İnanç Nedir? "İnanıyor Olmanız" Bir Şeyi Doğru Yapar Mı?
-
Ateistlerden çoğu zaman dini ve deist inançlar hakkında neden bu kadar sorgulayıcı oldukları hakkında bir açıklama beklenir. Niçin insanların neye inandığı bizim ilgi alanımıza giriyor? Neden insanları kendi hallerine bırakıp neye inanıyorlarsa inansınlar demiyoruz? Kendi düşüncelerimizi o kişilere 'empoze' etmeye çalışmamızın sebebi nedir? Bunun gibi sorular inançların doğası gereği ya yanlış anlaşılır ya da bu soruların altında art niyet aranır. Zaten inançlar önemli olmasaydı, inananlar inançları sorgulandığı zaman bu kadar savunmacı davranmazlardı. Sebebi her olursa olsun inançları günümüzde her zamankinden daha fazla sorgulamamız gerekiyor.
İnanç nedir?
İnanç, bir takım önermelerin doğruluğunu kabul eden zihinsel bir tutumdur. Karşılaşılan her bir önermede, bireyler ya bunun doğruluğunu benimserler ya da bu önermeye katılmazlar. Önermenin kabulü veya reddi harici herhangi bir tutum söz konusu değildir. Tıpkı diğer inançlarda olduğu gibi tanrı inancında da, kişiler ya en az bir tanrı veya benzeri varlığa inanmakta ya da inanmamaktadırlar.
Muhakeme etmekten farklı olan inanmak, bilinçli bir tavırla sav üzerinde doğrudan kanıya varmaktır. Zaten bu yolla ulaşılan kanıya da inanç denir. İnanç, bir fikrin yanlışlığından çok doğruluğunu kabul eder. Muhakeme ise bir önermenin mantıklılığını, doğruluğunu, yanlışlığını vb. ölçen bir tutumdur.
Davranışlarını etkilese de, kişinin sürekli olarak ve farkındalıkla inançlarını fade etmesi gerekmez. Hepimizin bilinçaltında idrak edemediği pek çok inanç mevcuttur. Yine de bir davranışın inanç kaynaklı olduğunu söyleyebilmek için o inancın ifadesinin mümkün olması gerekir. Benzer şekilde tanrının varlığına dair inançlar da insanların henüz bilincinde olmadıkları çok sayıdaki alt inanca dayanmaktadır.
İnanç ve Bilgi
Çoğu kişi bu bu iki kavramı birbirinin eşi gibi görse de, aslında inanç ve bilgi birbirinden çok farklıdır. Bilginin tanımına göre ancak doğruluğu ispatlanabilen bir inanç 'bilgi' niteliği kazanabilir. Örneğin Sinan T'yi "biliyorsa", alttaki senaryoya uygun hareket etmelidir:
1. Sinan T'ye inanıyor
2. T doğru
3. Sinan'ın T'ye inanması için iyi sebepleri var
Eğer ilk durum mevcut değilse, Sinan T'ye doğru olduğu ve iyi nedenlere sahip olduğu için inanmalıdır. Fakat Sinan başka bir şeye inanmakla hata ediyordur. İkincisi mevcut değilse, o halde Sinan'ın yanlış bir inancı vardır. Üçüncüsü yoksa, Sinan bir şeyi bilmekten çok şansını deniyordur.
Elbette ateistler bir kişiyi sırf tanrıya inanıyor diye yadırgayamaz. Fakat o kişi inançlarına yeterli neden sunamıyorsa onu eleştirebilirler. Hatta bazı ateistler bunun da ötesine gidip tanrının varlığını reddedebilirler. Çünkü, sahiden bir yerlerde tanrı sıfatını taşıyan bir varlık mevcutsa bile, teistlerin ortaya koyduğu gerekçelerle bunun doğruluğu kanıtlanamaz. İşte bu yüzden ateizm ve agnostisizm(bilinemezcilik) aslında birbirinden farklı şeyler değildir.
Dünya Hakkındaki İnançlar
Bilgi ve inanç bir araya geldiklerinde, sizi çevreleyen dünyanın zihinsel bir temsilini oluştururlar. Dünya hakkındaki inançlarınız çevrenizi olduğundan farklı şekilde algılamanıza neden olur. Bunun sebebi davranışların temelinde inançların yatmasıdır. Yani çevrenize herhangi bir tepkide bulunduğunuzda, bunun ardındaki temel neden zihninizdeki dünya temsilleridir. Teist inançlarda, bu temsiller olağanüstü alemler ve varlıklar içerir.
Sonuç olarak, bir şeyin doğruluğuna inanıyorsanız, o şey doğruymuş gibi hareket etmeye gönülden razısınızdır. Eğer doğru olduğunu düşündüğünüz halde o fikre uygun hareket etmeye hevesli değilseniz, inançlı olduğunuzu iddia edemezsiniz. İşte bu yüzden kişinin yaptığı iş ne konuştuğundan çok daha önemlidir. Şüphesiz kimse kimsenin zihnini okuyamaz, fakat şu da bir gerçektir ki eğer kişinin söylediğiyle tutumu birse söylediklerine inanıyordur. Mesela dindar bir kimse günah işleyenlere kin duymadığını söyleyebilir, fakat gerçekten de bu kişilere karşı olan davranışları nefret tohumlarından arındırılmış mıdır?Neden İnançlar Önemlidir?
İnançlarınızın önemli olmasının sebebi davranışlarınızın önemli olmasıdır ve davranışlarınızın kökeni inançlarınızdır. Diş fırçalama şeklinizden kariyer seçimlerinize kadar yaptığınız herşeyde dünya hakkındaki inançlarınızın izi bulunur. Üstelik inançlar başkalarının yaptıklarına gösterdiğiniz tepkilerin de belirleyicisidir. Bütün bunların anlamı inançların tamamen kişisel bir mesele olmadığıdır. İçinizde saklı tuttuğunuz inançlarınız bile hareketlerinize yansıyarak başkalarının haklı ilgisine konu olabilir.
Şüphesiz inananlar dinleriyle davranışlarının hiçbir alakası olmadığını iddia edemezler. Aksine, doğru davranışlar sergileyebilmek için dinlerinin ne kadar önemli olduğunu sıkça belirtirler. Burada sözü edilen davranışların önemi arttıkça, altında yatan inançların önemi de artmaktadır. İnançların önemi arttıkça, onların incelenmesi, sorgulanması ve doğruluğunun tartışılması önem kazanmaktadır.
İnançlara Ne Kadar Müsamaha Göstermeliyiz?
Yukarıda bahsettiğim inanç ve davranış ilişkisine göre, acaba inançlar nereye kadar hoşgörülebilir veya inançlara nereden sonra tepki gösterilmelidir? Bunun yasal olarak sınırlarını belirlemek zor olacaktır (pratikteki imkansızlığından bahsetmiyorum). Irkçılık yasal olarak bir suç değildir, fakat çoğu ahlaklı ve duyarlı yetişkin ırkçılığa müsamaha gösterilmesini kabullenmez. Hoşgörmüyoruz, çünkü ırkçılar kendi ideolojileri hakkında konuşurken sessiz kalmıyor, orta yolu bulmaya çalışmıyor ve partilerine oy vermiyoruz. Sebebi ortada: ırkçı inançlar ırkçı davranışların temelini oluşturmaktadır ve bu davranışlar zararlıdır.
Irkçılığa gösterilen tepkiye ırkçılardan başka kimsenin karşı çıkacağını sanmıyorum, fakat nasıl ki ırkçılığa tepki göstermek yasalsa o halde diğer inançlara da tepki gösterebilmeliyiz. Asıl sorun inançların doğrudan veya dolaylı yollardan ne kadar zarara sebebiyet verdiği. İnançlar desteklenerek veya başkalarına verdikleri zararın onanmasıyla doğrudan zarar verebilir. İnançların dolaylı yoldan zararı ise zihinlerde yanlış dünya temsilleri oluşturup inananların bunları şüpheci bir yaklaşımla eleştirebilmelerini engellemesidir. -
hah bu muydu uzun süredir uğraştığın döküman-makale mi diyeyim artık her neyse-?
-
aaa öyle deme bak adam nasıl çalışıyo:!
-
makul hayat yaşayanlar şükür anlamında koyun(yanlış anlamayın koyun derken kuranı okumadan) gibi dinlere inanırlar.yaşadıkları yüzünden tanrıya kızgınlıkları olanlarda hiçbirşeye inanmazlar.
bu konuya felsefik yaklaşıyorum.herşey benim.tanrıda benim,kulda.spirituel anlamda hiçbirşeye ihtiyacım yok.iyininde kötününde sorumlusu benim.hallaci mansur efendinin ağzıyla söylemek gerekirse. enelhak
-
nocturnal_mortum bunu yazdı:
-----------------------------makul hayat yaşayanlar şükür anlamında koyun(yanlış anlamayın koyun derken kuranı okumadan) gibi dinlere inanırlar.yaşadıkları yüzünden tanrıya kızgınlıkları olanlarda hiçbirşeye inanmazlar.
bu konuya felsefik yaklaşıyorum.herşey benim.tanrıda benim,kulda.spirituel anlamda hiçbirşeye ihtiyacım yok.iyininde kötününde sorumlusu benim.hallaci mansur efendinin ağzıyla söylemek gerekirse. enelhak
-----------------------------Hallacı Mansur efendinin ne demek istediğini biliyo musun sen?
-
la z-chan ne adamsın
müslüman olsan şimdiye çoğu kişi bizim tarafa geçmişti la:D
gel bizim tarafa geç:D -
bizim birşeye inanmamız o şeyin yok olduğunu aynı zamanda var olduğunu kanıtlayamaz
-
irony isnt a city in china
-
Hocam bunları bırakta cemmat işleri nasıl gidiyor onlardan bahset içlerine falan sızmıştın bi ara yanlış mı hatırlıyorum?:D
-
Bandit bunu yazdı:
-----------------------------
la z-chan ne adamsın
müslüman olsan şimdiye çoğu kişi bizim tarafa geçmişti la:D
gel bizim tarafa geç:D
-----------------------------
katılıyorum -
:) Biz inancımız ugruna canımızı ortaya koyduk.Din olsun vatan olsun bayrak olsun İnancsız boş ölücegimize Bir ateistin sözü olarak İnanmak sana birşey kaybetmez yani benim :D çevirimce götün sıkışınca allah allah :D sonrada ben ateistim yok öyle yağma =)
