İnanç Nedir? "İnanıyor Olmanız" Bir Şeyi Doğru Yapar Mı?
-
god bunu yazdı:
-----------------------------
bizim birşeye inanmamız o şeyin yok olduğunu aynı zamanda var olduğunu kanıtlayamaz
-----------------------------bu arada tehlikeli bi nickin var yağışlı havalarda dikkatli ol :)
-
bilie_jean bunu yazdı:
-----------------------------god bunu yazdı:
-----------------------------
bizim birşeye inanmamız o şeyin yok olduğunu aynı zamanda var olduğunu kanıtlayamaz
-----------------------------bu arada tehlikeli bi nickin var yağışlı havalarda dikkatli ol :)
-----------------------------
ozaman uçan spagetti nin de yok olduğunu kanıtlamaz. -
flybatwin bunu yazdı:
-----------------------------
bilie_jean bunu yazdı:
-----------------------------
-----------------------------Kanıtlanamaz. Ama olduquda kanıtlanamaz ? bundan atıyorum 500 yıl once spagettiye inananlar vardı ama varmıydı ?
-
Çünkü, sahiden bir yerlerde tanrı sıfatını taşıyan bir varlık mevcutsa bile, teistlerin ortaya koyduğu gerekçelerle bunun doğruluğu kanıtlanamaz
biz Allah ın varlığına birliğine inanan Müslümanların da erdemi budur .. Peygamberi de görmeden iman ettik Allah ı da.. illa ki bişeyi görerek inanıcaksak aklımızı ve de ruhumuzu da göremiyoruz bunlara da inanmayalım o zaman.. bir ikincisi siz deistlerin tek kozu "bana Allah ı göster" demekten başka bişey değildir...o zaman aklınızı göremediğiniz için mantığınızı göremediğiniz için gerizekalı olarak mı nitelendiriceksiniz kendinizi..
biz bir tek şey biliriz... ben Allah a inanıyorum; eğer yoksa boşa vakit kaybetmiş olurum,boşa oruç tutmuş aç kalmış olurum,boşa namaz kılmış olurum ama eğer bir Yaratıcı varsa (ki şüphesiz) Vay sizin gibilerin haline!!
-
Whybe bunu yazdı:
-----------------------------
-----------------------------İste bu
-
Whybe bunu yazdı:
-----------------------------Çünkü, sahiden bir yerlerde tanrı sıfatını taşıyan bir varlık mevcutsa bile, teistlerin ortaya koyduğu gerekçelerle bunun doğruluğu kanıtlanamaz
biz Allah ın varlığına birliğine inanan Müslümanların da erdemi budur .. Peygamberi de görmeden iman ettik Allah ı da.. illa ki bişeyi görerek inanıcaksak aklımızı ve de ruhumuzu da göremiyoruz bunlara da inanmayalım o zaman.. bir ikincisi siz deistlerin tek kozu "bana Allah ı göster" demekten başka bişey değildir...o zaman aklınızı göremediğiniz için mantığınızı göremediğiniz için gerizekalı olarak mı nitelendiriceksiniz kendinizi..
biz bir tek şey biliriz... ben Allah a inanıyorum; eğer yoksa boşa vakit kaybetmiş olurum,boşa oruç tutmuş aç kalmış olurum,boşa namaz kılmış olurum ama eğer bir Yaratıcı varsa (ki şüphesiz) Vay sizin gibilerin haline!!
-----------------------------
Din tartışmalarının sonucunda, mümin tarafın köşeye her sıkıştığında kullandığı bir argüman vardır: "Allah yoksa ona iman etmiş olmanın kimseye zararı olmaz, ama ya varsa o zaman inanmayanlar çok kötü şekilde yanacaklardır. O halde aklımıza yatmıyorsa bile inanalım, ne olur ne olmaz"... Bu argümanın mucidi, aynı zamanda islam tarihinin en büyük katili olan Ali'dir (savaşta ele geçirilen esirlerin idamını kimseye bırakmaz, hepsini bizzat ünlü Zülfikar'ıyla hallederdi).
Bu mantık, katıksız bir tüccar zihniyetidir ve köprüden geçene kadar ayıya dayı demek mantığıyla özdeştir. Böyle bir mantık, -eğer varsa- gerçek bir tanrıya yapılacak en büyük hakarettir. Onu yağcılıktan ve iki yüzlülükten etkilenen aciz bir varlık yerine koymaktır.İman, değişmez ve asla sorgulanamaz doğruları olan dogmalar üzerine kurulur ve -böylelikle- "ya varsa kaybın olmaz" safsatasının aksinin düşünülmesine engel olunur. Bununla da olmayana ergi yöntemi mümin için olanaksız kılınmaya çalışılır. İnsanı en zayıf yerinden yakalayarak, sağlıklı düşünce dizgesini dumura uğratmayı hedefleyen bu tür dogmalar, gerçekten çok zekice tasarlanmış ve yıkılması en zor olan dogmalardandır. Bunun zihinlere genç yaşta yerleştirilmesiyle, bilimin ve ilerlemenin temel koşulu olan kuşku bilinçlerden kazınır ve bunun ardından söylenenlere tereddütsüz boyun eğdirme amaçlanır. Böyle bir korku, insan zihninin en önemli yeteneği olan mantığa ve akıl yürütmeye pranga vurulmasına hizmet eder. Çevremizdeki eğitim düzeyi ne olursa olsun -belki tutarlı olma kaygısı güden bir kaçı dışında- bütün müminlerin bilinç altında yer etmiş bu korkunun her köşeye sıkışıldığında açığa çıkması boşuna değildir...
İşte islamın temel zihniyeti budur: gönülsüz de olsa, korkuya, şantaja ve rüşvete dayanarak insanları teslim almak... Bu temel zihniyet açısından doğrunun, haklının, iyi ve ahlaklı olanın hiçbir değeri yoktur. İnsanları onursuzluğun, ahlaksızlığın ve iki yüzlülüğün en aşağılık biçimi olan otoriteye kölece bağlılığa ve sorgusuzca itaate yönlendirir. Kuran, insan onurunun, şerefinin hiçbir değeri olmadığını öne süren, insanların aciz ve zavallı olduklarını yineleyen, verilen nimetleri döne döne insanların başına kakan ayetlerle doludur. Müminleri Allah'ın sonsuz rahmetine karşın, masum çocukların öldürülmesine, sakat bırakılmasına ve daha nice adaletsizliklere göz yummasını mazur göstermeye iten, işte bu zihniyettir.
Oysa onurlu, doğru, iyi ve ahlaklı olan, hiçbir başarı şansı olmasa bile, sonucunda ceza görmek kaçınılmaz olsa bile ve tanrıdan bile gelse, zulüme, adaletsizliğe, haksızlığa karşı başkaldırmaktır. Günümüzde islam ülkeleri dünyanın en adaletsiz yönetimleriyle yönetilmelerine rağmen, çoğunda en ufak bir direniş ve başkaldırının olmamasının temelinde, islamın yığınların bilinçaltına kazıdığı tereddütsüz itaat içgüdüsü yatmaktadır.
Burada bir ikinci nokta daha vardır: Allah'ın gerçekten varolduğuna ve Kur'an'da ve öbür kitaplarda yazılan özelliklere sahip olduğunu varsayalım. Peki inananlar o zalim, inanmayanları sırf kendine kulluk etmedi diye, hiçbir insanın hayal dahi edemeyeceği kadar korkunç bir şekilde cezalandırırken, kendilerinin güvencede olduğundan nasıl emin olabilirler? Kendisine hiçbir kötülük edemeyecek kadar aciz yaratıkları inanmıyorlar diye sonsuza kadar sonsuz acılarla cezalandırabilecek kadar acımasız bir varlığın, müminlere verdiği sözü tutacağına kim güvence verebilir?
Öyle ya kerameti kendinden menkul ve her ne yaparsa tanım gereği "iyi" olan o zat, belki de orada onları da tarifsiz acılarla başbaşa bırakacak ve sadistçe bir zevkle herkesin acıdan kıvranmasını seyredecektir. Bunda da sadece kendisinin bildiği bir hikmet olmadığını kim nereden bilebilir?
O değil mi "ben istersem herkesi hidayete erdirebilirdim, ancak cehennemi insan ve cinlerle dolduracağıma dair söz çıktı ağzımdan" diyerek, günahkarlar için cehennem değil, cehennem için insanlar yarattığını itiraf eden?
Eğer gerçekten varsa, hayal dahi edemeyeceğimiz kadar acımasız olan varlığa yaranmaya çalışırken, yukarıdaki ticari argümanı öne sürmek, kabahatten daha büyük bir özürü öne sürmek değil midir?
-
adam konuyu yanlış saatte açtı. gireyim de biraz neşeleneyim dedim. daha katılım yeterli derecede değil. yarın okur okur güleriz artık kısmet yarınaymış
-
flybatwin bunu yazdı:
-----------------------------
Whybe bunu yazdı:
-----------------------------Çünkü, sahiden bir yerlerde tanrı sıfatını taşıyan bir varlık mevcutsa bile, teistlerin ortaya koyduğu gerekçelerle bunun doğruluğu kanıtlanamaz
biz Allah ın varlığına birliğine inanan Müslümanların da erdemi budur .. Peygamberi de görmeden iman ettik Allah ı da.. illa ki bişeyi görerek inanıcaksak aklımızı ve de ruhumuzu da göremiyoruz bunlara da inanmayalım o zaman.. bir ikincisi siz deistlerin tek kozu "bana Allah ı göster" demekten başka bişey değildir...o zaman aklınızı göremediğiniz için mantığınızı göremediğiniz için gerizekalı olarak mı nitelendiriceksiniz kendinizi..
biz bir tek şey biliriz... ben Allah a inanıyorum; eğer yoksa boşa vakit kaybetmiş olurum,boşa oruç tutmuş aç kalmış olurum,boşa namaz kılmış olurum ama eğer bir Yaratıcı varsa (ki şüphesiz) Vay sizin gibilerin haline!!
-----------------------------
Din tartışmalarının sonucunda, mümin tarafın köşeye her sıkıştığında kullandığı bir argüman vardır: "Allah yoksa ona iman etmiş olmanın kimseye zararı olmaz, ama ya varsa o zaman inanmayanlar çok kötü şekilde yanacaklardır. O halde aklımıza yatmıyorsa bile inanalım, ne olur ne olmaz"... Bu argümanın mucidi, aynı zamanda islam tarihinin en büyük katili olan Ali'dir (savaşta ele geçirilen esirlerin idamını kimseye bırakmaz, hepsini bizzat ünlü Zülfikar'ıyla hallederdi).
Bu mantık, katıksız bir tüccar zihniyetidir ve köprüden geçene kadar ayıya dayı demek mantığıyla özdeştir. Böyle bir mantık, -eğer varsa- gerçek bir tanrıya yapılacak en büyük hakarettir. Onu yağcılıktan ve iki yüzlülükten etkilenen aciz bir varlık yerine koymaktır.İman, değişmez ve asla sorgulanamaz doğruları olan dogmalar üzerine kurulur ve -böylelikle- "ya varsa kaybın olmaz" safsatasının aksinin düşünülmesine engel olunur. Bununla da olmayana ergi yöntemi mümin için olanaksız kılınmaya çalışılır. İnsanı en zayıf yerinden yakalayarak, sağlıklı düşünce dizgesini dumura uğratmayı hedefleyen bu tür dogmalar, gerçekten çok zekice tasarlanmış ve yıkılması en zor olan dogmalardandır. Bunun zihinlere genç yaşta yerleştirilmesiyle, bilimin ve ilerlemenin temel koşulu olan kuşku bilinçlerden kazınır ve bunun ardından söylenenlere tereddütsüz boyun eğdirme amaçlanır. Böyle bir korku, insan zihninin en önemli yeteneği olan mantığa ve akıl yürütmeye pranga vurulmasına hizmet eder. Çevremizdeki eğitim düzeyi ne olursa olsun -belki tutarlı olma kaygısı güden bir kaçı dışında- bütün müminlerin bilinç altında yer etmiş bu korkunun her köşeye sıkışıldığında açığa çıkması boşuna değildir...
İşte islamın temel zihniyeti budur: gönülsüz de olsa, korkuya, şantaja ve rüşvete dayanarak insanları teslim almak... Bu temel zihniyet açısından doğrunun, haklının, iyi ve ahlaklı olanın hiçbir değeri yoktur. İnsanları onursuzluğun, ahlaksızlığın ve iki yüzlülüğün en aşağılık biçimi olan otoriteye kölece bağlılığa ve sorgusuzca itaate yönlendirir. Kuran, insan onurunun, şerefinin hiçbir değeri olmadığını öne süren, insanların aciz ve zavallı olduklarını yineleyen, verilen nimetleri döne döne insanların başına kakan ayetlerle doludur. Müminleri Allah'ın sonsuz rahmetine karşın, masum çocukların öldürülmesine, sakat bırakılmasına ve daha nice adaletsizliklere göz yummasını mazur göstermeye iten, işte bu zihniyettir.
Oysa onurlu, doğru, iyi ve ahlaklı olan, hiçbir başarı şansı olmasa bile, sonucunda ceza görmek kaçınılmaz olsa bile ve tanrıdan bile gelse, zulüme, adaletsizliğe, haksızlığa karşı başkaldırmaktır. Günümüzde islam ülkeleri dünyanın en adaletsiz yönetimleriyle yönetilmelerine rağmen, çoğunda en ufak bir direniş ve başkaldırının olmamasının temelinde, islamın yığınların bilinçaltına kazıdığı tereddütsüz itaat içgüdüsü yatmaktadır.
Burada bir ikinci nokta daha vardır: Allah'ın gerçekten varolduğuna ve Kur'an'da ve öbür kitaplarda yazılan özelliklere sahip olduğunu varsayalım. Peki inananlar o zalim, inanmayanları sırf kendine kulluk etmedi diye, hiçbir insanın hayal dahi edemeyeceği kadar korkunç bir şekilde cezalandırırken, kendilerinin güvencede olduğundan nasıl emin olabilirler? Kendisine hiçbir kötülük edemeyecek kadar aciz yaratıkları inanmıyorlar diye sonsuza kadar sonsuz acılarla cezalandırabilecek kadar acımasız bir varlığın, müminlere verdiği sözü tutacağına kim güvence verebilir?
Öyle ya kerameti kendinden menkul ve her ne yaparsa tanım gereği "iyi" olan o zat, belki de orada onları da tarifsiz acılarla başbaşa bırakacak ve sadistçe bir zevkle herkesin acıdan kıvranmasını seyredecektir. Bunda da sadece kendisinin bildiği bir hikmet olmadığını kim nereden bilebilir?
O değil mi "ben istersem herkesi hidayete erdirebilirdim, ancak cehennemi insan ve cinlerle dolduracağıma dair söz çıktı ağzımdan" diyerek, günahkarlar için cehennem değil, cehennem için insanlar yarattığını itiraf eden?
Eğer gerçekten varsa, hayal dahi edemeyeceğimiz kadar acımasız olan varlığa yaranmaya çalışırken, yukarıdaki ticari argümanı öne sürmek, kabahatten daha büyük bir özürü öne sürmek değil midir?
-----------------------------ilk olarak hocam bize Kur ' andan alıntılar yaparak örnek veriyosun.. onun öyle olduğunu kabul ederek söylüyosun.. ikincisi hangi kitabı okuyosun bilmiyorum ama sana okuduğun meali sanırım yahudi köpekleri vermiş.. üçüncüsü o mükafatlar var evet.. o cezalar da var.sen şu halinle bir düşün bakalım.. insanları bebekleri herkesin gözünün önünde diri diri yakan ateş eden zulüm yapan eziyet çektirenler bu dünyada bile rahat yüzü göremiyoken bizim inandığımız diğer dünyada neden rahat yüzü görsünler ki..o zaman herkes gitsin birilerini vursun öldürsün kessin biçsin .. tecavüz etsin ..bilinç altında o olmaması gerektiğini düşündüğün korkularımız olmasa şu dünya üzerinde bir tane canlı kalmaz emin ol.. ilk sen ve senin gibiler içlerindeki inançsızlık yüzünden açığa çıkmayı bekleyen o vahşet güdüsüyle hareket edersiniz..siz ki dünya üzerindeki insan tarafından yazılan koyulan yasalardan korkuyosunuz..ama biz ilk önce kendi araştırdığımız mantığımızla yola çıkarak bir yerlerde bir yaratıcının olduğuna kesin kanaat getirdiğimiz için önce O'nun korkusu olduğu için o demin saydıklarımı yapmıyoruz.. diğer koyulan kural kaide fasa fiso.. korkusu inancı olmayanı görüyoruz ona ramen elinden geleni ardına koymuyo.. bizim de içimizde birşeylerin korkusu olmasa o zalimden zulümkardan ne farkımız kalır..iyi insan kalır mıydı yer yüzünde.. ne de olsa başka bir hayat yok diyerek içinden geleni yap sonra öl bitsin.. bu kadar basit mi sanıyorsun.. iyilerin suçu ne peki neden iyiler ? neden vergi veriyoruz? neden kimseye birşey yapmıyoruz.. herkes psikopat manyak olsun o zman senin görüşüne göre..zaten yarası olan gocunuyo bu tip konuları açıyo başka da birşey deği..kimse kimseye neden ateistsin demiyo ama atesitlerin hepsi neden inanırsınız diyorlar sebebi de yaraları var.. anlatmak isteyip de anlatamadıkları ispatlayamadıkları bir sürü şey var..
-
post atayım yarın uzun uzun okurum yazıları :|
-
Burda ne dersek önümüzde kapalı duran kutunun içinde ne olduğunu kanıtlama çabamız olur.Bence kutunun açılacağı vakti bekleyelim.Ya nah çıkar ya çoh çıkar,o güne kadar koyun-bacak-asılma ilkesine bağlı kalalım..
