Nükleere Özenmek; Ölüme Öykünmek
-
Bu olay şeye benzedi. Domuz gribi gibi. Millet domuz gribi domuz gribi diyip durdu.
Ama normal gripten ölenler domuz gribinden ölenden daha fazla.
Bu olayda aynısı.
Ben nükleer enerjiye evet diyorum..
-
bıçağı yanlış kullanırsak adam öldürebiliriz.kalkıpta bıçağı yasaklamak nerde görülmüş !
nükleer enerjiye geçmezsek "su akar Türk bakar" lafı doğru olmuş olur.Atalarımıza layık olmamış oluruz.
bir an önce geçmemiz gereklidir..
-
nükleerin aslında direk bir zararı yok. en karlı enerji üretim yollarından biri. ha nolur türkiyede santrali en ucuza yapacak adama verirsen olmaz. nolur adamlar zeki(!) değil mi ne yapar eder ucuza getirir. sonra da olacak olan belli. çernobil in bir değişiğinin yaşanması işten bile değil.
-
mukan sende o grin piisçilerdensin galiba :D (green peace)
dostum bak bu konu çok detaylı ve çok güzel yorumlarda bulunan arkadaşlar olmuş topic içinde ve tek kelime sölemek istiyorum ülkemize 1 adet santral şart.
bilgi almak istersen msn den gelebilirsin nükleer fizik adına hatırı sayılır arastırmalar yaptım ve emin olki elimizde imkanımız adamımız ve malzememiz var ve sandığın gibi çok tehlikeli bir yapısallaşma değil bu.emin ol ki şuanda pkk ile olan çatışmalar doğu ve batının birbirine girmesi bile bir tesisten daha zararlı emin olabilirsin dostum..
-
---ALPER--- bunu yazdı:
-----------------------------
mukan sende o grin piisçilerdensin galiba :D (green peace)
dostum bak bu konu çok detaylı ve çok güzel yorumlarda bulunan arkadaşlar olmuş topic içinde ve tek kelime sölemek istiyorum ülkemize 1 adet santral şart.
bilgi almak istersen msn den gelebilirsin nükleer fizik adına hatırı sayılır arastırmalar yaptım ve emin olki elimizde imkanımız adamımız ve malzememiz var ve sandığın gibi çok tehlikeli bir yapısallaşma değil bu.emin ol ki şuanda pkk ile olan çatışmalar doğu ve batının birbirine girmesi bile bir tesisten daha zararlı emin olabilirsin dostum..
-----------------------------Green piiz :p
Anlayana :)
-
Mukan bunu yazdı:
-----------------------------
Japonlarla ilgili konuyu okudum. İletimin orada yitip gideceğini düşündüğüm için yeni bir konu açıp bilinçlenmenize, düşünmenize küçük de olsa bir katkıda bulunmak istedim. Lütfen önyargısız okuyup, araştırın. Çünkü bu yazdıklarım yıllar süren araştırmaların, gördüklerimin, deneyimlerin sonucudur. Bir gazete haberinden daha değerli olduğuna eminim.
Nükleer enerjinin tahsisi, işletilmesi ancak teknolojisi yeterli olgunluğa ve güvenliğe erişen ülkeler için geçerli olabilir. Bunu bir uçak dolusu atom ve fizik mühendisiniz katledilirken mi düşünüyorsunuz? Nükleer santraller ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri için saatli bombadır. Bunu Karl Marx'ın Komünizmi sanayisi gelişmiş İngiltere için öngörürken Rusya'nın SSCB olmasına ve parçalanmasına benzetin. Tabi yaşınız gereği çoğunuz Çernobil'in ne olduğunu tam anlamıyla bilmiyorsunuz. Ancak Karadeniz'deki dedelerimiz, çocuklarımız bu yüzden kanser olup ölüyorlar. Çernobil faciası aramaları için bu videolara göz atabilirsiniz.
Nükleer Santraller Bombadır!- Kaçınız ocağı yakmak için cebinde meşale taşıyor?
- Dört tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz. Dalga dinamiği ve enerjisi konusunda bilginiz var mı? Peki bu konuda Türkiye'de hatrı sayılır çalışmalar yapıldığından ancak ortadaki rant düşük olduğu için yeterince ilgi çekmediğinden haberiniz var mı?
- Dünyanın artık nükleer enerjiden uzaklaştığını biliyor musunuz?
- Japonya'da uygulananı kendi ülkenizde öz emeğinizle uygulayabilecek misiniz?
- Nükleer santral konusunda çalışma yapılacak ülkenin, Çernobil faciasını yaşayan Rusya olduğunu biliyor musunuz?
- Nükleer bir sızıntı, patlama, kaza neler mal olur haberiniz var mı?
- Elektrik fiyatları sizce kaynak kıtlığından mı yoksa yanlış kaynaklara yatırım yapılması, teknolojik yetersizlik, ihale yolsuzlukları (Türkiye'de döşenen tellerin çoğu gerekenin 8'de 1'i kalınlığında) ve kaçak kullanım (%80lere varan) nedeniyle mi böyle yüksek?
Gözü bıngıldağında çocuklarınız olsun, kolay hedef olalım, risk alalım diyorsanız bunları bir kez daha düşünün. Ocağı yakmak için perdeleri tutuşturacak meşaleye ihtiyacınız yok. Doğru kullanacağınız bir kibrit çöpü işinizi görecektir.Nükleer Santrallere Hayır! Santral ihalelerinden pay alarak güven makaleleri yazan gazetelere, "bilim adamları"na Hayır! Doğayla iç içe güvenli enerjiye Evet! Sizin, çocuklarınız ve torunlarınız için.
Karadeniz Çevre Derneği (Kaced) Eski Üyesi
Mukan
-----------------------------Geyet uzun bir makale olacak ;) Nükleer Enerjiyi ülkeme vatan borcu bilirim ben ! Bu yüzden hiç üşenmeyeceğim :D
1-) Ne kadar saçma bir örnektir bu arkadaş ya nükleer enerjiden en çok yararlanan ülke fransadır. Fransa elektiriğinin %80 ini nükleerden sağladığı halde bu ona yetmemektedir.
2-) Bi araştıracağım !!!
3-)
Dünyada nükleer santral sayıları hızla azalmamakta aksine artmaktadır.
15 Haziran 2007
♥ Dünyada nükleer santral sayıları hızla azalmamakta aksine artmaktadır.
Dünyadaki nükleer santraller 1960’lar da yapılmaya başlanmış hızla artarak şu anda 443 âdete ulaşmıştır. Ayrıca inşâ halinde 28 adet, sipariş aşamasında ise 64 adet nükleer santral vardır. Projelendirme aşamasında ise 158 NS vardır. Batıda nükleer santrali olmayan ülke yok gibidir. Ancak doğudaki tüm İslam ve Türkî cumhuriyetlerde maalesef BİR adet santral mevcuttur. O da Pakistan’dadır. Yani SKOR 442-1 dir. Ana mesaj bu sayının altında yatmaktadır. Sayılar bizden, yorum sizden !!
Yıllara göre Nükleer Santral adetleri ise: 1979'da 81, 1980'de 244, 1985'de 365, 1990'da 419, 2000'de 436, 2006'da 443'dür. 2005 yılına kadar dünyada ekonomik ömrü dolan ve dolayısı ile kapatılan santral sayısı ise 95 adettir.
Dünyada yıllara göre toplam Nükleer Elektrik Üretim ve Oranları

Yukarıdaki grafikte ise 1971-2002 yılları arasında dünyadaki nükleer enerji kullanım oranlarını ve nükleer elektrik üretimini; yıllara bağlı olarak sunmaktadır.
Örneğin 1971 yılında %1 olan oran 1982'de %6, 1987'de %12, 1991'de %14 ve 1999 yılında da %16'yı aşmıştır. Aynı yıldaki üretim ise 2500 TWs (Teta Watt Saat) mertebesinde olmuştur.
Grafikte de net bir şekilde görüldüğü gibi her yıl artan sayı ve üretim nasıl olur da azalma olarak yorumlanır; anlamak mümkün değildir. Bu nedenle iddia adeta bilim dışıdır. Yukarıdaki grafik; nükleer santral sayılarının azaldığını iddia edenlerin çırpınışlarının anlamsızlığını sergilemeye yeterli kanıttır.
Kaynak: www.world-nuclear.org
----------------------------------------------------------
ABD ve Avrupa nükleer santral yapımından vazgeçmemiştir. Çünkü…
15 Haziran 2007
♥ ABD ve Avrupa nükleer santral yapımından vazgeçmemiştir. Çünkü…
Bu yanıltıcı haberleri yayanların arasında karşıt grup ve çevreci maskesi altında çalışan örgütlerin, az da olsa bazı prof. doçent ya da mühendis, hatta birkaç fizik ve nükleer profesörlerinin bulunması da şaşırtıcı olabilir. Siz hiç mesleğine karşı olan insanları nükleer haricinde gördünüz mü? Bu açıdan bakılınca bu efsanenin bir “hayal ürünü” olduğu ortaya çıkmaktadır. Finlandiya’da nükleer santral inşaatı devam etmekte ise de AB içinde elektrik üretimi ortalama %32'dir. Fransa’da ise 2 yeni santral devreye alınmıştır ve %80 elektriği nükleerden elde etmeye başlamıştır. Amerika ise 103 nükleer santral ile dünya lideridir. Kanada ise 18 santrale sahiptir. İhtiyaçları kadar yapmaları ve şu anda yapmamalarını “vazgeçtiler” olarak yorumlamak en azından bilimsel değildir, inandırıcı da olamaz. ABD’nin son 10 yıldır uçak gemisi ya da nükleer denizaltı yapmamasını benzer düşünenlerin “artık ABD ordusunu tasfiye ediyor” şeklindeki yorumuna benzetilebiliriz.
Elbette Avrupa da nükleer santrallerin yapım adetlerinin düşmesi ne denli doğal ise doğuda da nükleer santral yapımının hızlanması aynı şekilde doğaldır. Çünkü sanayi üretimi artık doğuya kaymış, Çin, Japonya, G.Kore, Tayvan üretimleri, dünyaya ucuzlukları sayesinde hâkim olmuştur. Bu da ucuz enerjiden geçen bir yoldur. Bu durum ayrıca Avrupa’daki enerji talebinin gerilemesine de neden olmaktadır. Örneğin İngiltere’nin sahip olduğu gemi ve çelik endüstrisi genelde Kore’ye kaymış, bu nedenle İngiltere’de düşen elektrik talebine karşılık G.Kore'de tam tersi artan enerji talebi olarak ortaya çıkmıştır. G.Kore halen 20 Nükleer santrale sahip olup 1 adedi de inşa, 7 adedi de proje safhasındadır. G.Kore ve Japonya dünyada kendi olanakları ile nükleer santrali yapabilen iki uzak doğu ülkesidir. 2006 Ocak itibari ile İnşası devam eden 21 adet nükleer santralden sadece İKİ adedi Avrupa’dadır. Romanya ve Finlandiya. Diğerleri ise 8’i Hindistan, 4’ü Rusya, 2’si Çin, 2’si Tayvan, birer adetler ile G.Kore, Pakistan, İran ve Japonya'dır.Dünyadaki elektrik üretiminin dağılımı;

Dünyada nükleer enerji Afrika, Ortadoğu, İran ve Türkiye dışında kullanılmaktadır. 2008 yılında İran Nükleer enerji üretecektir. Kısaca bu teknolojiyi kötüleyenler aslında ülkelerine gericilik tavsiye ediyorlar. Ama farkında değiller.
Aşağıdaki haritada yeşil olan ülkeler nükleer enerjiye sahip olmayanları, sarı olan ülkeler ise nükleer enerjiye geçmeyi planlayan ülkeleri simgelemektedir. Turuncu olanlar %10 seviyesinde, leylak renkli ülkeler %50'ye kadar, koyu mor olan ülkeler ise %50 üzeri nükleer enerji kullananlardır.

Nükleer Enerji Kullanan Ülkeler Listesindeki;
RENKLER:
Yeşil : Kullanmayan ülkeler
Sarı : Planlayan ülkeler (Türkiye ve Mısır. İran ise 2008 de işletmeye alacaktır.)Turuncu: %10 ve altı kullanan ülkelerLeylak : %10-%49 arası kullanan ülkelerMor: % 50 üzeri kullanan ülkeler4-) Bu dünyada parayla satın alamayacağınız şeyler vardır efendim. Bunlardan biri nükleer teknolojidir. Rusya gibi yolunacak kaz bulmuşken neden onların teknolojileriyle bizim küçük çaptaki araştırmalarımızı birleştirmeyelim. Diğer büyük süper güçler birbirinin nükleer teknolojilerini satın almak için para saçmaya razıdır fakat kimse vermez. Yapmadığından değil yapılamadığından öz emekle yapıyor japonya. Şimdi japonya o MOXla çalışan santrali yaptı ya teknolojiyi diğer ülkelere vereceğini mi sanıyorsunuz nah verir. Diğer ülkeler japonyadan bilim adamı çağırsada japonya vermez. Buda demek oluyorki yapmadığından değil yapamadığındandır.
5-) Ne kadar da korktum ben :D Sanki rusya hiç ders almadı tarihten sanki bir biz akıllıyız onlar geri zekalı :D çernobil dediğiniz nükleer santral kubbesiz denilen güvenlik önlemleri alınmamış santral tipidir. Oysa şimdi kubbe teknolojisi var yani uçak çarpsa birşey olmaz.
6-) Bir cacık olmaz çünkü yakıt zenginleştirme diye birşey var nükleer santrallerde zenginleştirilen yakıtın oranı %5 ken atom bombasında bu oran % 99 :D
“Nükleer Santral atom bombası gibi patlamaz”; çünkü…
15 Haziran 2007
"Nükleer Santral atom bombası gibi patlamaz"; çünkü…
Bir nükleer santralin atom bombası gibi bir patlama olması olasılığı teorik ve pratik olarak imkânsızdır. Yani SIFIRDIR. Çünkü bir atom bombasının oluşması için mutlaka gerekli olan İKİ şart; ortamda, yani nükleer santral içinde asla mevcut değildir.
1. En az %90 oranında zenginlikte bir yakıt. (Nükleer santral yakıtı %1-%5 zenginliktedir.)
2. Patlama için gerekli ön koşul olan “KİNETİK ENERJİ” kaynağı santralde yoktur.
Patlamadan kastedilen aslında kazandaki yarılmadan dolayı ortaya çıkan aşırı ısınmış suyun buharlaşmasından başka bir şey değildir. Bu durum evimizdeki düdüklü bir tencerenin patlamasını andırır. Yemekler tavana sıçrar ve ortalık kirlenir. Ama kirlilik asla duvarlar nedeni ile dışarıya ulaşmaz. İşte nükleer santrallerde de benzer durumun meydana gelebileceği olasılığı baştan kabul edilmiş olup batıda sistem 1.5-2 metre civarı kalınlığında bir koruma kabuğu ile kapatılmıştır. Amaç bir kaza halinde oluşabilecek radyoaktif kirliliğin etrafa bulaşmasını önlemektir. Bu kadar kalın ve maliyetli duvar ya da koruma kabuğu yapımındaki kıstas nedir? diye sorulduğunda “üzerine düşecek bir uçak” neticesinde bile çatlamayacak ve hasar görmeyecek şartta olmasından dolayıdır.
Batı tipi nükleer santrallerde koruma kabuğu yapılması mecburiyeti vardır. Nükleer santrallerdeki güvenlik yatırımının %40 boyutlarına ulaşmasının ana sebeplerinden biride bu beton kubbe yapımıdır. Doğu tipinde yani Rus teknolojisinde aşırı güven ya da maliyetler sebebi ile bu koruma kabuğu (beton kubbeler) yapılmamıştır. Hâlbuki dünyadaki ilk 2 kaza da batıda olmuştur. İngiltere (1957) de Windscale'de olan kaza yine bir kor erimesiydi. Çevreye bir miktar radyasyon yayıldı. Koruma kabuğu da yoktu. İşte bu kaza “Batı anlamında nükleer güvenlik doktrinin” ortaya çıkmasına neden oldu. Bu doktrin ile iki konu kesin güvence altına alındı. 1.Reaktör kalbinde soğutma suyu eksikliği nedeni ile kaza oluşma riskini minimuma indirmek amacı ile 2 yada 3 yedeklemeli soğutma su borusu yapım şartı. 2. Herhangi bir nedenle kor (kalp) erimesi hâlinde kazan dışına kaçabilecek radyasyonun bir koruma kabuğu ile güvence altına alınmasıdır. İşte bu kriterlerin ilk meyvesi; 1979 yılında, ABD de Three Miles İsland reaktöründe alınmıştır. Reaktördeki kalp erime kazası gerçekleşmesine rağmen çevrede; radyasyon ve çevre kirliliği sorunu yaşanmamıştır.
Ancak üçüncü kazanın “koruma kabuğu” olmayan Rus santralinde olması acı gerçeklerle sadece Rusların değil, tüm dünyanın tanışmasına neden olmuştur. Yani kaza bilerek ve eksik yapım tekniği nedeni ile hepimizin başına problem olmuş ve 100 km alanda ciddi radyoaktif kirlilik problemi ortaya çıkmıştır. Bulgaristan ve Ermenistan santralleri de bu gün için ayni riski maalesef taşımaktadır. Avrupa Birliği Bulgaristan ile nükleer santrallerini kapatması konusunda anlaşmıştır. Karşılığında yenilerinin yapılmasını finanse edecektir.
Termik santrallerde bulunan kömür kazanlarının çok küçüğü apartmanlarımız da da bulunur. Bu kazanlarda yanan kömür yerine nükleer santrallerde uranyum yakıtı bulunur. Sistem ve tasarım aynı şekildedir. Sadece nükleer santral kazanı daha büyüktür. Ayrıca yakıt çubukları uzun ince su boruları şeklinde ve demet olarak santrale yüklenir. Bir yükleme esnasında takriben 90 ton civarında yakıt çubuğu yüklenir ve 3 yıl civarında enerji üretecek kapasitesi vardır. Süresi dolan yakıt demetleri soğutma havuzlarına alınır ve yerine yenileri yüklenir.
Bu yakıt çubuklarının arasında ısıyı kontrol edecek olan “kontrol çubukları” vardır. Bu kazan içindeki yakıt çubuklarındaki ısı kontrol çubukları ile sürekli denetim altındadır. Tüm sistem önemli yerlerde 3 adet yedekleme ile desteklenir. Borular ise iç içe geçmiş halde olup ilkinin delinmesi halinde ikinci boru, sistemi korur ve çalışmasını devam ettirir. Sistem herhangi bir şekilde kontrolden çıkar ve çaresiz kalındığı zaman tüm personel “koruma kabuğu” dışına çıkar ve sistemi dışarıdan kontrol etmeye devam eder.
Buna rağmen olacak bir kaza senaryosu şöyle devam eder; önce yakıt çubukları erir ve sonrada kazanda oluşan yoğun ısı nedeni ile içerisinde bulunan suyun ve buharın basıncına dayanamayan kazan yarılabilir ya da üstündeki kapak çatlayarak suyun ve yakıt çubuklarının dışarı kaçmasına sebep olabilir. Kısaca patlama bir buhar basıncı patlamasıdır. Böyle bir durum uzunca bir süreçte gerçekleşeceğinden dolayı çalışan personel koruma kabuğu dışına rahatlıkla çıkar. Özel yapıdaki tüm kapılar kilitlenir. Böylece kaza neticesi oluşabilecek tüm riskler içeride hapis kalacak ve çevrede herhangi bir sorun olmayacaktır.
İşte kendisine güvenen ve “koruma kabuğu” yapmayan Sovyet ya da Rus teknolojisi bir deney sırasında kontrolü elden kaçırmıştır. “Koruma kabuğu” mevcut olsaydı kazadan belki de yıllar sonra haberimiz olabilirdi. Elbette 100km çapındaki bir alanda çevreye herhangi bir zarar gelmezdi. Batı tipi santrallerde “koruma kabuğunun” bir zorunluluk olmasından dolayı herhangi bir risk de yoktur.
Ülkemizin nükleer santral yapımına karar vermesi halinde bu santralin mutlaka “koruma kabuğu” bulunacağı kesindir. Çünkü ülkemiz Viyana’daki Uluslararası Atom Enerji Kurumu kurucu üyesidir ve onun kurallarına bağlıdır. Batı ülkelerinin hiçbirinde koruma kabuğu olamayan santral yapılamaz ve yapılmamıştır. Açık santraller sadece Rus (Sovyet) teknolojisi ile yapılanlarda mevcuttur.

Kandu tipi kapalı bir nükleer santral ve koruma kabuğu
KAPALI-BATI TİPİ AÇIK-DOĞU TİPİ
Koruma kabuğunun grafiksel şekli ve reaktör içi kazan ile ısı çeviriciler yukarıdaki grafikte anlatılmaya çalışılmıştır.
Aşağıda bir nükleer santral kazanı ve ölçüleri grafiksel olarak sunulmuştur.
Buhar üreteci, Çelik kazan (20-24cm kalınlıkta malzeme), Elektromanyetik pompa, Yansıtıcı kontrol, reaktör kalbi (koru), kalp koruma kabuğu.

7-) bu yeterde artar bu dediklerine :D
1995-2005 Amerikan Elektrik Üretim Maliyetleri (yıl-cent)

-
GighElf hocam hele şu son maliyet grafiği çok sağlam bi cevap olmuş nükleer enerji pahalı, daha ucuz ve güvenlileri var diyenlere, tebrik edrim
-
Keşke birkaç reaktörümüz olsada 10-12 EuroCent bedeli ile tükettiğimiz eletriği 4-6 EuroCent fiyatından tüketsek. Avrupada yaklaşık bu seviyededir fiyatlar. Aylık elektrik faturası 200000TL (ikiyüz milyar) olan fabrika biliyorum. Bu fabrika sırf elektrikten fazla ödediği ile yüzlerce kişiyi çalıştırabilir veya rekabette ciddi yol kat ederek ihracatta ileri gider ve yine bu bize istihtam olarak döner. Bırakın fabrikayı evlerdeki faturalar can yakmakta.
Çin için aboooov adamlar aştı gidiyor diyenler nedenini araştırsa keşke. Çin devlet enerji ve hammadde ihtiyacını karşılamak için şeytanla bile anlaşma yapıyor. Afrika devletleri ile ilişkileri güçlendiriyor, ABD ile papaz olmamaya çalışıyor, dolaylı ve direkt rüşvet ile özellikle diktatörlük ile yönetilen küçük devletlerde at koşturuyor vb.
Bunun en önemli ayağı enerjidir. Hammaddeyi dünya fiyatları ile herzaman almaktadır ama enerjide paran varsa bile siyasi konular nedeni ile koz olarak kullanmak adına size satmayanlar olacaktır. Bakınız rusya-Ukrayna sevişmesi. Bakınız Suudi arabistan-iran kan davasını...
Kapiş.
-
HighElf bunu yazdı:
-----------------------------
1995-2005 Amerikan Elektrik Üretim Maliyetleri (yıl-cent)

-----------------------------evet işte görüldüğü gibi forever nükleer...
toplanıp bi eylem yapmanın zamanı geldi de geçiyor bile.hep karşı çıkanlar mı yapacak biraz da destek olanlar yapsın.nükleere destek vatan borcudur...
-
Branxian bunu yazdı:
-----------------------------
---ALPER--- bunu yazdı:
-----------------------------
mukan sende o grin piisçilerdensin galiba :D (green peace)
dostum bak bu konu çok detaylı ve çok güzel yorumlarda bulunan arkadaşlar olmuş topic içinde ve tek kelime sölemek istiyorum ülkemize 1 adet santral şart.
bilgi almak istersen msn den gelebilirsin nükleer fizik adına hatırı sayılır arastırmalar yaptım ve emin olki elimizde imkanımız adamımız ve malzememiz var ve sandığın gibi çok tehlikeli bir yapısallaşma değil bu.emin ol ki şuanda pkk ile olan çatışmalar doğu ve batının birbirine girmesi bile bir tesisten daha zararlı emin olabilirsin dostum..
-----------------------------Green piiz :p
Anlayana :)
-----------------------------anlıyoruz kardeşim :D :D anlıyoruz :D :D biz sulandırılmış grinnn piizcileriz :D anlıyom :D
