını ama herkes istediği bölümü okuyamıyor.Dayatılanlarla nereye kadar.bugün türkiyedeki unv. ilk 500'e zorla giriyor.Bunun nedeni Öss ve Yök hergün değişen sistem zorlaşan hayat ve öğrencilere hammal muamelesi.
