folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Dini Niteliklere Derin Yorum - Açıklanamayan Konular



Dini Niteliklere Derin Yorum - Açıklanamayan Konular

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ShockMan
    ShockMan's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Eylül/2004
    Erkek

    Arkadaşlar Derin düşüncelerin Bazan İnsanı Alıp Götürdüğü Bilinen Vede İnsanı Zaman Zaman Huzursuz Eden Gerçeklerdir. Takva Sahibi İnsanlarada Sorarsınız Cevap Alırsınız Amma Velakin Bazı Sırları Aralayamadıklarını Görürsünüz Ve Bu Sizi Doyurucu Cevap Alamamaktan Dolayı Rahatsız Eder.

    Bilimin bile Sade bir izahatı vardır Bu Tür Konular la ilgili, Bir Çok Bilinmeyen Karşısında Akla Ve Mantığa En uygun Olan Doğru olarak Kabullenilir, Taaki Aksi İspatlanana dek. Size Açıklayacağım Şeyler Açıkça Henüz İspatlanmış Şeyler Değildir, Sadece Tefsirler ve Açıklanmış Olaylardan Esinlenerek Elde Edilen İpucundan Yola Çıkılarak Yapılan Akla En mantıklı Gelen Derin Düşüncelerin Ürünüdür. Kısacası Bilimsel Bakış Anestezisinde Buna Okkanın Usturası Denilmektedir.

    Bu İnsanı Son Derece Rahatsız Eden ama Gerçek olan Durumları Özetler isek, Allah Neye Benziyor, Hiç Bir şeye Benzemiyor Nasıl olurda Dengi Yada Bir Doğuranı Yoktur, Peki Nasıl Varoldu. Aslında Bu Sorunun Cevaplanabilmesi İnsanın Nasıl yaratıldığından Tutunda Ne nerden nasıl Geldi Nasıl Oluştu Gibi Çok Keskin Sorulara da Yanıt Demektir.

    Elimden Geldiğince Yorumumda Anlatım Şeklimle Olaya Bakış Açınızı Değiştirmeye Çabalayacağım. Ne kadar Faydalı olur Bilemem, En Azından Elimden geleni yaptım Sayıyorum Kendimi.

    Küçüklüğümden beridir Allahın Neye Benzediği Hususunda Son Derece Kafamda Takıntılarım oldu, Ama Okuduğum Dini Kitaplarda Bu Takıntıların İnsanları Küfre Red etmeye Derin Düşünürken Hata yapılırsa İnsanın Aklını bile Kaçıracağı hususunda Bilgilere Rastladım ve Kendimce Bir Otokontrol Oluşturarak Düşünceyi Zamana yaydım, Acelem Yok, Zamanla diyerek Araştırmalarıma Devam ettim Aşırı Gitmedim Konunun Üzerine.

    Sonuç itibari ile Allah' a Evrende yada Diğer Boyutlarda Varolan Evrenlerde Benzeyen Hiç bir şey Yoktur, Bunu Yorumlamak Yalın bir Yorum gerektirir Dersem Olayı Basite indirgemiş Olmayacağıma inanıyorum, Bazan Çok karmaşık Konular Basit İzahatlara Sahiptir. Allaha Hiç Bir Şey Benzemez Çünkü Her şey Ama Her şey Zerreden tutunda Boşluk Hiçlik Dahil Hepsi Ondan Gelmiştir, O Hepsinin Toplamıdır, Hepsi Onun Varlığı ile Yaradılmıştır, Dolayısıyla Yarattıkları hususunda Allah Mars Gezegenine Benzermi yada Ak Sakallı Dedeye Benzermi Dyemezsiniz, Bu Büyük Bir hata Olur.

    Atomsal Boyuttan Daha Küçük Boyut Olan Zerresel Boyuttaki Varoluştan tutunda En Ucsuz Bucaksız Ortamların Tamamında Yer alır, Bu Durum Onun yere yada Mekana ihtiyaç Duymayan Olmasınada Sebeptir. Olayı Kavramamda İpucunu Bir Ayette Geçen O Size Şah Damarınızdan da Daha yakındır Cümlesinden Aldım, Demekki O Ayette Açıklıyorki O Her yerdedir. Madem Her yerdedir Demekki Hangi Delikte ne ederseniz Edin Bilen olmasıda Durumu Mantıklı Hale getiriyor.

    Peki Nasıl Varoldu, Yada Nasıl olurda Varolmadan Ezelden beridir Var idi Denilebiliniyor. Evet Kuranı Kerimde Açıkça Deniliyorki O Doğurulmadı, Ezelden beri Vardı Ve hep Varolandır. Burada Dikkati Ezele Çekmek gerekiyor, Ezel Ne Zaman Başladı Zeka Sahibi Varlıkların Varoluşuyla Başladı, Bizim Varlığımız Ve Düşüncelerimizin Sıfır Noktasıdır Ezel. Bilinmeyen Geçmiştir.

    Varoluşu hakkında Kesin Netice yinede Tabusal Engelleride İlgilendirmeden Yalın bir açıklama ile irdelemek yada Belirtmek Doğru olacaktır, O Bir Bilgisel Vede Gücün Kendi içindeki Döngüsüdür. Sanırım Ben Öldükten Sonra Ona Bir Soru Sorma hakkı Bana verilse idi Soracağım Tek Soru Bu olurdu, Vede Muhtemelen Alacağım Yanıt Ben Doğmadım Olacaktı. Ben Doğmadım Ne Demektir.?

    Doğmak Bizim gibi Varlıklar için Geçerli Varoluş Başlama Start Alma Sürecidir. Allahın Doğmadan varoluş Startı Almasıdır Ben Doğmadım. Kendi Kendini Kendisi yarattıda Denilebilir En yalın İzahatla, Amma Takva Sahibi kişilerin Bu Cümleyi Söylemesi Saygısızlık gibi Algılanmaktadır, Oysa Bazan İnsanların Aydınlatılması için Gereken Bir Söylemdir. Gerçek Budurki O Kendi Kendini yarattı Başkada Yanıtı Yoktur. 

    Evrende Sorulabilecek En Keskin sorudur Bu, O Nasıl Varoldu, Kuranda Belirtilen Doğrulmadı Sözü Anneye İhtiyaç Duymadı Anlamında Geçmektedir. Hep Varoluşu Onun Varlığını idrak eden Bilen Canlıları Yaratmasıyla Bir Bilgisel Düzleme Oturdu. Bu Noktada Bizzat Kendisinin Biz Kullarından Sakladığı Bir Gerçek Olduğunu Yinede ısrarla Belirtmekteyim. Günün birinde Umarım Akla Mantığa Daha uygun Cevap Bulabilirim Bu Soruya.

    Neyse Yazı Çok Uzar, Birazda İrdeleyerek İlerleriz Tabi Elimden Geldiğince İzahatlara Devam Edeceğim.


    Net ortamı, tek tük de olsa iyi dostluklar sağlamışsa bile, vefasızlığı ile ünlüdür..!
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    afrasiab
    afrasiab's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 18/Eylül/2007
    Erkek

    gecenin bi yarısında bu nerden geldi aklıan be kardeş :)


    Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiş demektir...
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    murathan
    murathan's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Mayıs/2007
    Erkek

    hocam din biraz da dogmatiktir.zaten bazı şeyler açıklanamazki.yani şöyle söyleyeyim.insanoğlunun kapasitesine bağlı birşey değil.bağımsız ayrı bir olay.yani bizim duyularımızın dışında gelişen hadiseler.Allah böyle yaratmış diyebiliriz :|


    copy
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Media
    Media's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Mayıs/2007
    Erkek

    hocam gerçekten güzel yazı.insanın kafasını kurcaladıgı sorular var  , akıl mantık kurmak ımkansızdır  tabi fazlada kafayı yormamak lazım .


    ....
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ZaL
    ZaL's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Ağustos/2006
    Erkek

    Shockman,açıkcası bu yazdıklarınız beni hayrete düşürdü. Cevapsız sorular diye nitelendirdiniz herşeyin aslında zihninizin orjin noktasında var olduğu gerçeğinden arınarak cevap aramaya çalışma serüveniniz biraz fuzuli geldi.

    Uzun cümleler yer alacak şu yorumumda lütfen sindirerek,anlamaya çalışarak okuyun.

    “insan oğlu sınırlıdır,sınırlı olan sınırsızı düşünemez” diyerekten devamını getireyim.

    Allah, yarattığı şeylerden; onların hakikisinden ve izafüsinden tamamen başkadır. Kaldı ki, insan, şu sınırlı Alemde hep, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar.

    İnsanın bu Alemde gördüğü şeyler, milyonda beş nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadar. Mesela o, saniyede 40 defa ihtizaz (titreşim) yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan ihtizazı da duymaz. Öyle ise insanın, sesleri duyup alması sınırlıdır. Bu da, ancak milyonda çok küçük nisbetde bir şeydir. O’nun görüş ve duyuş sahası da çok dardır. Bu kadar sınırlı gören, duyan, bilen bir insanın “Allah için görülmüyor? Nasıldır?” demesi -haşa!- O’na kemmiyet ve keyfiyet izafe ederek, O’nun üzerinde düşünmesi, dolayısıyla da haddini bilmemesi demektir. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki, Allah’ı da bilesin. Allah kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir ve senin nakıs kıstaslarınla ölçülmeyecek kadar mualladır. Sen ışık hızıyla trilyon sene ötelere gitsen ve trilyonlar senelik öteleri görsen, sonra gördüğün bu kainatları üst üste yığsan; bunlar, O’nun varlığına nisbetle mikroskobik birşey bile olamaz. Bizler daha Antartika kıtasını bilemezken, bütün kevn-ü mekanları evirip çeviren Allah’ın -haşa- ve kella- “nitelik” ve “niceliği” hakkında nereden bilgimiz olacak!! Allah, Allah olduğu için, O’nun tabiriyle “nitelik” ve “nicelik”ten de mukaddes ve münezzehtir. O, bizim, her türlü tasavvurlarımızın ötesinde, ötelerin de ötesindedir…

    Kelamcı: “Aklına her ne gelirse, Allah ondan başkadır” der. Tasavvufçu ise: “Aklına ne gelirse, onun verasının ve verasının verasındadır. Ve sen, daima seni saran perdelerle Adeta bir fanus içindesin…”

    Descartes der ki: “İnsan, herşeyi ile sınırlıdır. Sınırlı olan birşey, sınırsızı düşünemez.”Allah ise, varlığı sınırsızdır; namütenahidir. Binaenaleyh, sınırlı düşünen insanoğlu O’nu ihata edemez.

    Alman edibi Goethe: “Seni binbir isminle anıyorlar, ey Mevcud-u Meçhul! Biri değil, seni binlerce isminle ansam, yine de seni sena etmiş sayılamam. Çünkü sen, hertürlü tavsifin verAsındasın” sözüyle, bu mevcud-u meçhulu anlatır bize…

    Mütefekkirler, Allah’ı mevcut, fakat idrak edilmez bir mevcut olarak mütalaa ederler. Allah, insanın kavrayabileceği, bilebileceği şeylerden değildir. Göz, O’nu göremez, kulak O’nu işitemez. Öyle ise, sen, O’nun hakkında sadece Nebülerin ta’limine uyup öylece inanmalısın!..

    Allah nasıl bilinir ki: O vücudun da, ilmin de ilk mebdei, ilk illetidir. Varlığımız, O’nun varlığının nurunun gölgesi; ilmimiz, O’nun muhüt olan ilm-i İlahüsinin bir şemmesidir. Evet, bir seviyede, Allah’ı bilmenin ve irfan sahibi olmanın yolu vardır: Ne var ki bu yol, eşyayı bilme yolundan bütün bütün başkadır… Yanlış yolla O’nu tanımağa kalkanlar, nefislerinin gururunu kıramamış, iç müşahedenin ne olduğunu duyamamış, tadamamış bir kısım talihsizlerdir ki; “Allah i aradım da bulamadım” hezeyanıyla fen ve felsefe namına dalaletlerini izhar ederler.

    Allah öyle bir Allah’tır ki, gerek enfüsü ve gerekse afakü, kalb ve ruhun mi’racında seyr-i ruhü ve kalbü varlığını ve varlığının zarurü olduğunu gösterir ve ruhumuzun derinliklerinde kendini bize hissettirir. İşte bütün ilimlerimizin kökü olan bu vicdani duygu, bizdeki sınırlı ilimlerin, şuurların, akılların, fikirlerin hepsinden daha kuvvetlidir. Böyle iken, biz çok defa vücudumuzdan ve bu iç sezişten zuhul ederiz de hata ve dalaletlere düşeriz.

    Kainat, bunu hatırlatıcı bin dil ve bin teldir. Kur’an, belağatlı lisaniyle en büyük hatırlatıcı, Peygamberimiz ise en mükemmel bir tebliğcisidir.


    2 kelime yanyana gelirde güzel olmaz mı? Sen bunu göremiyorsan,ben sana gösterememki.Tıpkı şuan şurada yazılanlar gibi.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    selim_pusat
    selim_pusat's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2007
    Erkek

    shockman çok uzun yazıosun be kardeş ergenekon iddianamesinden beter olmuş yarın okuyacam gözlerim ağrıdı valla kuusra bakma


    Anne sevinin, sevinin artık Eve dönemedik diye üzülme Ağıtlar yakıp ta sürme yüzüne Sevinin, biz meydanlarda ölsek de Siz sanmayın, şehit kanı kalır yerlerde Bir önder çıkacaktır elbet Bizleri bekliyor simdi Hilal’in gösterdiği şehirde Ben huzur bulacağım Ve karanfiller yetişecek üzerimizde
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ShockMan
    ShockMan's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Eylül/2004
    Erkek

    ZaL bunu yazdı:
    -----------------------------

    Shockman,açıkcası bu yazdıklarınız beni hayrete düşürdü. Cevapsız sorular diye nitelendirdiniz herşeyin aslında zihninizin orjin noktasında var olduğu gerçeğinden arınarak cevap aramaya çalışma serüveniniz biraz fuzuli geldi.

    Uzun cümleler yer alacak şu yorumumda lütfen sindirerek,anlamaya çalışarak okuyun.

    "insan oğlu sınırlıdır,sınırlı olan sınırsızı düşünemez"diyerekten devamını getireyim.

    Allah, yarattığı şeylerden; onların hakikisinden ve izafüsinden tamamen başkadır. Kaldı ki, insan, şu sınırlı Alemde hep, sınırlı düşünür, sınırlı görür, sınırlı duyar.

    İnsanın bu Alemde gördüğü şeyler, milyonda beş nisbetindedir. Duyduğu şeyler de o kadar. Mesela o, saniyede 40 defa ihtizaz (titreşim) yapan bir sesi duymaz. Binleri aşan ihtizazı da duymaz. Öyle ise insanın, sesleri duyup alması sınırlıdır. Bu da, ancak milyonda çok küçük nisbetde bir şeydir. O’nun görüş ve duyuş sahası da çok dardır. Bu kadar sınırlı gören, duyan, bilen bir insanın “Allah için görülmüyor? Nasıldır?” demesi -haşa!- O’na kemmiyet ve keyfiyet izafe ederek, O’nun üzerinde düşünmesi, dolayısıyla da haddini bilmemesi demektir. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki, Allah’ı da bilesin. Allah kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir ve senin nakıs kıstaslarınla ölçülmeyecek kadar mualladır. Sen ışık hızıyla trilyon sene ötelere gitsen ve trilyonlar senelik öteleri görsen, sonra gördüğün bu kainatları üst üste yığsan; bunlar, O’nun varlığına nisbetle mikroskobik birşey bile olamaz. Bizler daha Antartika kıtasını bilemezken, bütün kevn-ü mekanları evirip çeviren Allah’ın -haşa- ve kella- “nitelik” ve “niceliği” hakkında nereden bilgimiz olacak!! Allah, Allah olduğu için, O’nun tabiriyle “nitelik” ve “nicelik”ten de mukaddes ve münezzehtir. O, bizim, her türlü tasavvurlarımızın ötesinde, ötelerin de ötesindedir…

    Kelamcı: “Aklına her ne gelirse, Allah ondan başkadır” der. Tasavvufçu ise: “Aklına ne gelirse, onun verasının ve verasının verasındadır. Ve sen, daima seni saran perdelerle Adeta bir fanus içindesin…”

    Descartes der ki: “İnsan, herşeyi ile sınırlıdır. Sınırlı olan birşey, sınırsızı düşünemez.”Allah ise, varlığı sınırsızdır; namütenahidir. Binaenaleyh, sınırlı düşünen insanoğlu O’nu ihata edemez.

    Alman edibi Goethe: “Seni binbir isminle anıyorlar, ey Mevcud-u Meçhul! Biri değil, seni binlerce isminle ansam, yine de seni sena etmiş sayılamam. Çünkü sen, hertürlü tavsifin verAsındasın” sözüyle, bu mevcud-u meçhulu anlatır bize…

    Mütefekkirler, Allah’ı mevcut, fakat idrak edilmez bir mevcut olarak mütalaa ederler. Allah, insanın kavrayabileceği, bilebileceği şeylerden değildir. Göz, O’nu göremez, kulak O’nu işitemez. Öyle ise, sen, O’nun hakkında sadece Nebülerin ta’limine uyup öylece inanmalısın!..

    Allah nasıl bilinir ki: O vücudun da, ilmin de ilk mebdei, ilk illetidir. Varlığımız, O’nun varlığının nurunun gölgesi; ilmimiz, O’nun muhüt olan ilm-i İlahüsinin bir şemmesidir. Evet, bir seviyede, Allah’ı bilmenin ve irfan sahibi olmanın yolu vardır: Ne var ki bu yol, eşyayı bilme yolundan bütün bütün başkadır… Yanlış yolla O’nu tanımağa kalkanlar, nefislerinin gururunu kıramamış, iç müşahedenin ne olduğunu duyamamış, tadamamış bir kısım talihsizlerdir ki; “Allah i aradım da bulamadım” hezeyanıyla fen ve felsefe namına dalaletlerini izhar ederler.

    Allah öyle bir Allah’tır ki, gerek enfüsü ve gerekse afakü, kalb ve ruhun mi’racında seyr-i ruhü ve kalbü varlığını ve varlığının zarurü olduğunu gösterir ve ruhumuzun derinliklerinde kendini bize hissettirir. İşte bütün ilimlerimizin kökü olan bu vicdani duygu, bizdeki sınırlı ilimlerin, şuurların, akılların, fikirlerin hepsinden daha kuvvetlidir. Böyle iken, biz çok defa vücudumuzdan ve bu iç sezişten zuhul ederiz de hata ve dalaletlere düşeriz.

    Kainat, bunu hatırlatıcı bin dil ve bin teldir. Kur’an, belağatlı lisaniyle en büyük hatırlatıcı, Peygamberimiz ise en mükemmel bir tebliğcisidir.


    -----------------------------

    Evet Yazıyı Son Cümlesine Kadar Okudum, Gayet Doğrudur, Yalnız Ben Kimmiyim Kısmına Değineceğim, Sevgili Hocam Gençliğin Durumunu Görüp Üzülen Birisiyim Dersem Bu Anlamda Bir iki Kelam Ederek Kafalarındaki Bedbahti Düşünceler le Mücadele Ederek En Azından Dini Yaşamıyorlarsada Hiç Değilse Sapkınlığa Düşmemelerini İstemem yadırganacak bir durum değildir.

    Tabiki Ve Pek Tabiki Sınırlı yaratılmış İnsanoğlu Asla Onu Kavrayamaz, Açıktırki Aralanamayanı İhtimal Güçlüdürki Yarattığı Zihin sahibi İnsana Göstermesi Yarattığı Zihnin Kısa Devre etmiş bir bilgisayar Gibi Yokolması ile Eşdeğer Bilgiler Olma ihtimali olduğunu Son Cümlemde Zaten Belirtmişim, Bizden Saklanan Bazı Şeyler Olduğu Hususunda Kesin Bulgular Mevcuttur. Sadece Allah' Yanlış Değerlendirmemek Gerekmektedir. En Azından Varlığının Büyüklüğünü Cevaplayabildiğime inanıyorum, Kesin İspat Yaratılmışlığımızda Saklıdır. Onuda Bırakalım Gençlik Görsün Bizden bu kadar yani.

    Allahın Varlığı Hususuda Saklanan Bir Sırdır vede Saklanan Evrende Bildiğim En Büyük Sırdır Diyebilirim, Bu Sırrı Öğrenmemiz Yokolmamızla Eşdeğer Olma İhtimali vardır.


    Net ortamı, tek tük de olsa iyi dostluklar sağlamışsa bile, vefasızlığı ile ünlüdür..!
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ZaL
    ZaL's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Ağustos/2006
    Erkek

    ...
    -----------------------------

    Evet Yazıyı Son Cümlesine Kadar Okudum, Gayet Doğrudur, Yalnız Ben Kimmiyim Kısmına Değineceğim, Sevgili Hocam Gençliğin Durumunu Görüp Üzülen Birisiyim Dersem Bu Anlamda Bir iki Kelam Ederek Kafalarındaki Bedbahti Düşünceler le Mücadele Ederek En Azından Dini Yaşamıyorlarsada Hiç Değilse Sapkınlığa Düşmemelerini İstemem yadırganacak bir durum değildir.

    Tabiki Ve Pek Tabiki Sınırlı yaratılmış İnsanoğlu Asla Onu Kavrayamaz, Açıktırki Aralanamayanı İhtimal Güçlüdürki Yarattığı Zihin sahibi İnsana Göstermesi Yarattığı Zihnin Kısa Devre etmiş bir bilgisayar Gibi Yokolması ile Eşdeğer Bilgiler Olma ihtimali olduğunu Son Cümlemde Zaten Belirtmişim, Bizden Saklanan Bazı Şeyler Olduğu Hususunda Kesin Bulgular Mevcuttur. Sadece Allah' Yanlış Değerlendirmemek Gerekmektedir. En Azından Varlığının Büyüklüğünü Cevaplayabildiğime inanıyorum, Kesin İspat Yaratılmışlığımızda Saklıdır. Onuda Bırakalım Gençlik Görsün Bizden bu kadar yani.

    Allahın Varlığı Hususuda Saklanan Bir Sırdır vede Saklanan Evrende Bildiğim En Büyük Sırdır Diyebilirim, Bu Sırrı Öğrenmemiz Yokolmamızla Eşdeğer Olma İhtimali vardır.


    -----------------------------
    Zaman darlığından kısaca özetleyeceğim, yönlendirme ve yöneltme arasındaki fark anlatmaya çalıştığınız kadar basit değildir.

    “Gençliğin Durumunu Görüp Üzülen Birisiyim Dersem Bu Anlamda Bir iki Kelam Ederek Kafalarındaki Bedbahti Düşünceler le Mücadele Ederek En Azından Dini Yaşamıyorlarsada Hiç Değilse Sapkınlığa Düşmemelerini İstemem yadırganacak bir durum değildir” cümlenizdeki yönlendirme değil,yazdıklarınızla alakalı olarak sadece sizin gibi düşünmeye yöneltmektir.Bu cümlemin doğruluğunun ispatıda konu başlığınızda yer alan Açıklanamayan Konular cümlenizdir.Açıklanamayan cümlenizi cürüten ise ilk yorumumdur.Yönlendirme ise cümlelere kesin yargılar koymayıp okuyanın kendi yorumunu katabileceği yazılardır.Özetle yazdıklarınız dediğiniz gibi yönlendirme değil yöneltmedir.Niyetiniz bu diyerekten söylemiyorum sakın yanlış anlamayın,bazen niyet-hareket ilişkisinde farklılıklar olabiliyor.


    2 kelime yanyana gelirde güzel olmaz mı? Sen bunu göremiyorsan,ben sana gösterememki.Tıpkı şuan şurada yazılanlar gibi.
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Blackjack
    Blackjack's avatar
    Kayıt Tarihi: 25/Eylül/2007
    Erkek

    Bence Tanrının neye benzedigi,nasıl varoldugu yada kendisinden daha büyük bir şey yaratabilcegi gibi çeşitli ve bilindik sorulardan daha zor şeylerde var.Misal örneklemek gerekirse Tanrının cehennemi ve cenneti.Biz insanoglunun Tanrıya cenneti için inanması içinde yer alan salt bir bencilligi gösterir.Cehenneme inanmamızda,bu dünyada çalıp çırpı gününü gün edenlerden Tanrının bizim intikamımız alıcagnı bilmemizden dogan bir intikam tutkusunun Tanrıya yüklenmesinden öte degildir.Peki söyle bir bakarsak sadece cenneti olan bir Tanrıya kimse inanmaz çünkü ondan kimse korkmaz,sadece cehennemi olan bir Tanrıyada kimse inanmaz,çünkü ona sadece zarar vericek bir olguya kim inanır.Peki Tanrı bizleri ve duygularımızıda yaratmışşsa neden bunu cehennem ile ilişkilnedirip korkuya baglıyıor,diger yandan iyilikte var sevgide var neden kokru neden cehennem neden?nedne şükrediyoruz bu dünyaya biz knedi istegimiz ile m geldik,Tanr hem bizi kendi istegimiz dısında yaratıyor hemde bizden şükretmemeizi istiyor.Bu sonucta savas alında dogan inançlı bir çocuk annesinin babasının öldügü için mi Tanriya şükretsin.diger taraftan zengin bir çocukda inançlı şimdi bu ikisi aynı cennette giderse haksızlık olmazmı.Bu neden ile paralı=cehennemlik parasız=cennetlik olmadıgna göre bu iradeye sahip bir insan dünyada yok mu ?

  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ShockMan
    ShockMan's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Eylül/2004
    Erkek

    ZaL bunu yazdı:
    -----------------------------

    ...
    -----------------------------

    Evet Yazıyı Son Cümlesine Kadar Okudum, Gayet Doğrudur, Yalnız Ben Kimmiyim Kısmına Değineceğim, Sevgili Hocam Gençliğin Durumunu Görüp Üzülen Birisiyim Dersem Bu Anlamda Bir iki Kelam Ederek Kafalarındaki Bedbahti Düşünceler le Mücadele Ederek En Azından Dini Yaşamıyorlarsada Hiç Değilse Sapkınlığa Düşmemelerini İstemem yadırganacak bir durum değildir.

    Tabiki Ve Pek Tabiki Sınırlı yaratılmış İnsanoğlu Asla Onu Kavrayamaz, Açıktırki Aralanamayanı İhtimal Güçlüdürki Yarattığı Zihin sahibi İnsana Göstermesi Yarattığı Zihnin Kısa Devre etmiş bir bilgisayar Gibi Yokolması ile Eşdeğer Bilgiler Olma ihtimali olduğunu Son Cümlemde Zaten Belirtmişim, Bizden Saklanan Bazı Şeyler Olduğu Hususunda Kesin Bulgular Mevcuttur. Sadece Allah' Yanlış Değerlendirmemek Gerekmektedir. En Azından Varlığının Büyüklüğünü Cevaplayabildiğime inanıyorum, Kesin İspat Yaratılmışlığımızda Saklıdır. Onuda Bırakalım Gençlik Görsün Bizden bu kadar yani.

    Allahın Varlığı Hususuda Saklanan Bir Sırdır vede Saklanan Evrende Bildiğim En Büyük Sırdır Diyebilirim, Bu Sırrı Öğrenmemiz Yokolmamızla Eşdeğer Olma İhtimali vardır.


    -----------------------------
    Zaman darlığından kısaca özetleyeceğim, yönlendirme ve yöneltme arasındaki fark anlatmaya çalıştığınız kadar basit değildir.

    “Gençliğin Durumunu Görüp Üzülen Birisiyim Dersem Bu Anlamda Bir iki Kelam Ederek Kafalarındaki Bedbahti Düşünceler le Mücadele Ederek En Azından Dini Yaşamıyorlarsada Hiç Değilse Sapkınlığa Düşmemelerini İstemem yadırganacak bir durum değildir” cümlenizdeki yönlendirme değil,yazdıklarınızla alakalı olarak sadece sizin gibi düşünmeye yöneltmektir.Bu cümlemin doğruluğunun ispatıda konu başlığınızda yer alan Açıklanamayan Konular cümlenizdir.Açıklanamayan cümlenizi cürüten ise ilk yorumumdur.Yönlendirme ise cümlelere kesin yargılar koymayıp okuyanın kendi yorumunu katabileceği yazılardır.Özetle yazdıklarınız dediğiniz gibi yönlendirme değil yöneltmedir.Niyetiniz bu diyerekten söylemiyorum sakın yanlış anlamayın,bazen niyet-hareket ilişkisinde farklılıklar olabiliyor.


    -----------------------------

    Hocam İnsan Doğası Sınırlı Varoluşu Red etmektedir, Sınırlı olmak İnsana Zor Gelen Bir duygudur, Çünkü İnsan Çok Daha Fazlasına Kapasite Tutabilecek Boyutta bir varlıktır. Dolayısıyla Sapkın Düşüncelere Girebilmektedir, Anlatımlarım Tabiki Surette Yönlendirmedir. Ancak Yazımda Sapkınlık yaratacak her hangi bir Öğe Yoktur.

    Yazıdaki Amacım Yanlış Benzetmeler ile Uraşılmamasıdır, ki Açıkçada Bellidirki Sınırlı Varlığımızın Kabul edebileceği Varlık Açıklamalarıda Günah yada Bedbahtlık değildir. O Allahki En Yüce Sevgilidir, O Allahki En Yüce Cezalandırıcıdır, Onu Öcü gibi Gören bir Gençlik Oluşmasının sebebi Yalın Olmayan Açıklama ve Sözlerdir. Bir Çok izahatı Genç Dimagların Anlayabileceği Basitliğe indirmek Karışmış Kafalara Derman Olabilmektedir.

    Açıkçası Bu yaradılışımı Arzulamadım, İstemim Dışında Varoldum, Amma Velakin Ona güveniyorum Ve Madem Varoldum Güzel Olanı Nasip eder Umuduyla Yaşamaktayım, Yaratıldığımız Ortamda Günah ve Kötülük Oranı Her geçen Gün Misliyle Artmaktadır, Bu Beni Ve Bir çok Kimseyi Tedirginde etmektedir.


    Net ortamı, tek tük de olsa iyi dostluklar sağlamışsa bile, vefasızlığı ile ünlüdür..!
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ByALeX
    ByALeX's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Ağustos/2005
    Erkek

    Güzel, hoş ve sağlam bir yazı olmuş. Zevkle okudum. Allah razı olsun...
    Yazının bazı bölümlerinde Allah'ın neye benzediği konusu var. Bazı kişilerin Allah'ın neye benzediğini düşünmeye teşfik edici olabileceğinden dolayı bir kaç cümle eklemek isterim.

    Allah'ın neye benzediğini düşünmek iyi değildir, adapsızlıktır, mekruhtur. Bunu mübahtan sayıp sakın olaki bu büyük hayata düşmeyelim. Allah korusun insanı küfre bile götürebilir. Çünkü o esnada mel-un şeytan insana türlü türlü vesveseler verir. O nedenle Allah'ın neye benzediğini düşünmemek gerekiyor. Allah'ın varolduğuna inanmak yetiyor. Allah'ın varolduğuna inanalım, emir ve yasaklarına yerine getirelim ve gerisini kurcalamayalım. Allah'ın neye benzediğini düşüneceğimize; imanın şartlarına Amenna billah inanıp, islamın şartlarını yerine getirip, Allah yolunda dost doğru ilerleyelim. Allah'ın neye benzediği düşüncesini ise kendi iç alemimizde kapatmamız en iyisi olacaktır.
    Uzun lafın kısası biz O'nun yolunda dost doğru ilerlersek zaten O'nun o eşi benzeri olmayan Cemalini görürüz.

    İman'ın Şartları;

    1- Allah'ın varlığına ve birliğine inanmak.
    2- Allah'ın meleklerine inanmak.
    3- Allah'ın kitablarına inanmak.
    4- Allah'ın peygamberlerine inanmak.
    5- Ahiret gününe inanmak.
    6- Kadere, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah (Celle Celalühu) olduğuna inanmak.

    İslam'ın Şartları

    1- Kelime-i şehadet getirmek.
    2- Namaz kılmak.
    3- Oruç tutmak.
    4- Zekat vermek.
    5- Haccetmek.

    Gerekli olan bunlardır, biz bunları uygulayalım da, gerisini kurcalamayalım.


    Alim ile Sohbet Etmek Zümrüt ile incidir, Cahil ile Sohbet Etme Günde Bin Can incitir. Alim ile Sohbet Etmek Mertebe, Cahil ile Sohbet Etme Dönersin Merkebe, Eşek Alim Olmaz Kitap Taşımakla Tekkeye, insan da Hacı Olmaz Gitmekle Mekkeye.
Toplam Hit: 8884 Toplam Mesaj: 51