Türkçe Ve İngilizce Dillerinin İfade Gücü
-
yılda kaç kitap okuyoruz ki ?
-
Bunu ben de arapça'da fark ettim ve şahsen tebrik ederek diyorum bu konu üzerinde uzun süre kafa patlattığım konuydu isabetli olmuş.
Arapça da bu konuda kendisini gösteriyor. En basitinden açıklamaya çalışayım, arap dilinde ( fasih ) kullanılan kelimelerin ifade ettiği mana ve anlamlar o kelimenin telaffuzuna yerleştirilmiş.
Örnek ; Zor, güç, kuvvet, kudret, ağır vb. kelimelerin harfleri telaffuzu sert harflerden meydana gelir ve bunları konuşurken ekstradan enerji harcarsınız.
ama; kolay, iyi, güzel, hafif vb. kelimelerin telaffuzu yumuşak harflerden meydana gelir ve bunları konuşurken akıcı söylersiniz.
Az buçuk İtalyanca da öğrendiğimde onda da apayrı bir vurgu tonlama ile değişik ifade gücü olduğunu sezdim, Fransızca ise külliyen seksapel
-
Benim için bir dili diyeri ile kıyaslamak çok saçma. Bir dil bir insan iki dil iki insan lafınının nedemek olduğunu ingilizceyi öğrendikten sonra anladım. Tamamen farklı bi duygu. İngilizce konuşurken türkçe düşünmediğin için bi önceki düşünce tarzından tamamen kopmuş farklı bi insan oluyosun. Yeni bi dil ile, bildiğin kelimeler ile anlatmaya çalıştığın şeyi vurguluyosun. Tam açıklayamadım, açıklayamamda, bunu anlamanın tek yolu dili tamamen kavramaktan geçiyor sanırım. En azından ben öyle anladım.
-
VBDream bunu yazdı
ingilizcede gayet zengin bir dil unutulmuş kalıplar var örneğin yourself yerine thyself gibi. Türkçe ve ingilizce, bilmiyorum hangisi daha anlaşılır, sanırım bir karşılaştırma yapılması gereksiz. Türkçe matematiksel bir dil diye ortaya atlarsan ibraninceninde, arapçanında matematiksel bir dil olduğunu görürsün.
Türkçede de unutulmuş , yanlış kullanılan bi sürü şey var..
-
KrypT bunu yazdı
Azımsanamayacak bir süredir tercüme işleri ile uğraşan birisi olarak söylüyorum; Türkçe ile resmen anlatılamayacak, karşılığı olmayan zibilyon tane şey var. İngilizce'de çok sağlam vurgu ile ilfade edilen bazı cümleleri Türkçe'de aynı vurgu ile ifade edemiyorsun. Etmeye çalışırken sözlük başında saatler harcayıp kafayı yiyor, en sonunda el mahkum cümleyi ikiye bölüyorsun. İngilizce'de yaklaşık 4-5 kat daha fazla kelime var. Örneğin adam öyle bir cümle kuruyor ki aynı fiil için iki farklı kelime kullanıyor, ikisine de ayrı vurgu veriyor. Ama sen bunu mükkemmel bir şekilde çeviremiyorsun, çünkü Türkçe'de bu fiil için tek bir kelime var. Ya da şu malum kotarma fiillerimiz yüzünden çeviri yaparken mesela "uçak uçmuş" gizi über çirkin cümleler çıkıyor.
Oktay Sinanoğlu'nun kendini ifade etmekten kastı nedir? Adam olur cehaletini anlatmaya iki kelime yeter, adam olur aklını dökmeye dil değil diller ister. Kaldı ki mesela İngiltere'ue giden ve İngilizce bilmeyen bir adam "I can't speak English." diyebiliyorsa kendisini ifade edebiliyor demektir.
Mutlaka ingilizcenin kelime zenginliğ vardır fakat çevir konusuna gelince çevirmenlerin Türkçedeki incelikleri , deyimleri bilmemelerinin de çok etkisi var..
İş türkçeye gelince sanki alelade bir dilmiş gibi hoyrat ve üstünkörü bir tutum alıyor ingilizce bilirler.. Lütfen Türkçeyi öğrenin ve düşünün..
Uçak uçmuş ile tayyare uçmuş arasıdnaki tek fark ikisnin de uçmak kelimesinden türetilmiş birinin arapça kökenli olmasıdır..
Uçak kalkmış, uçak gitmiş de dersin..
iş biraz da türkçenin inceliklerini öğrenmekte yatıyor.. dediğm gibi üstünkörü kullanıyoruz..
-
ltcelik bunu yazdıVBDream bunu yazdı
ingilizcede gayet zengin bir dil unutulmuş kalıplar var örneğin yourself yerine thyself gibi. Türkçe ve ingilizce, bilmiyorum hangisi daha anlaşılır, sanırım bir karşılaştırma yapılması gereksiz. Türkçe matematiksel bir dil diye ortaya atlarsan ibraninceninde, arapçanında matematiksel bir dil olduğunu görürsün.
Türkçede de unutulmuş , yanlış kullanılan bi sürü şey var..
tabi ki canım lise öğrencisine sorsan "mütalaada ne yaptınız?" diye cins cins bakar. Dünya genelinde bir sorun bu, yoksa diller gayet zenginler.
-
-
ltcelik bunu yazdıKrypT bunu yazdı
Azımsanamayacak bir süredir tercüme işleri ile uğraşan birisi olarak söylüyorum; Türkçe ile resmen anlatılamayacak, karşılığı olmayan zibilyon tane şey var. İngilizce'de çok sağlam vurgu ile ilfade edilen bazı cümleleri Türkçe'de aynı vurgu ile ifade edemiyorsun. Etmeye çalışırken sözlük başında saatler harcayıp kafayı yiyor, en sonunda el mahkum cümleyi ikiye bölüyorsun. İngilizce'de yaklaşık 4-5 kat daha fazla kelime var. Örneğin adam öyle bir cümle kuruyor ki aynı fiil için iki farklı kelime kullanıyor, ikisine de ayrı vurgu veriyor. Ama sen bunu mükkemmel bir şekilde çeviremiyorsun, çünkü Türkçe'de bu fiil için tek bir kelime var. Ya da şu malum kotarma fiillerimiz yüzünden çeviri yaparken mesela "uçak uçmuş" gizi über çirkin cümleler çıkıyor.
Oktay Sinanoğlu'nun kendini ifade etmekten kastı nedir? Adam olur cehaletini anlatmaya iki kelime yeter, adam olur aklını dökmeye dil değil diller ister. Kaldı ki mesela İngiltere'ue giden ve İngilizce bilmeyen bir adam "I can't speak English." diyebiliyorsa kendisini ifade edebiliyor demektir.
Mutlaka ingilizcenin kelime zenginliğ vardır fakat çevir konusuna gelince çevirmenlerin Türkçedeki incelikleri , deyimleri bilmemelerinin de çok etkisi var..
İş türkçeye gelince sanki alelade bir dilmiş gibi hoyrat ve üstünkörü bir tutum alıyor ingilizce bilirler.. Lütfen Türkçeyi öğrenin ve düşünün..
Uçak uçmuş ile tayyare uçmuş arasıdnaki tek fark ikisnin de uçmak kelimesinden türetilmiş birinin arapça kökenli olmasıdır..
Uçak kalkmış, uçak gitmiş de dersin..
iş biraz da türkçenin inceliklerini öğrenmekte yatıyor.. dediğm gibi üstünkörü kullanıyoruz..
"Uçak uçmuş" o an uydurduğum basit bir örnek hocam. Ama yine de açıklayayım; "tayyare" malesef kullanılabilecek bir kelime bile değil. Uçak kalkmış kelimesi uçağın o an uçmakta olduğunu yanstıymıyor. Uçak gidiyor demek ise uçağın uçmakta olduğu anlamına gelmiyor.
Hocam ben 24 yıldır Türkçe kullanıyorum, iş kendi dilime geldiğinde çoğu insan gibi özensizce davranmam. Uzun bir süredir farklı alanlarda çevirmenlik yapıyorum, çevirilerimi beğenmeyen görmedim bu vakte kadar. Zaten kendi dilini iyi bilmeyen adam çevirmen olamaz.
Peki sen kaç farklı alanda, kaç farklı konuda, kaç farklı seviyede çeviri yaptın şimdiye kadar? En az benim kadar tecrübeliysen elbet verdiğim örneğe benzer şeylerle karşılaşmışsındır. Nasıl üstesinden geldiğini bana anlatır mısın?
-
VBDream bunu yazdı
ingilizcede gayet zengin bir dil unutulmuş kalıplar var örneğin yourself yerine thyself gibi. Türkçe ve ingilizce, bilmiyorum hangisi daha anlaşılır, sanırım bir karşılaştırma yapılması gereksiz. Türkçe matematiksel bir dil diye ortaya atlarsan ibraninceninde, arapçanında matematiksel bir dil olduğunu görürsün.
Matematiksellikten kastım, ezoterik bilgi taşıma özeliği değildir. Cümle yapısında herşeyin kurallara uygun olarak ifedesinin mümkün olmasıdır. Yapay zeka çalışmalarında kullanımı en uygun, en kolay dillerden biridir. Üretebilme gücü her ne kadar arapça kadar güçlü olmasada (arapçada kapı kalıplarıyla yapılan türemeler bu dili çok güçlü kılar) matematikseldir, her anlatımın kuralları açıktır. Türkçeninde asıl gücü budur.
AMA
malesef türkçe, birçok kişininde dediği gibi geçmişten günümüze zenginliğini kaybetmiş bir dildir. Sadece geçmişten bir örnek; sümerce tabletlerin yalnızca türkçe kurallarla anlamlandırılabilmesi(bnz muazzez ilmiye çığ), türkçenin kökenlerinin ve gelebileceği hallerin, ne kadar zengin olabileceğinin bir göstergesidir. Tekrar güçlenebilmesi, zenginliğini kazanabilmesi ise toplumsal kalkınma ve reel üretimle mümkündür.
-
KrypT bunu yazdı
Azımsanamayacak bir süredir tercüme işleri ile uğraşan birisi olarak söylüyorum; Türkçe ile resmen anlatılamayacak, karşılığı olmayan zibilyon tane şey var. İngilizce'de çok sağlam vurgu ile ilfade edilen bazı cümleleri Türkçe'de aynı vurgu ile ifade edemiyorsun. Etmeye çalışırken sözlük başında saatler harcayıp kafayı yiyor, en sonunda el mahkum cümleyi ikiye bölüyorsun. İngilizce'de yaklaşık 4-5 kat daha fazla kelime var. Örneğin adam öyle bir cümle kuruyor ki aynı fiil için iki farklı kelime kullanıyor, ikisine de ayrı vurgu veriyor. Ama sen bunu mükkemmel bir şekilde çeviremiyorsun, çünkü Türkçe'de bu fiil için tek bir kelime var. Ya da şu malum kotarma fiillerimiz yüzünden çeviri yaparken mesela "uçak uçmuş" gizi über çirkin cümleler çıkıyor.
Oktay Sinanoğlu'nun kendini ifade etmekten kastı nedir? Adam olur cehaletini anlatmaya iki kelime yeter, adam olur aklını dökmeye dil değil diller ister. Kaldı ki mesela İngiltere'ue giden ve İngilizce bilmeyen bir adam "I can't speak English." diyebiliyorsa kendisini ifade edebiliyor demektir.
Hocam bu söylediğin o dilin güçlü olduğunu mu gösterir yoksa çevirmenin tercüme ettiği dile hakim olmadığını mı?
