Türküm
-
Nitrous bunu yazdı:
-----------------------------
DJ_Alper bunu yazdı:
-----------------------------
ırkçılık yapma :)
-----------------------------Yaptıranın hiç mi suçu yok hoca.
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri isyan ediyor Kürt grupları
24 nasturi 25 de şeyh sayit isyanı en sonunda 78 de pkk kuruldu hala da devam ediyor isyan.
Cumhuriyetten önce de diğer etnik gruplar isyan ederek Osmanlı'nın dağılmasını sağlamıştı.
Biz daha Türk olduğumuzu Nihat Atsız'la 40larda öğrendik.İsyanlar yıldırmış olacak ki isyan etmedik bize isyan edene ama ne zaman eder bu millet isyan ya da artık edebilecek gücü kaldı mı o bilinmez. Hep böyle kaygılıyım bu karamsar ruh halinden kurtulmak için bu şiiri okuyorum kendi kendime
Tan Atımının En Yakın Olduğu An, Gecenin En Karanlık Olduğu An'dır.
Ve Bir Gece Tan Atarken Yüce Tanrı Dağından, Kürşad'ın Gür Sesi Duyulacak:
"Atlar Vey Irmağında Sulansın; Güneş Doğduğu Yerde Karşılansın."
Emri Tekrar Edecek; Gök, Toprak, Deniz...
Bozkurtlar Uluyacak Bütün Anadoludan:
"Bizde Sizdeniz, Bizde Sizdeniz...
-----------------------------hoca önceki yazılarımı okusaydın sözümü ciddiye almazdın :)
Her zaman söylüyorum
Bu ülkede Türküm dediğin zaman ırkçı Kürdum dediğinde ezilen halkları temsil ediyor oluyorsun
yani bu söze hitaben söyledim :)
-
Türk, Kürt, Arap, Çerkez önemli değil.
önce İNSAN olmak gerekli.
-
tabikide yapmadın. sadece türkler gibi bir şey söyleseydin faşist damgası yiyebilirdin. dur daha sen 2020'yi bekle
-
Türküm demekle kimse ırkçılık yapmış olmaz.. İnsanoğlu soyunu hiç inkar eder mi? Tabiiki de hayır.. inkar etmez, etmemelidir. insanın soyuyla övünmesinden daha doğal ne olabilir ki? Zira Peygamber Efendimiz (SAV) Bir Hadis-i Şerif'inde şöyle buyurur; Soyunuzu reddetmeyin, aksine; soyunuzla övününün, lakin ırkçılık yapmayın.. Hak Teala da Kur'an-ı Kerimde ırkçılığı tek ayetle bitirmiştir. Bknz: Bütün müminler kardeştir.
-
evet geleceğe güvenle bakabiliyorum...
şöyle başlayalım,akp sayesinde iç savaş çıkacak(Türk-kürt iç savaşı) bu duruma piç amerika ve piç avrupa müdahale edecek,büyük bi savaş çıkacak,ülke bölünecek biz yenileceğiz,ordumuz dağıtılacak,karımız kızımız daha doğrusu hepimiz yıllarca tecavüze uğrayacağız,yıllarca aç kalacağız,sonra aklımız başımıza gelecek cahiller kimlere oy verdiklerini anlamaya başlayacak pişman olacak,sonra Atatürk gibi bi liderimiz olacak milli mücadele yani ikinci kurtuluş savaşı başlayacak.Bu savaşı kazanırsak hızla gelişecek ve büyüyeceğiz,sonra bizden bölünen kürtler daha fazla açlığa dayanamayacak(ortadoğuda büyük israilin kurulamadığını farz edersek,bölme amaçları da zaten bu olacak) ve doğu almanyada olduğu gibi yeniden birleşelim diye köpek gibi yalvaracaklar,bir 80 yıl kadar daha yaşayacak yeni cumhuriyetimiz,sonra halk yine cahilleşmeye başlayacak,dinci yobazlar türeyecek hani bi ağacı kesersin de altından yenileri türemeye başlar ve buna da piç derler,işte o piçler yeniden türeyecek,kurutmadığımıza pişman olacağız sonra olaylar yine bugünkiler gibi olacak...
devamını merak ediyorsan bu yazının ikinci satırından başlayarak tekrar oku...
-
ByALeX bunu yazdı:
-----------------------------
Türküm demekle kimse ırkçılık yapmış olmaz.. İnsanoğlu soyunu hiç inkar eder mi? Tabiiki de hayır.. inkar etmez, etmemelidir. insanın soyuyla övünmesinden daha doğal ne olabilir ki? Zira Peygamber Efendimiz (SAV) Bir Hadis-i Şerif'inde şöyle buyurur; Soyunuzu reddetmeyin, aksine; soyunuzla övününün, lakin ırkçılık yapmayın.. Hak Teala da Kur'an-ı Kerimde ırkçılığı tek ayetle bitirmiştir. Bknz: Bütün müminler kardeştir.
-----------------------------Doğru. Buna göre Kürt olan da özgürce "Ben Kürdüm" diyebilmeli. "Bu ülkede yaşıyorsan Türk'sün" demekte yanlıştır o zaman değil mi hocam ?
-
Nitrous bunu yazdı:
-----------------------------
Türküm
-----------------------------Peki
-
Sizin mantığınızla yola çıkınca (8 yıldır akp ile sizin mantığınızla gidiyoruz)
ahanda bu kanı bozuk annesizler çıkar ortaya
Gençliğe Hitabe" de Kaldırılmalı
15.04.2011 Cuma 12:25
Mustafa AKYOL - haber365.com
Mustafa Akyol yazdı...
Geçen hafta bu sütunda "Andımız Tabii ki Kaldırılmalı" başlıklı bir yazı yazmıştım. Gelen tepkiler, topluma ideoloji empoze eden böylesi resmi metinlerin pek çok insan tarafından ne kadar içselleştirildiğini ve ne denli "vazgeçilemez" sayıldığını gösterdi. Oysa ben, toplumu endoktrine eden otoriter devlet anlayışının mutlaka vazgeçilmesi gereken büyük bir sorun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu "münbit" konuya devam etmekte fayda gördüm.
Konunun bu yazıda ele alacağım boyutu ise, Türkiye toplumunu en az "Andımız" kadar etkilemiş olan bir diğer buyurgan metin: ''Her okulun duvarını ve her ders kitabının girişini süsleyen "Gençliğe Hitabe."
Bu, malum, Atatürk'ün hitabesi. Eğer Atatürk yerine onun devrinde yaşamış bir başka siyasi figüre, mesela İsmet İnönü'ye veya Kazım Karabekir'e olsaydı, belki bu durum garibimize gidebilir, "neden bu zatın fikirlerini tartışılmaz birer emir gibi çocuklarımıza dikte ediyoruz" diye sorabilirdik. Hitabe'nin Atatürk'ten gelince kutsallık kazanması, onyıllardır maruz kaldığımız "Atatürkçülük" endoktrinasyonundan kaynaklanıyor olmalı.
Ben ise, kendi adıma, bir hitabın kim tarafından söylendiğine değil, ne söylediğine bakmayı yeğliyorum. "Gençliğe Hitabe"nin ne söylediğine baktığımda ise pek hoş bir tablo çıkmıyor karşıma. Gençlere anlayış, empati, hoşgörü, farklılıklara saygı, özeleştiri gibi evrensel demokratik değerleri tavsiye eden bir metin değil bu. Peki nasıl bir metin?
Bakalım. Mezkur hitabe şöyle başlıyor:
"Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur."
Bu bence sorunlu bir ifade, çünkü milyonlarca insana "senin birinci görevin budur" diye siyasi bir misyon biçiyor. Oysa bir ülkenin bağımsızlığını korumak gerçekten önemli bir değer olsa da, kimsenin bunu "birinci vazife" edinme zorunluluğu yoktur. İsteyen bunu edinir kendine "birinci vazife" olarak, isteyen de aynı ülkeyi demokratikleştirmeyi, veya dini inancını yaymayı, yahut sokak kedilerine bakmayı... Herkes hayattaki en kutsal amacını seçme ve onu gerçekleştirmek için çalışma hakkına sahiptir.
Hitabe'nin devamı daha da sorunlu:
"İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır." Dahilî ve haricî bedhahlar!.. Yani "iç ve dış düşmanlar"!..
Yani, belirli toplumsal kesimleri "iç düşman" olarak damgalayıp hedef alarak 28 Şubat süreçlerine, Batı Çalışma Gruplarına yol açan zihniyetin özü...
Hitabe'nin devamında dış düşmanların Türkiye'ye yapacağı kötülükler anlatılıyor uzun uzun. (Bunu özümseyen bir zihnin, dış dünyanın düşmanlarla dolu olmadığına, "komşularla sıfır problem" sağlanabileceğine inanması ise zor gözüküyor.) Ama daha önemlisi, "iç düşmanlar"a dair söylenenler.
Hitabe, işin bu yönünü şöyle vurguluyor:
"Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler."
Dikkat edin "iktidara sahip olanlar"dan bahis var burada. Peki Türkiye'de 1950'den bu yana iktidara nasıl geliniyor? Tabii ki serbest seçimlerle...
Ama Gençliğe Hitabe'de seçim kazananların meşruiyetine dair tek bir ifade yok. Aksine, her türlü iktidar sahibine karşı gençlere yönelik bir uyarı var: "Dikkat edin, hükümet ülkeyi yabancılara satıyor olabilir!"
Peki ne yapacak böyle durumlarda Türk gençliği?.. Hitabe açıklıyor: "Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmak" için harekete geçecek. "Vazifeye atılmak"ta hiç tereddüt göstermeyecek.
Yani, mesela, 27 Mayıs öncesinde Menderes hükümetini devirmek için sokaklara dökülen ve orduyu "göreve" çağırarak dabenin yolunu döşeyen gençler gibi...
Yahut yine "ordu göreve" imaları ve kışkırtmaları ile son yıllarda temerküz eden "ulusalcılar" ve bunların bir adım ilerisine gidip eyleme geçen Ergenekoncular gibi...
Kısacası, Gençliğe Hitabe, askeri darbeleri ve Ergenekonvari oluşumları meşrulaştıran çok sorunlu bir metin. Demokrasinin d'sinden söz etmediği gibi, demokrasi düşmanlarına güçlü bir ideolojik zemin kazandırıyor.
Hitabe'nin en sonundaki ünlü cümle ise evlere şenlik: "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" Hem "Türklük etnisite değildir; sadece vatandaşlık bağıdır" diyeceksiniz, hem de her okulunuzun duvarında resmen biyolojik ırkçılık kokan böylesi "asil kan" vurguları olacak...
Olmaz... Ve böylesi gayrı-demokratik bir metni "milli eğitim"inin temeline koyan bir ülkede demokratik kültür gelişmez. Dolayısıyla, eğer Türkiye demokratikleşecekse, Gençliğe Hitabe, Atatürk'ün kendi siyasi şartları içinde ürettiği ama bugüne "yol gösterici" olamayacak tarihsel bir metin olarak kabul edilmeli, okullardan ve ders kitaplarından kaldırılmalıdır.
Ortak bir "milli metin" olarak İstiklal Marşımız zaten vardır ve yeterlidir. Ondan gerisi, evrensel ahlaki değerler, demokratik kültür ve özgür düşünce olmalıdır.
-
Türkiye ulus devlettir. Sahibi Türk milletidir. 2. kimliklere yer yoktur. Türk milleti saf Türk türktür diye birşeyde yoktur. Zaten saf kürt diye birşeyde yoktur. Bulundupumuz coğrafya ve akrabalık ilişkileri kız alıp verme doğu batı vs... yüzünden saflık falan kalmamıştır. Atatürk de bunun bilincinde olan bir insan olarak Türk devletini kurmuştur.
O kadar AB yaltakçılarının sözlerini evire çevire döndürüp durmayın.
-
Üniter Yapıyı,
Ulus Devlet'i
İçine sindiremeyen varsa SİKTİR OLSUN GİTSİN.
ULUS DEVLET - ÜNİTER YAPI, ATATÜRK'ÜN BİZLERE ARMAĞANIDIR.
Ne mutlu insanım, yaşasın halkların kardeşliği zırvalarının ardına sığınıp, kahbelik-bölücülük yapıp, ATATÜRK'çü geçinen PİÇLER kendilerini iyi biliyor...
