folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Nükleer Destekçileri Derneği Arıyorum



Nükleer Destekçileri Derneği Arıyorum

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HighElf
    HighElf's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Aralık/2008
    Erkek
    Çevreci 'nükleer yandaşları' artıyor
    LONDRA - İngiltere'nin ciddi ulusal gazetesi The Independent Yeşil hareketin önde gelen isimlerinin nükleer enerji konusundaki muhalif tavırlarından 180 derecelik dönüş yaptıklarını manşetinden duyurdu.
    24-02-2009, Salı

    Şimdi tutum değiştirdiklerini açıklayan isimlerin geçmişte muhalif tavırları nedeniyle hükümetin yeni nükleer santral inşaası politikasını dondurma kararı almasında etkili olduklarına dikkat çeken The Independent'ın haberine göre nükleer enerji savunucusu çevreciler arasında çevre örgütü Greenpeace'in eski başkanı Stephen Tindale de var.

    "Peki neden bu tutum değişikliği?" sorusunu Tindale, şöyle açıkladı:

    ''Nükleer santrallere kısmen çevre kirliliği ve nükleer atıklar nedeniyle, ama özellikle de nükleer silahların yayılmasından duyduğum korku yüzünden muhaliftim. Fikrimin değişmesi de bir gecede olmadı.

    Zaman içinde özellikle Sibirya'da, donmuş tabakanın eriyerek metan gazının atmosfere yayılmasına neden olmasıyla sorun çok ciddi boyutlara ulaştı. Bu din değiştirmek gibi. Nükleere karşı olmak çevreci olmanın önemli bir parçasıydı, ama şimdi çevrecilerle konuştuğumda nükleer enerjinin ideal olmamakla birlikte iklim değişikliğinden çok daha iyi olduğu konusunda giderek yaygınlaşan bir kanı olduğunu görüyorum.''

    Bu haberle aynı sayfada yer alan bir başka görüş ise, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda nükleer enerjiden daha etkin yollar bulunduğunu öne sürdü.

    İngiltere'nin önge gelen çevrecilerinden, Yerkürenin Dostları örgütünün eski başkanı Tony Juniper, yazısında "Para ve zaman israfı olarak nitediği nükleer enerji yerine, yenilenebilir enerjiye odaklanmalı" görüşünü savundu.

    Juniper özetle şunları yazdı:

    ''ABD'de yapılan bir araştırmaya göre enerji tasarrufu için harcanan her bir dolar, atmosfere karbon salımının önlenmesi çalışmaları esas alındığında, nükleer enerjiye harcanan bir dolardan daha verimli sonuç veriyor. Tasarrufun yanısıra daha yenilenebilir enerji, daha temiz otomobiller, daha az yoğun olan trafik, binalar için daha işlevsel enerji sistemleri, fosil yakıt kullanımını daha verimli ve temiz hale getirmek nükleer enerjiden daha iyi bir çözüm paketidir. Buna ek olarak genelde tüketimin azaltıldığı bir kültür değişikliği boyutu da olan bir enerji politikasına gerek var.''

     

     

    --------------------

     

     

    BEN DE NÜKLEER DESTEKÇİSİ ÇEVRECİYİM !


    Bir Arnavut atasözü der ki: Burri pa arme si gruaja pa breke ! Silahsiz adam donsuz kadin gibidir !
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cran_s
    cran_s's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Haziran/2006
    Erkek

    Çernobilde vardır bu derneklerden

  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    inside
    anonim6918524
    anonim6918524's avatar
    Banlanmış Üye
    Bilgi/Destek Madalyası Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 16/Temmuz/2005
    Erkek

    Nükleer teknolojiye ancak nükleer teknoloji hakkında bilgisiz ve bilimden uzak kişilerin karşı çıkabilir. Ne yazık ki ülkemizde akademisyenlere kadar bu konuda hala çok cahil insan var. Fakat bu akademisyen dediğim kişiler sayısal bilimlerden uzak kişiler ve çevre dernekleri de bunları forslu kişilermiş gibi pazarlıyor.

    Okumayan, araştırmayan bir ülke olarak her denilen zırvaya inanıyoruz. Çevre dernekleri öyle saçma sapan bilimden uzak iddialar ortaya atıyor ki ya çok cahiller ya da özellikle insanlara yalan söylemeyi tercih ediyorlar. Daha insanlar gündemden bihaber. "Çernobil Nükleer Santral kazası neden olmuş", "Japonya'daki nükleer santral kazasına sebep olan nedir?" diye soran yok. Halkın %90'ı Çernobil'in sistem hatasından kendi kendine havaya uçtuğunu ve Japonya'daki nükleer santralin de depremde yıkıldığını sanıyor.

    Nükleer enerji en temiz enerji kaynağıdır. İşgal ettiği yer fazla değildir ve doğaya sadece su buharı bırakılır. Ben de kendimi çevreci olarak tanımlayabilirim. Ancak Greenpeaceci soytarılar yerine daha aklı başında, söz ve icraat sahibi WWF'yi tercih etmekteyim.

    Nükleer enerjiyi yıllardır savunurum. Bu konuda yazdığım rakamlara ve bilimsel gerçeklere dayanan bir araştırma yazısı vardı. Daha fazla konu hakkında yazmak yerine onu buraya koyacağım.

    ------------------------------------------------------------------------

    Ek olarak nükleer santraller hakkında zamanında sunum da yapmıştım. Dileyen ona da gözatabilir. Ancak sunumdaki bilgiler başlık niteliğinde, özet şeklinde denebilir. Zira orada anlatıcı olarak detaylı bilgiyi kendim vermekteydim. Öncelikle yazıyı okuyunuz. 

    http://www.alpgulec.com/nukleer.pptx 

    ----------------------------------------------------------------------------------------
    Merhaba. Daha önceden nükleer santraller hakkında bir araştırma yazısı yazmıştım. Ancak Japonya’da meydana gelen nükleer santral kazası üzerine mevcut yazımı güncellemeye ve genişletmeye karar verdim.  Çevrede büyük bir bilgi kirliliği var. Özellikle bunda çevre derneklerinin payı yüksek. Nükleer teknoloji hakkında bilgi sahibi olmayan insanları korkuya sevk ederek her santrali patlamaya hazır bir bomba gibi gösteriyorlar.  Hazırladıkları video ve dökümanlara bakıldığında bilimle bağdaşmayan varsayımlar görüyoruz. Öncelikle korkularımızın aklımızın önüne geçmesine izin vermeden, bilgi sahibi olduktan sonra bu konuyu düşünmek gerek. Nükleer teknoloji yabana atılacak bir şey değil. Güneş ve rüzgar enerjisinin alternatif olacağı kadar basit de değil. Yazıma, şahsi görüşlerimden ve varsayımlardan öte bilimsel gerçekler ve istatistikler üzerinde duracağımın altını çizerek giriş yapıyorum.

     

    Nükleer enerji, bilindiği üzere çağımızın en öne çıkan enerji kaynaklarından birisi. Teknolojiyle beraber günden güne daha verimli ve güvenli hale getirilmekte. Dünya’nın birçok ülkesi yıllar öncesinden bu enerji kaynağını kullanmaya başlamışken Türkiye’de 2011 yılında bile hala spekülasyonlar sona ermiş değil. Nükleer enerji  ülkemize oldukça yabancı bir kavram olduğundan halkımız bu konuda tedirgin. Çevre ve sivil toplum örgütleri de bunu körüklemekle beraber bilgisizlikten beslenip korkularla büyüyorlar. Her şeyi bir kenara bırakalım ve objektif bir şekilde avantaj ve dezavantajlarını ele alalım. Öncelikle trajedilerden başlıyorum; Dün Çernobil, bugün ise Fukushima’da büyük trajediler yaşandı. Onbinlerce insan hayatından, evinden, sağlığından oldu. İnsanlığın hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceği binlerce kişi canları pahasına santral onarım ekiplerine gönüllü katıldılar. Her birini saygıyla anıyoruz. Bunun yanında Çernobil kazasının gerçekleştiği Pripyat şehri ne yazık ki yüzyıllarca yaşanılmaz bir yer haline geldi. İnsanlığın bu konudaki tecrübesizliğinin faturası ağır olmuştu. Peki bu kazaların sebebi neydi? Büyük bir trajediye tanıklık eden Pripyat şehri neden birden karanlığa gömülmüştü?

     

    Çernobil nükleer santrali 1977 yapımı eski ve teknoloji yönünden yetersiz bir santraldi. Zira nükleer enerji ilk ABD’de 1951 yılında 100kW enerji veren bir deneme reaktör ile kullanılmaya başladı. 1954 yılında ise Rusya Dünya’nın ilk nükleer santralini devreye soktu. Ukrayna’ya yapılan Çernobil Nükleer Santrali de bu konuda başı çekenlerden biriydi. Ancak kontrolsüz bir deneyin kurbanı oldu.

     

    Deneyin amacı, reaktörün çalışması ansızın durduğunda, buhar türbinlerinin ne kadar süre çalışmayı sürdürecekleri ve ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti. Bir meltdown(erime) tatbikatı yapmayı planlıyorlardı.  Bu sebeple reaktör gücü düşürüldü ve deney saatinde güvenlik sistemleri tamamen devredışı bırakıldı. Su düzeyi güvenlik sınırının altına indirildi. Böylece tehlike anında santralin kapanmasının da önüne geçilmiş oldu. Fakat aniden beklenmeyen bir şekilde yakıt kanallarında ısı yükselmesi görüldü. Uyarı sistemleri kapatıldığından iş işten geçene kadar farkına varamadılar. Anlaşıldığında acilen sistemler devreye sokuldu. Fakat aşırı ısınmış olan reaktör 2 dakika içerisinde infilak etti. İnsan eliyle yapılan bu hata yüzbinlerce insanın hayatına mal oldu.

     

    Fukushima Nükleer Santral kazası ise tarihe geçen en büyük 2. Nükleer santral kazası oldu.  Radyasyon seviyesi 6’ya yükseldi. Çernobil ise 7 idi. Teknoloji üssü Japonya  dahi Dünya’nın gözü önünde çaresiz kalmıştı. 8,9 tarihe geçen en büyük depremlerden biriydi. Buna rağmen depremden olmamıştı bu kaza ancak aniden gelen tsunami tüm hesapları altüst etti. Santral bunlara da dayanıklıydı. Fakat jeneratör odalarını su basması sebebiyle soğutma sistemleri devredışı kaldı. Aynı zamanda eski bir santraldi Fukuşhima Nükleer santrali, 1971 inşa edilmiş öncülerdendi.

     

    Aslına bakılırsa nükleer santraller uçağa benzer. Bakımı yapılır ve düzgün işletilirse en güvenli, en temiz ve en verimli şekilde size geri döner. Fakat yapılan büyük hatalar ölümcül olabilir. Yüzyıllarca koca bir şehri yaşanmaz hale getirebilir. Onbinlerce hayatını kaybedebilir. Fakat bu ihtimal günümüzün teknolojisiyle imkansıza yaklaşmış durumda.

     

    Dünya’da 442 aktif, 65 inşa edilen nükleer santral bulunmakta. ABD, 104 nükleer santral ile başı çekmekte. Japonya 54 nükleer santral ile ikinci, Rusya ise 32 nükleer santral ile 3. Sırada. Komşularımızdan Bulgaristan’ın 2 aktif, 2 de inşası devam eden nükleer santrali bulunmakta. Ermenistan da bunlardan biri. 1 adet nükleer santrali bulunmakta. Yanıbaşımızdaki nükleer santrallerden birçoğumuz habersiziz.

     

    Bunun yanında, ABD’nin hala günümüzde inşa ettiği santraller bulunurken proseför kimliğine bürünmüş bazı kişiler çevreci kimliği altında ABD’nin 1960’dan sonra nükleer santral inşa etmeyi bıraktığını iddia ederek seminerler veriyor. ABD’nin nükleer enerjinin zararlı olduğunu anlayarak nükleer santrallerini bir bir kapattığını iddia ediyor. Oysaki ABD 60’lardan günümüze kadar onlarca santral açıp kapatmıştır. Her nükleer santralin bir ömrü bulunmaktadır. Bu aşağı yukarı 50 senedir. Bu sebeple zaman içerisinde kapatılmaktadır. 1980lerden sonra ABD Çernobil nükleer faciası sebebiyle kurduğu nükleer santrallerde daha yüksek güvenlik önlemleri aldığından maliyet artmış ve kurduğu santrallerin sayısını zamanla azaltmıştır. Bu azalmanın sebeplerinden biri santrallerin güç artışıdır. Gelişen teknolojiyle birlikte bir nükleer santralden alınan enerji katlanmıştır. Yeni santraller eski santrallerin çok üzerinde enerji vermektedir. ABD hala (2011 yılında) yeni nesil bir nükleer santral daha inşa etmektedir.

     

    Nükleer santraller hakkında bazı teknik detaylara gelirsek; Nükleer santraller de radyoaktif maddelerden elektrik üretimi yapılırken doğaya sadece su buharı bırakılır. Radyoaktif maddeler en son güvenlik şartları altında saklanır ve teknolojinin gelişmesiyle beraber kaza riski sıfıra yaklaşmıştır. Yüksek denetim altında çalışan bu santraller en ufak risk oluştuğunda devredışı kalacak sistemler barındırır.

     

    Nükleer santral atıkları toplum tarafından ayrı bir sorun olarak görülür. Fakat 1000 MW'lık bir santralden yılda ortalama 25 ton kullanılmış yakıt çubuğu atığı çıkar. Bunun hacimsel büyüklüğü sadece bir yemek masası kadardır. Çubuklar özel havuzlarda yıllarca saklanır ve bunlar gelişen teknoloji ile tekrar kullanılabilir. Atıkların yeniden değerlendirilme çalışmaları devam etmektedir. Havuzların ortalama boyutu 50 yıllık atık barındırabilecek kapasitededir.

     

    Ülkelerin nükleer santrallerinin kontrol ve denetimi, nükleer güvenlik standartları Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından belirlenmekte ve denetlenmektedir. Aynı zamanda Türkiye Atom Enerjisi Kurumu da bu işten sorumludur. Türkiye’deki nükleer santrallerin başıboş kalacağını düşünmek saçma bir yaklaşımdır. Günümüz teknolojisiyle nükleer santraller sürekli olarak birçok yerden izlenmektedir. Belli kriterler ve standartlar bulunmaktadır. Bununla beraber tehlike durumunda santral kendisini otomatik olarak devredışı bırakmaktadır.

     

    Çernobil’de güvenlik sistemlerinin devredışı bırakılması, Fukushima’da ise 8,9luk devasa bir depremin sonucu olarak doğan dev tsunamiden ve tsunamiye olan tedbirsizlikten dolayı bu kazalar gerçekleşmiştir. Türkiye’nin üzerinde bulunduğu coğrafya itibariyle 8’in üzerinde deprem görmesi imkansız olmakla beraber tsunami riski çok düşük bir ülkedir. Diğer konu, yeni nükleer santrallerin artan güvenlik önlemleri ve sağlam koruyucu duvarları ile meltdown gerçekleşse dahi dışarıya sızıntı olmadan içeride kalmaktadır. İngiltere’de gerçekleşen nükleer santral kazasında, santral yeni olduğundan, dışarıya sızıntı olmamış, radyoaktif madde güvenli alanda kalmıştır.

     

    Alternatif enerji kaynaklarına gelirsek; Akarsu, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve diğerleri. Akarsuyu bol bir ülkeyiz. Akarsularımız imkan dahilinde bugüne kadar değerlendirildi. Fakat sürekli büyüyen populasyon ve kendi içerisinde genişleyen ülke her geçen gün enerji açığını arttırmakta. Doğa taşıyabileceğini fazlasıyla yüklendi. Bunun yanında baraj yapımı sebebiyle büyük bir alan sular altında kalmakta. Bu sebeple birçok doğal güzellik ve yerleşim birimi haritadan silinmekte.Aynı zamanda  enerji açığı giderek karşılanamaz hale gelmekte ve küresel ısınma sebebiyle kuraklık sorunu giderek artmakta.

     

    Diğer konu güneş enerjisi ve rüzgar santralleri. Risk taşımıyorlar ve çevreciler. Fakat ilk maliyetleri çok yüksek ve verimlilik ise değişken. Aynı zamanda yetersizler. Türkiye gibi bir ülkenin enerji açığını rüzgar enerjisiyle kapatmak mümkün değil. Rüzgar santralinden 1 kW enerji için ortalama 1000 TL harcama yapmanız gerekiyor. Ülkemize belirtilen nükleer santraller inşa edilirse toplam alınan enerji 5000 MW olacak. Yani 5000 MW = 5000000 kW. Rüzgar enerjisinden bu enerjiyi elde etmeniz için inanılmaz bir harcama yapmanız gerekiyor ve aynı performansı almanız işiniz doğaya kaldığından imkansız. Yüzlerce, binlerce pervane dikilmesi beklenemez. En azından Türkiye gibi büyük bir devlet için çok yetersiz. Doğalgaz santrallerinin geleceği  de giderek azalan petrol sebebiyle pek parlak sayılmaz.

     

    Er ya da geç herkes nükleer enerjiye muhtaç kalacak. Bu sebeple geliştirilmesi, devamlılığının sağlanması ve bu konuda tecrübe kazanılması şart. Tarih çok trajedilere tanıklık etti. Ancak insanlık bunlardan ders çıkartarak yoluna devam etti. Yersiz korkular ve ön yargılarla bir otomobilde seyahat etmek, bir uçağa binmek bile mümkün değil. Gelişen teknoloji ile kaza riski sıfıra doğru gitmekte. Nükleer santraller düzgün değerlendirildiğinde en verimli ve doğa dostu santrallerdir. Kaza durumunda uzun yıllar süren hasarlar bırakmaktalar. Ancak günümüz teknolojisiyle çok büyük bir kaza olsa dahi radyoaktif sızıntının ölümcül oranda yayılacağı alan düşmüştür. Santralin yerleşim birimlerine uzak olması en azından radyoaktif etki alanının ölümcül olmasına mani olabilir. Bunun yanında etkisi de o kadar kısa sürede kaybolacaktır. Pripyat şehri çok büyük bir kaza geçirmesine rağmen ağaçlar günümüzde yer yer yeniden yeşermeye başlamış. Yaşamın birgün orada dahi geri döneceğinin sinyallerini vermiştir. Sıfıra yakın bir ihtimalle de sızıntı olsa da sonuçlarının yeni nesil santrallerde Çernobil kadar büyümesi mümkün değil. Sızıntı olması zaten çok düşük bir ihtimal. Belirttiğim üzere kapalı kalın ve sağlam bir kutu içerisinde tutulur gibi reaktörler tutulmakta ve bir kaza durumunda sızıntı gerçekleşirse radyoaktif madde orada kapalı kalmakta.

     

    Korkuların aklımızın önüne geçmesine izin vermeden bilimin ışığında yolumuza devam etmemiz gerek. Buna mecburuz. Her geçen gün büyüyen populasyon ile başka çaremiz bulunmamakta. Çevre dernekleri, sivil toplum örgütleri insanların bilgisizliğinden faydalanarak toplumu galeyana getiriyorlar. Bu iş nükleer santral yapımını rus ruletine benzetmek kadar basit değil. Bir nükleer santralin kaza riski yeni nesil santrallerde imkansıza yakın.

     

    Daha fazla bilgi için siz araştırmalara devam edebilirsiniz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak doğru değil. Birilerinin varsayımları ve korkuları bizi ancak karanlığa götürür...

     

    Mesaj 19 Temmuz 2012 (Persembe) Saat: 13:28'da FireX tarafından düzenlendi.

    Mesaj 19 Temmuz 2012 (Persembe) Saat: 13:36'da FireX tarafından düzenlendi.

    Mesaj 19 Temmuz 2012 (Persembe) Saat: 13:47'da FireX tarafından düzenlendi.

    λ
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HighElf
    HighElf's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Aralık/2008
    Erkek

    FireX saygı duyuyorum


    Bir Arnavut atasözü der ki: Burri pa arme si gruaja pa breke ! Silahsiz adam donsuz kadin gibidir !
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    anarsistherif
    anarsistherif's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2009
    Erkek

    nükleer artıkları ve zehirli gazları ne yapıcaz?


    =)
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    maserati
    maserati's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Nisan/2006
    Homo

    nukleeri destekleyen o desteklemeyenlerde kat kat fazla oolmasina karsin halen bir grup olup tek cai altinda birlesemedikleri icin meydani uc bes cahile birakiyoruz


    Türkiyede kim sevdiği işi yapıyor ki?
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HighElf
    HighElf's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Aralık/2008
    Erkek

    schwarzseherisch bunu yazdı:
    -----------------------------

    nükleer artıkları ve zehirli gazları ne yapıcaz?


    -----------------------------

    götümüze sokuyoruz hocam nasıl :D

    hangi zehirli gazlar pardon ? :D


    Bir Arnavut atasözü der ki: Burri pa arme si gruaja pa breke ! Silahsiz adam donsuz kadin gibidir !
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    xzxz
    xzxz's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Haziran/2003
    Erkek

    nükleer santrale karşı çıkan insanlar ile zamanında boğaz köprüsü yapılmasına karşı çıkanlar aynı insanlar , aynı kafada insanlar 

    bunlara hiç bir şey anlatılamaz , solcu yeşilci falan hippi zihniyetli okumuş cahiller . 

    ermenistanda rusya da nükleer santral olması ile türkiye de aynı santralin olması arasında zerre fark olmadığını yaşayarak gördük zaten , tek fark bizim dünyanın en pahalı enerjisini tüketmeye mahkum olmamızdır . 

    bu tip solcu hippici "marjinaller" , bir fiil türkiye karşıtları tarafından beslenip provake edilen bir grup ahmaktan başka bir şey değildir . nükleer ve her hangi diğer meselelerde ülkeye olan kinlerini kusacak yer ararlar . 

     

    nükleer ile üretilen enerjinin , petrol ve türevleri ile üretilen enerjinin yerini alması planlanıyorsa , bundan daha çevreci daha insancıl ne olabilir ? 


    herşeyin bir şeyi vardır
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Gizem
    sLeymN
    sLeymN's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Mart/2008
    Erkek

    schwarzseherisch bunu yazdı:
    -----------------------------

    nükleer artıkları ve zehirli gazları ne yapıcaz?


    -----------------------------

     

    yukarıdaki yazıyı okuduğunu ama şu parağrafları atladığını farz edersek,  cevabı işte canım kardeşim.

     

    Nükleer santraller hakkında bazı teknik detaylara gelirsek; Nükleer santraller de radyoaktif maddelerden elektrik üretimi yapılırken doğaya sadece su buharı bırakılır. Radyoaktif maddeler en son güvenlik şartları altında saklanır ve teknolojinin gelişmesiyle beraber kaza riski sıfıra yaklaşmıştır. Yüksek denetim altında çalışan bu santraller en ufak risk oluştuğunda devredışı kalacak sistemler barındırır.

     

    Nükleer santral atıkları toplum tarafından ayrı bir sorun olarak görülür. Fakat 1000 MW'lık bir santralden yılda ortalama 25 ton kullanılmış yakıt çubuğu atığı çıkar. Bunun hacimsel büyüklüğü sadece bir yemek masası kadardır. Çubuklar özel havuzlarda yıllarca saklanır ve bunlar gelişen teknoloji ile tekrar kullanılabilir. Atıkların yeniden değerlendirilme çalışmaları devam etmektedir. Havuzların ortalama boyutu 50 yıllık atık barındırabilecek kapasitededir.


    Cehennemin dibine kadar yolum var daha.. || Nasılsa her yalnız kendine sürgündür Asmera unutma.
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    dead_march
    dead_march's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 15/Mart/2008
    Erkek

    http://www.youtube.com/watch?v=x4W7GkcFawo

     


    bundan sonra oy kullanmayacağım eğer bir kişi bile gelip oy kullanmak vatandaşlık görevidir felan derse çıkarır kimliğimi götüne sokarım
Toplam Hit: 6255 Toplam Mesaj: 72