Biraz Pişmanlık Benimkisi
-
"İmkansız, sadece bir kelimedir"
Çok doğru laf bravo. İnsan isterse gerçekten öyledir. Ölüm dışında da herşeyin çaresi vardır.
-
Bence hatayı insanları tanımaya çalışmakla, bunlarla ilgili kitaplar okuyarak yapmışsın. İnsan ilişkileri kitaplar okuyarak öğrenilen bişey olduğunu düşünmüyorum. Sevgiyi hayatında tatmamış bi insana sevgilinin tanımını yaptığın zaman nekadar anlayabilir ? Nekadar ona inanabilir ki ? Bunlar deneyim etmeden ulaşılacak şeyker deyil. İnsan herşeyden önce kendini tanımalı, başarılı olmak için hedef oluşturmak deyil. Hedef oluşturduktan sonra başarılı olmak insanı mutlu kılar.
manhyak tarafından 29/Kas/12 19:33 tarihinde düzenlenmiştir -
Neye göre? kime göre?..
-
harbiden ağır problemli bireyler olarak yetisiyoruz. ozguvensiz, iradesiz, kalitesiz, cabalamaktan yoksun ve tek tip. yiyip içip sıçan, her fırsatta soluğu pc başında alan, sorumluluklarini yerine getirmekten aciz, asosyal, başarıya aç ve bi o kadar da uzak.
birşeyleri basaramadigimiz zaman yaptığımız tek şey bunu bir nedene bağlamak ve etrafımıza bunu kabul ettirebilmek için yirtinmak oluyor. asi tavirlarimiz da cabası. hic öyle will smith umudunu kaybetme adamları degiliz. tam kapasitemizin ve irademizin %10 uyla bile denemiyoruz. yaptığımız tek şey basarizliga bahane bulmak.
çözüm önce kendini bilmekle başlar. kendindeki eksikliğin adını koyacaksın. hatta oturup eksiklerin listesini ve hayat planıni yapicaksin haftalık aylık yıllık gibi. akışına bırakmayip yön vereceksin hayatına.
değişim bir anda gerçekleşmez, özveri ister sabır ister, epey bir zaman ister. bunun sonucunda edindiğimiz özgüven bir sonraki hamlen için ekstra bir güven verir ve bu katlanarak gider.
inşallah umarım i hope hayatlarimiza değer katacak hamleler için çabalamaktan hiç vazgeçmeyiz ve yolun sonuna geldiğimizde geride dolu dolu anılarla ayrılırız. malum tekrarı yok. -
Andrei bunu yazdı
konuyu acar acmaz ctrl-f yaptım, steve yazdım, cıkmaz diye düsündüm ama 2 tane birden cıktı.
moralim bozuk 2 gündür, yine de gülümsettin sagol.
okurum birazdan tamamını.
-
manhyak bunu yazdı
Bence hatayı insanları tanımaya çalışmakla, bunlarla ilgili kitaplar okuyarak yapmışsın. İnsan ilişkileri kitaplar okuyarak öğrenilen bişey olduğunu düşünmüyorum. Sevgiyi hayatında tatmamış bi insana sevgilinin tanımını yaptığın zaman nekadar anlayabilir ? Nekadar ona inanabilir ki ? Bunlar deneyim etmeden ulaşılacak şeyker deyil. İnsan herşeyden önce kendini tanımalı, başarılı olmak için hedef oluşturmak deyil. Hedef oluşturduktan sonra başarılı olmak insanı mutlu kılar.
O kadar kolay olmuyor. Ergenliktesi, bir sürü sıkıntın var, akrabalar yada komşular merhaba dese utanıp kızarıyorsun. Nereden başlayacğaın, ne olacağı konusunda bilgin yok. Üniversite gibi. Üniversitede teorik eğitimi alırız. ARdından hayata atılıp, biraz bocalayıp sonra pratik yparken teoriyide en güzel şekilde kullanırsak bunu verimi mükemmel olur.
Evet teori olmadan da olur. Fakat bunun için cesaret yoksa, ne yapacağını bilemiyorsan durum daha da zor. Benim 2-3 yılda keşfettiğim şeyleri, deneyimlerimi bir başkasına anlattığımda 1 sene hatta 1 seneden az sürede öğrenip daha da geliştirebilir. Çünkü yol gösteren var, ne yapılması gerektiğini bilen var.
Bunlar bile başlı başına bir özgüven/gaz veriyor ki bu işin büyük çoğunluğu özgüvendir. İnsan dialoglarında lider özelliğine sahip olan (alfa erkeği), konuşkan olan, insan içine giren, yeni insanlarla bağ kuran, ortamın ilgi odağı olan vs.. vs.. insanların özgüveni yüksektir. Birde sahip olamazsın. Bir şekilde bşalaman gerek.
Ben bilimsel olayları , uzmanların açıklamalarını kullandım. Kitap ve seminerler ile... Örneğin sigarayı bırakmakta zorlanıyorsan ; sigarayı direkt bırakamazsın. Yardım alırsın. O yardım etkili olmasada, psikolojik olarak güçlü hissedersin ve etkisi olur.
-
Mukavim_ bunu yazdıharbiden ağır problemli bireyler olarak yetisiyoruz. ozguvensiz, iradesiz, kalitesiz, cabalamaktan yoksun ve tek tip. yiyip içip sıçan, her fırsatta soluğu pc başında alan, sorumluluklarini yerine getirmekten aciz, asosyal, başarıya aç ve bi o kadar da uzak.
birşeyleri basaramadigimiz zaman yaptığımız tek şey bunu bir nedene bağlamak ve etrafımıza bunu kabul ettirebilmek için yirtinmak oluyor. asi tavirlarimiz da cabası. hic öyle will smith umudunu kaybetme adamları degiliz. tam kapasitemizin ve irademizin %10 uyla bile denemiyoruz. yaptığımız tek şey basarizliga bahane bulmak.
çözüm önce kendini bilmekle başlar. kendindeki eksikliğin adını koyacaksın. hatta oturup eksiklerin listesini ve hayat planıni yapicaksin haftalık aylık yıllık gibi. akışına bırakmayip yön vereceksin hayatına.
değişim bir anda gerçekleşmez, özveri ister sabır ister, epey bir zaman ister. bunun sonucunda edindiğimiz özgüven bir sonraki hamlen için ekstra bir güven verir ve bu katlanarak gider.
inşallah umarım i hope hayatlarimiza değer katacak hamleler için çabalamaktan hiç vazgeçmeyiz ve yolun sonuna geldiğimizde geride dolu dolu anılarla ayrılırız. malum tekrarı yok.Hepimizin sorunları var. bu yüzden birşeylere bağlıyız.
Alkole, sigaraya, bilgisayara, kadınlara, işimize, arabamıza, kahveye, spora (holiganlık) ... Bunlar psikolojik sorun göstergesidir (haddinden fazla bağlanıyoruz). Ve kimse bir problem olduğunu kabul etmiyor.
Büyük projelere bakalım, ardında hep basmak basamak vardır. Hatalardan ders çıkartırlar ve yeni öğrendiklerini sonraki projelerde kullanırlar. Apple bir ürünü çıkartır, dener ve geliştirip sonraki üründe kullanır (ekran, aleminyum , cam+metal birleştirme vs..). En basit örneği işler Güçler'dir. Bu dizi direkt çıkmış gibi görülebilir ama çıkmadı. Öncesinde Üsküdara Giderken var. Onun önceside var... Yani yavaş yavaş sağlamlaştı ekip, yönetmen, oyuncular ve proje.
Öğrendiklerini bir sonraki projeye kattı. Kendinin farkına varmak, hata yaptığında 'tüh öldük hayatımmahfoldu' moduna girmemek önemli.
--
23 yaşındayım ve abuk subuk nelerle uğraştım.
Üniversiteye gitmeden önce kitapların verdiği gazla 'insanları tanıdım, tamma artık' dedim. Üniversiteye bir girdim, ilk 2 senede fena kazıklar yedim. Sonra bir bok bilmediğimi anladım. Yeniden tanımaya çalışıyorum.
bunun dışında bilgisayarda yada normal hayatta onlarca aktivite, proje vs. vardır. Kolay diye girip, ilk başlarda fazla basite aldığımı anlıyorum. Sonra yavaş yavaş öğreniyorum. O kısmı sevmeye başladım. Okçuluk kolaydır deyip, oka gidip batıp sonra internetten videolar izleyip ; evde deneyip kendimi geliştirdim. Bu kısım güzel.
Uğraşınca öğrendiğini ve ilerlediğini görmek mükemmel. İlk yüzmede görmüştüm. Antrenör değiştirdim. Anadolu Üniversitesi yüzme klübünde artık gelebileceğim son hocaya geldim. 3 kulvar ve bir sürü sporcusu vardı. Kulvar derece dereceydi. Hoca antremanı yazar, çekip giderdi. Çoğu sallamazdı. Bense hepsine uymaya çalışırdım. 4 gün gider birde ekstradan pazar 9'da izin aldım, gidip haftanın 5 günü antreman yapardım tek başıma. Ardından sırasıyla 2. ve 1. kulvara geçtim. En iyi kulvardı. Türkiye rekorunu kıran arkadaşla birlikte yüzdüm (benden kat kat iyidi ve amerikaya gitti). Sonra girdiğim ilk yarışta 3 takım , 1 bireysel madalya kazandım. Ardından yüzmeyide bıraktım (pişmanım şu an okulumun havuzu yok ama Türkiye'ye dönünce başlayacağım)...
Bakalım 50-60'ı görebilirsek daha aklımıza hayalimize gelmeyen neleri göreceğiz. Ders çıkartarak, süreli uğraşarak gelişiriz aslında. Fakat hemen pes ediyoruz. Özellikle bnem gibi herşey hemen olsun istiyorsak.
-
çok iyi tavsiyelerde buulunmuşsın hocam..üşenmeden tek solukta okudum..
-
asosyallik bende de var ama benimkisi utangacliktan degil haci bos bos konusmayi ve haraket etmeyi gereksiz ve itici bulmamdan
cok az sayida gercek dostum var isim olmadigi haricinde biriyle konusmak, aktivite yapmak insanin basina sorun dert dirdir ve zaman kaybi aciyor bu yuzden kalabalikta da hep geri dururum, bazilari bunu iletisim kuramama vermektedir versinler umrumda degil, 1 dakka konusurum sonra sIkilirim en iyisi hic girmyeim sohpete. ozellikle ortalama insanlarla hic iletisim kurasim gelmiyor. ne zaman birinin bi farkli yonunu bulsam ona isiniyorum...
baktim herkes icini dokuyor bende dokeyim dedim D
-
Express yourself. Release & go..
