folder Tahribat.com Forumları
linefolder Gündem - Güncel Konular
linefolder Akkuyu Nükleer Santrali Hayırlı Olsun



Akkuyu Nükleer Santrali Hayırlı Olsun

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    oinomaos
    oinomaos's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ekim/2012
    Erkek
    Kaan bunu yazdı

    Baraj istemeyiz, termik santral istemeyiz, nükleer istemeyiz. 

    Babamizin tarlasinda mi yetişiyor amk bu elektrik. 

     

    Diktatorlerin amk ama bu nükleer işi doğru bir adım oldu. Nukleerle rüzgar enerjisini, güneş enerjisini karsilastiracak arkadaşlar bi siktirip gitsin lütfen. 

    Çapsız, sığ ve bilgisiz fikrin için teşekkür ederim. Tam bir kahve kültürü örneği. "Napalım yani"cilik "Petrol vardı biz mi içtik" "Onu yapmayakta napak"çılık.

    2 sikindirik örnekle koca fikir çökertmeyle yönetiliyor ülke. Çapsız adamların yapabileceği bu zira biliyor karşındakinin düşünmeyeceğini. Böyle sığ laflarla bir anda malı sığırı arkasına alabiliyor çünkü.

    Böyle yorum yapacağına az daha akıllı davranıp desene alternatif öneriniz nedir? diye yok ama mümkün değil çünkü onu sorduğunda biliyorsun ki cevabı alacaksın.

    Soramazsın o soruları sorma bir siktir git sadece.


    Anıl
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Hermes
    abdullahazad
    abdullahazad's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Mayıs/2007
    Erkek

    ağlamak istiyorum lan. sonunda TBT de bunuda gördüm.  

    nükleer santral/teknoloji tartışılıyor.

     

    oh bee.


    https://dnscheck.name.tr | yazdıklarımı ciddiye almayın, sonuc olarak bu forumda kufur etmedigin surece troll'luk serbest.
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HoLyCat
    HoLyCat's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 03/Ekim/2009
    Erkek
    AbdullahAzad bunu yazdı

    ağlamak istiyorum lan. sonunda TBT de bunuda gördüm.  

    nükleer santral/teknoloji tartışılıyor.

     

    oh bee.

    Titreyerek imana geldim.


    🆃🅰🅷🆁🅸🅱🅰🆃.🅲🅾🅼 - 🅷🅾🅻🆈 @Kaptan ın daha delikanlı olduğunu kanıtlayan şahsiyet ile tanıştım..
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Kaan
    Kaan's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Mayıs/2007
    Erkek
    oinomaos bunu yazdı
    Kaan bunu yazdı

    Baraj istemeyiz, termik santral istemeyiz, nükleer istemeyiz. 

    Babamizin tarlasinda mi yetişiyor amk bu elektrik. 

     

    Diktatorlerin amk ama bu nükleer işi doğru bir adım oldu. Nukleerle rüzgar enerjisini, güneş enerjisini karsilastiracak arkadaşlar bi siktirip gitsin lütfen. 

    Çapsız, sığ ve bilgisiz fikrin için teşekkür ederim. Tam bir kahve kültürü örneği. "Napalım yani"cilik "Petrol vardı biz mi içtik" "Onu yapmayakta napak"çılık.

    2 sikindirik örnekle koca fikir çökertmeyle yönetiliyor ülke. Çapsız adamların yapabileceği bu zira biliyor karşındakinin düşünmeyeceğini. Böyle sığ laflarla bir anda malı sığırı arkasına alabiliyor çünkü.

    Böyle yorum yapacağına az daha akıllı davranıp desene alternatif öneriniz nedir? diye yok ama mümkün değil çünkü onu sorduğunda biliyorsun ki cevabı alacaksın.

    Soramazsın o soruları sorma bir siktir git sadece.

    Gerçekten merak ettim şimdi "alternatif enerji kaynaklarını".

    Nükleer, termik, hidroelektrik,rüzgar, güneş. başka neler varmış?

    Bizi aydınlatır mısın çook yüksek bilgilerinle.


    Benim hiçbir şey umrumda değil..
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Böcüklerin Efendisi
    krypt
    krypt's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Mart/2004
    Erkek

    Millete atıp tutup haksız çıkınca tüyenler mi, yoksa kendi fikrinden olmayanlara söven vizyonsuzlar mı? Choose your destiny!


    while (1<2)
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    THT2005
    THT2005's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Eylül/2005
    Erkek

    böyle olaylar yaşanınca... 

    Dört yıl önce İzmir Gaziemir’de ‘nükleer atık gömüldüğü’ ortaya çıkmıştı. Devlet duruma el koydu. Arazi karantinaya alındı, etrafı tellerle çevrildi. Tarihin o döneme kadarki en büyük cezası kesildi. Peki ya sonuç? Ceza ödenmedi. Sorumlular beraat etti. Tel örgüler söküldü, halk nükleer atıkların üzerine basarak işine, okuluna gitmeye devam ediyor...

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/nukleer-okul-yolu-40315887 

     


    Burası Türkiye... Yaşanacak , Yaşanmış , Yaşanan olayların hepsi normaldir.
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Ekerci
    Ekerci's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Ocak/2010
    Erkek

    Herseyde oldugu gibi amca dayi tanidik vasitasi ile ise alinacak insanlar oldugu icin hic istemedigim hadise.

    Enerjiye ihtiyac var mi var, nuk kursak iyi olur mu evet fakat hukumet bok.

    Onun disinda neden gunes enerjisi panellerine yonelmiyoruz onu anlamiyorum. Avrupada gunes bizden daha az ama adamlar gunes enerjisine yoneliyorlar. Biz hep 2 adim geriden takip ediyoruz


    Konu ID: 112846 Konuyu Acan : Ekerci Konu Başlığı : Tahribatın en sevdiği adam ? Silinme Sebebi : 3 sayfadır takip ediyorum beni seven kimse çıkmadı. alacağınız olsun müridler
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    THT2005
    THT2005's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Eylül/2005
    Erkek

    illaki okuyanınız olmuştur..

     

    İHMALİN SONUÇLARI...

    13 eylül 1987'de brezilya'nın goiânia kentinde vuku bulmuş geçen yüzyılın en trajik kazalarından bir tanesidir. radyoloji konusunun ne kadar hassas olduğuna, radyoaktif maddelerin konuyla alakası olmayan kişilerin eline geçtiğinde nasıl korkunç hasarlar verebildiğine çok güzel bir örnektir, ki keza times dergisi çernobil'den hemen 1 yıl sonra meydana gelmiş ve ülkemizde hemen hiç bilinmeyen bu olayı dünyanın en korkunç nükleer kazaları arasında saymaktadır.

    olayda her nasılsa bir hastane olduğu yerden taşınırken hastane yönetimi radyoloji kısmında için yüksek radyoaktif sezyum klorid bulunan metal bir aparat unutmuştur. bilardo topu büyüklüğünde olan bu nesne kurşun ve çelik topların içiçe geçmesinden oluşmuş ve bir tarafında da beta parçacıklarını soğuran ancak gamma ışınlarının 5-6 saniyede bir geçmesine izin veren 1santimlik iridyum bir pencere bulunmaktadır. içindeki sezyum klorid tuzunun ana maddesi yarı ömrü 30 yıl olan 814 tbq·kg^-1 gücünde sezyum 137 izotopudur. bu madde o kadar radyoaktiftir ki 1 metre ileriye saatte 4.6 gy (456 rad) doz radyasyon yaymaktadır. olay sonrası incelemede bu aparatın amerikan imalatı olduğu anlaşılacaktır.

    hastane taşınınca iki ay süresince kimsenin dokunmadığı teleterapi cihazına bağlı aparatın bulunduğu odada evsizler döşek serip yatmıştır. sonradan hurdacılar bina yıkılmadan ne bulabiliriz umuduyla hastaneye dalmışlar, roberto dos santos alves ve wagner mota pereira adında iki hurdacı aparatı ve makineyi olduğu yerden sökmüşler, el arabasıyla evlerine taşımışlardır.

    bu iki salak radyoloji aparatının iridyum penceresine gözlerini dayayıp bakınca içeride boğuk mavi renkli bir ışık görüp topu kırmaya çalışırlar ama başaramazlar. sonra günler boyu mide bulantısı hissederler ama durumun toptan kaynaklandığı akıllarına bile gelmez, yedikleri bir şeyden olduğunu düşünürler. en sonunda bir tanesi iridyum camını kırıp tozun ufak bir kısmını açığa çıkarır. maddenin barut olduğunu sanıp yakmaya çalışırlar ama yanmaz tabii ki. kendilerinin o sırada içerden yanıyor olduğunun da farkına varmazlar.

    5 gün böyle günde birkaç dakika radyoaktif tozla oynayan hurdacılar tüm ele geçen mallarla beraber topu da bir hurdalığın sahibi olan devair ferreira'ya satarlar. bu mal arkadaş da garajda topu incelerken çok ilginç bulur ve sonraki günlerde etrafta ne kadar arkadaşı aile dostu varsa çağırıp toptaki mavi ilginç ışığı gösterir. hepsi gözlerini dayayıp bakıp çok etkilendiklerini, güzel bulduklarını söylerler. kendisi bununla da kalmaz, ve bu güzel renkli tozu epoxy ile karıştırıp karısına şekilli mavi yüzük yapmak gibi epic fail bir düşünce içerisine girer. bu maksatla da sezyum tozu ile dolu kapsülü tornada uğraşarak kırar. eve gelince çekiçle de açar.

    evde devair'in kardeşi ivo bu tozu yemek masasını silkelerken bilmeden halıya döker. o sırada ivo'nun 6 yaşındaki kızı halıda oynamaktadır. bu esnada kendisi 1.0 giga becqeruel kuvvetinde ışımaya maruz kalır. bu da 600 rad değerinde çok yoğun bir radyasyon zehirlenmesi anlamına gelmektedir. küçük kız daha sonra bilmeden bu tozu çok ilginç bularak koluna bacağına döküp yayar, annesine de gösterir. babası ivo da o sırada koluna bu radyoaktif tozla bir haç yapıp ateşle dövme yapmaya falan çalışmaktadır. kısaca ailede ölmek için yarışmayan kimse kalmaz. ama durumun farkında değillerdir tabii ki.

    bu aile 28 eylüle kadar evlerinde sezyum izotopuyla böyle yaşar giderler. sonra devair'in karısı etraftaki herkesin çok yoğun mide bulantısı ve ishalden muzdarip olduğunu birden farkeder. önce olayın içtikleri gazozdan kaynaklandığını düşünür ama olay o değildir. radyoloji açısından incelersek kadın aslında bilmeden de olsa çok doğru düşünmüştür zira radyoaktif maddelerin önemli bir kısmı suda çözünebildikleri için bu tip tozları içecekle karıştırıp yutmak, radyoaktif ışımadan 6000 kata kadar daha etkili bir zehirlenme sağlamaktadır. zira o anda devreye alfa ışıması falan da girmektedir. nitekim daha sonra olay yeri incelemesinde gazozun içinde bu sezyum izotopu bulunamamıştır. kendisi ondan sonra hemen bu kapsülden ve içindeki tozdan şüphelenir ve süpürgeyle hepsini şeffaf plastik bi torbaya koyarak hastaneye götürür. burada belirtmek gerekirse kendisi hastaneye belediye otobüsüyle torbayı açıkta taşıyarak gitmektedir. otobüste kendisine 1 metre ila 6 metre mesafedeki herkes deli gibi radyasyona maruz kalır. ancak sezyum klorid torba plastik olduğu için doz etkisi bilmeden de olsa azaltılmıştır. torbaya sıfır mesafede ayakta seyahat eden yaşlı amca buna rağmen 30 rad radyasyon yemiş bacaklarında ciddi yanıklar oluşmuştur. lokal alınan radyasyon olabilecek bu en kötü durumda 0.3 sievert civarındadır. torbadan 2.7 metre uzakta duran kimselerin bacaklarında ise radyasyon 0.04sievert e kadar düşmüştür.

    hastanede doktor paulo roberto monteiro olayı hemen doğru tahmin ederek tozdan şüphelenir, ancak radyoloji konusunda otorite olmadığı için bunu kendisinden uzak tutmak amacıyla hastane bahçesinde bir sandalyenin üzerinde açıkta bekletir. olay yeri incelemesi sonradan göstermiştir ki radyoaktif maddenin gamma ışıması bu esnada %90 dolayında tükenmiştir ve hastanedeki radyoaktiflik seviyesi bu sayede düşük kalmıştır. pek çok da hayat böyle beleşe kurtulmuştur.

    olayın ana fikri ihmal dir. ihmaller katlandıkça hayat üzerindeki tehdit katlanarak artmaktadır. bu iki hurdacının, hastane yönetiminin ve aile babasının kendi başlarına 249 kişiyi radyasyon zehirlenmesi ile karşı karşıya bırakmaları çernobil faciasındaki ihmalin bile ötesine geçmiştir. elbette kendilerinin radyasyonla ilgili bir bilgileri yoktur. olması da gerekmemektedir. ancak nerden alındığı bilinen ancak ne olduğu bilinmeyen malzemeye bu kadar safça ve şüphelenmeden yaklaşmak da akıl alır türden bir şey değildir. olayda 4 kişi ölmüştür, kanser vakaları da goiana genelinde her türden yüzlerce kat artış göstermiştir. ulusal atom enerji ajansı konuya çernobilden daha hazırlıklı olduğu için yıldırım gibi yetişmiş, mahalleyi boşaltmış 40 küsür evi yıkmış ve oldukça geniş bir alanda tarama yaparak 30 santimlik üst toprak tabakasını dekontamine ederek kaldırıp götürmüştür. 

    olayda ölenler şunlardır :

    leide das neves ferreira : ivo ferreira'nın 6 yaşındaki kızı. en çok radyasyon alanların başında gelmektedir. iaea yetkilileri kızla ilgilenmek için özel bir ekip getirmiş zira ajans goiania'ya ulaştığında yürüyen hayalet fazını geçirmekte olan küçük kız hastanede bakım falan görmemiş. o kadar korkunç bir hala gelmiş ki hastane yönetimi, doktor ve hemşireler ondan korktukları için odasına girememişler. vücudunun üst kısmı çok kötü bir biçimde şişmiş, akciğer ve böbreklerinde ağır hasar meydana gelmiş. kızı 1 ay yaşatabilmişler ve 23 ekim 1987de ölmüş.

    gabriela maria ferreira : devair ferreira'nın karısı, hastaneye durumu nispeten erken bildirerek pek çok hayatı kurtardığı düşünülen bu kadın sezyum izotopu le açık temasından 1 ay sonra yine kızı gibi ölmüş.

    israel baptista dos santos : devair'in hurdalığında çalışan kalfa, tornada kapsülü kırarken tozun bir kısmını soluduğu zannediliyor. hastaneye başvurduktan 6 gün sonra ölmüş.

    admilson alves de souza : da devair'in işyerinde çalışan çırak. akciğer ve kalp doku hasarı ile iç kanamadan 18 ekimde ölmüş.

    nitekim devair ferreira 700 rem radyasyon almasına rağmen hayatta kalmış. bunun nedeninin vücudun belli noktalarına ışyan yoğun radyasyonun, daha geniş bölgelere ışıyan daha az yoğun radyasyondan daha tehlikesiz olması. zira vücut sağlam olan bölgelere dayanarak hayatta kalma mücadelesini daha sağlam verebiliyor. 

    olay olup bittikten sonra radyoterapi cihazını geride bırakan hastane yönetimine olası kasthükümleri uyarınca çok ağır cezalar verilmiş ve başhekimi 17 yılını hapiste geçirmiştir. ayrıca hastane 1.3 milyon dolar nakit tazminat ile goiania'daki tüm radyasyon vakalarının ücretsiz bedensel ve psikolojik tedavisi ile cezalandırılmış.

    goiania'da dozimetreler 2008 yılında radyasyonun hala normal değerlerin birkaç katı fazla olduğunu gösteriyor ki 10 gramlık sezyum izotopunun neler yapabileceği hakkında bize daha ayrıntılı bilgi veriyor.

     

    kaynak: https://eksisozluk.com/goiania-olayi--2210282


    Burası Türkiye... Yaşanacak , Yaşanmış , Yaşanan olayların hepsi normaldir.
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Bektas
    x-files
    x-files's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Eylül/2005
    Erkek

    Evet tartışmaya Akkuyuda bir çalışan olarak dahil olmak gerektiğini düşünerekten bir kaç bilgi ve bir kaç görüşte ben ekleyeyim. :D

    Öncelikle radyasyona öcü olarak bakmayı bırakmamız gerek. Radyasyon öldürür diye birşey yok. Arabayı sürmeyi bilmezsen kaza yaparsın ya ölürsün ya sakat kalırsın yada hiç bişi olmaz sapasağlam çıkar ayağa kalkar devam edersin. Radyasyonda böyle bişi. Kontrol altında tuttuktan sonra, 

    Hastahanelerde tanısal ve tedavi amaçlı kullanırsın (Örnek film çekimi, kemoterapi vb..)

    Endüstiri alanında bir çok alanda kullanırsın (Kaynak yapılan boruların sağlamlığı, yoğunluk, nem, barajlardaki su kaçakları ve daha bir çok alanda. )

    Güvelik ve kaçakçılık alanında (Hava limanlarına girerken çantalarınızı geçirdğiniz cihazdan adamda silah varsa uçağını durdurmanı önleyebilirsin, Ülkeye kaçak yollarla mal sokmayı engelleme gibi)

    Tabi daha bir çok yararları var sadece belli başlı olanları söylüyorum.

    Gelelim en tartışılan olaya. NGS = Nükler Güç Santralleri

    Evet ülkemizde bir nükleer güç santrali yok oysa yanı başımızda olan ülkelerin çoğu kullanıyor bu NGS leri. Kontrol altında tutamazsan yakın bir yerdeysen ve büyük bir patlamaya neden olduysan ebenin örekesini tersten görmeden tahtalı köye gidersin hatta ceset diye koyacak bir parçanı bulmaları bile imkansız küllerinden yeniden doğmazsan tabiki. Türkiye bu teknoloji ile tanışması baya gecikti. Rusya ile yapılan anlaşma ile bakalım inşallah ülkemize bu teknolojiyi kullanmaya başlayacağız. 

    NGS lerde en önemli mevzu ve tehlikleri kısım reaktör kısmı. Reaktörler önce demir bir muhafaza içinde durduruyluyor. Bu demir muhafazanın dışınada ağır beton (Piyasada kullanılan beton yoğunlukları 2.3-2,4 ton/m3 tür) kullanılıyor. Bunlarda ya doğal olarakbulunan limonit, barit gibi yüksek yoğunluklu agregalar kullanılıyor yada sunni olarak demir çeklik fabriklarından getirliyor. Üretilen ağır beton yoğunlukları ise 3,5 ton/m3 civarı olmaktadır. Tabi bunlar bir önlem ama tedbirsiz ve gelişi güzel davranırsan işe yaramaz. Nasıl bir volvo ile emniyet kemerini takmazsan ve son sürat bir duvara çarpıp ölebileceğin gibi bunda da ölebilirsin tabiki.

    Çalıştığımız yerde karşı olanlarda var olmayanlarda var. Radyasyon (Nükleer yoğunluk ve nem ölçer) ile 2011 den beri uğraşıyorum. Millet işte çocuğun olmaz bilmem şöyle olur böyle olur. Çok şükür bir oğlum var. Kullandığım cihazı güvenllik tedbirlerini alarak kullanmaya dikkat ettiğim ve her kullandığım süre içersinde dozimetremi takmaya bellirli aralıklarla radyasyon sızdrırıp sızdırmadığını kontrol ettiğim sürece bir cep telefonu kadar radyasona maruz kalıyorum. Buda zaten bir radyasyon çalışanın bir yıl içersinde kalacağı 1mSV radyasyondan daha az bir değere tekamül ediyor.

    Karşı olanların çoğu tehlikeli bunu biz kullanamayız başka bir sürü kaynak var neden onlara yönelmiyoruz gibi bir sürü şey söylüyorlar. Şu anda Türkiyede tek başına %10 enerjiyi karşılayacak bir yer yok şu anda. En büyük barajımız olan Atatürk barajı bile şu anda ülke enerji ihtiyacının %5 anca karşılayabilmektedir. Tamam rüzgar gülleri kuralım her yere ama nereye kadar kuracaksın. Güneş panelleri kuralım evet yenilenebilir enerji. Ne güzel. Hadi herkes alsın güneş panelini kurun çatınıza bir de yanına rüzgar türübin kurun oh miss. En azından enerji ihtiyacınızın bir kısmını ordan kullanabilirsiniz. Size ne kadar maliyeti olacak ki. Niye kimse yapmıyor. Devlet yapsın güneş enerjisini baraj kurmasın, rüzgar gülü kursun; NGS kurmasın, Rüzgar gülü kursun; Termik Santral kurmasın, Fosil yakıttan elektirik üretsin.

    Artık bu bir ihtiyaç. Almayna santralleri kapatıyor, Fransa kapatıyor. Evet kapatıyor santralleri ama; bundan 40 yıl önce kurduğu NGS leri kapatıyor. Kapatıp nerden enerji ihtiyacını karşılayacak. Rüzgar gülünnden mi, Güneş enerjisinden mi? Bizde de var zaten. Ispartadan Sandıklıya giderken Türkiyenin en büyük rüzgar santrallerinden biri orda. Dağın her tarafında rüzgar gülleri ile donatılmış. Şu an itibari ile Türkiyede 180 civarı RGS faliyette. Şu an itibari ile %6 civarı bir ihtiyacı karşılamakta. Yapılan anlaşmlar ile bunu daha geliştirip %13 karışlanması planlanıyordu en son. Türkiyede 560 civarı güneş enerji santralleri mevcut bunla ancak ülkenin %1 - 2 civarında bir elektirik ihtiyacını karşılamaktadır. Yani 180 RGS ve 560 GES ler ancak bir NGS tekamül ediyor. 

    NGS'nin ülkeye faydası olacak mı?

    Hiç birşey olmazsa en azından radyasyonu tanımış oluruz. Elektirik ucuzlar mı? Ona bende bişi diyemiyorum. Çünkü o kısım siyasiye giriyor. Ama şöyşe baktığımızda gelişmiş ülkelerin çoğunda NGS ler mevcut. Biz niye arkadan bakalım ve enerji ihtiyacımızı dışardan temin edelim ki. Şu an ruslar inşaat aşamasında kontrollük teşkilatını yürütüyorlar. 25 yıl işlettikten sonra bizde kullanacağız artık.

    NGS atıkları ne olacak.

    Her kafadan bir ses çıkıyor. Evet atıklar ne olacağını söyleyim. Atıklar Rusyaya gidecek adamlar atıkları atmıyor tekrar işleyip kullanıyorlar. Kaynaklar nerden gelecek peki. Malesef rusyadan gelecek. Rusyada Kazakistandan alıp burda kendi işletmeleri esnasında kullanacaklar. Belkie kendi uranyumlarımız zenginleştirip kendi Radyoaktif kaynaklarımızı üretebiliriz. Şu an yapacak ne teknolojimiz var nede kullanabileceğimiz bir yer. 

    Yani uzun lafın karşı değilim. Evet belki bana at gözlü diyeceksiniz. Karşı olanada karşı değilim. Bir fizik uzmanı da değilim. Ama Türkiye Atom Enerji kurumu tarafından Radyasyondan Korunma Sorumlusu kursuna katılıp bir hafta (yıl 2014) eğitim aldıktan sonra radyasyonun o kadar tehlikeli olmadığını öğrendim. Kullaktan dolma bilgiler ile yola çıkmayınız. Avrupalılar bu meleti yedikleri sebzelerde dahi kullanıyorlar. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/33851 Siz daha doğaya zarar verdiğinden bahsediyorsunuz.

    Son olarak bilinen genel bir yanlışa da parmak basayım. 

    Havaya radyasyon yayılacak ve yağmur radyasyon ile yağacak üstümüze işte ağaçlara bulaşacak bilmem ne. Abi yok öyle bişi. Havay saldığı sadece su buharı ve Radyaston bacasından da ufak bir miktarda radyaston dışarı çıkışı var. bu radyasyon miktarı Backgraund miktarda bir radyason aşırı bir radyayo yok. Radyasyon bir ağaca bulaşıp onun içinde kalıp keyif çatmaz. Radyasyon bir ışın gibi düşünün girip çıkıyor. İnsan derisinden de girip çıkarken radyasyon miktarı ve cinsine göre değişiklikler göstermektedir. Yüksek dozda maruz kalınan radyasyon insan DNA sında bozulmalara sebep olmaktadır. Ama insan vücudunda yada bir yağmurda bir bitkide depolanmamaktadır.

    Şu an yaktığınız ışıkta. Şu an bu yazıyı okurken monitörünüzde masanızda cebinizde bulunan telefonda hatta dokunduğunuz kılavyede bile radyasyon mevcuttur. Radyasyon bir öcü değildir.

    İyi akşamlar.


    //Hayat Bazen Tatlıdır//--//Aşıksan vur saza şöförsen bas gaza// http://zulfumehmet.com/ Kişisel bir olay
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    EmiRReiS
    EmiRReiS's avatar
    Kayıt Tarihi: 02/Ekim/2005
    Erkek
    x-files bunu yazdı

    Evet tartışmaya Akkuyuda bir çalışan olarak dahil olmak gerektiğini düşünerekten bir kaç bilgi ve bir kaç görüşte ben ekleyeyim. :D

    Öncelikle radyasyona öcü olarak bakmayı bırakmamız gerek. Radyasyon öldürür diye birşey yok. Arabayı sürmeyi bilmezsen kaza yaparsın ya ölürsün ya sakat kalırsın yada hiç bişi olmaz sapasağlam çıkar ayağa kalkar devam edersin. Radyasyonda böyle bişi. Kontrol altında tuttuktan sonra, 

    Hastahanelerde tanısal ve tedavi amaçlı kullanırsın (Örnek film çekimi, kemoterapi vb..)

    Endüstiri alanında bir çok alanda kullanırsın (Kaynak yapılan boruların sağlamlığı, yoğunluk, nem, barajlardaki su kaçakları ve daha bir çok alanda. )

    Güvelik ve kaçakçılık alanında (Hava limanlarına girerken çantalarınızı geçirdğiniz cihazdan adamda silah varsa uçağını durdurmanı önleyebilirsin, Ülkeye kaçak yollarla mal sokmayı engelleme gibi)

    Tabi daha bir çok yararları var sadece belli başlı olanları söylüyorum.

    Gelelim en tartışılan olaya. NGS = Nükler Güç Santralleri

    Evet ülkemizde bir nükleer güç santrali yok oysa yanı başımızda olan ülkelerin çoğu kullanıyor bu NGS leri. Kontrol altında tutamazsan yakın bir yerdeysen ve büyük bir patlamaya neden olduysan ebenin örekesini tersten görmeden tahtalı köye gidersin hatta ceset diye koyacak bir parçanı bulmaları bile imkansız küllerinden yeniden doğmazsan tabiki. Türkiye bu teknoloji ile tanışması baya gecikti. Rusya ile yapılan anlaşma ile bakalım inşallah ülkemize bu teknolojiyi kullanmaya başlayacağız. 

    NGS lerde en önemli mevzu ve tehlikleri kısım reaktör kısmı. Reaktörler önce demir bir muhafaza içinde durduruyluyor. Bu demir muhafazanın dışınada ağır beton (Piyasada kullanılan beton yoğunlukları 2.3-2,4 ton/m3 tür) kullanılıyor. Bunlarda ya doğal olarakbulunan limonit, barit gibi yüksek yoğunluklu agregalar kullanılıyor yada sunni olarak demir çeklik fabriklarından getirliyor. Üretilen ağır beton yoğunlukları ise 3,5 ton/m3 civarı olmaktadır. Tabi bunlar bir önlem ama tedbirsiz ve gelişi güzel davranırsan işe yaramaz. Nasıl bir volvo ile emniyet kemerini takmazsan ve son sürat bir duvara çarpıp ölebileceğin gibi bunda da ölebilirsin tabiki.

    Çalıştığımız yerde karşı olanlarda var olmayanlarda var. Radyasyon (Nükleer yoğunluk ve nem ölçer) ile 2011 den beri uğraşıyorum. Millet işte çocuğun olmaz bilmem şöyle olur böyle olur. Çok şükür bir oğlum var. Kullandığım cihazı güvenllik tedbirlerini alarak kullanmaya dikkat ettiğim ve her kullandığım süre içersinde dozimetremi takmaya bellirli aralıklarla radyasyon sızdrırıp sızdırmadığını kontrol ettiğim sürece bir cep telefonu kadar radyasona maruz kalıyorum. Buda zaten bir radyasyon çalışanın bir yıl içersinde kalacağı 1mSV radyasyondan daha az bir değere tekamül ediyor.

    Karşı olanların çoğu tehlikeli bunu biz kullanamayız başka bir sürü kaynak var neden onlara yönelmiyoruz gibi bir sürü şey söylüyorlar. Şu anda Türkiyede tek başına %10 enerjiyi karşılayacak bir yer yok şu anda. En büyük barajımız olan Atatürk barajı bile şu anda ülke enerji ihtiyacının %5 anca karşılayabilmektedir. Tamam rüzgar gülleri kuralım her yere ama nereye kadar kuracaksın. Güneş panelleri kuralım evet yenilenebilir enerji. Ne güzel. Hadi herkes alsın güneş panelini kurun çatınıza bir de yanına rüzgar türübin kurun oh miss. En azından enerji ihtiyacınızın bir kısmını ordan kullanabilirsiniz. Size ne kadar maliyeti olacak ki. Niye kimse yapmıyor. Devlet yapsın güneş enerjisini baraj kurmasın, rüzgar gülü kursun; NGS kurmasın, Rüzgar gülü kursun; Termik Santral kurmasın, Fosil yakıttan elektirik üretsin.

    Artık bu bir ihtiyaç. Almayna santralleri kapatıyor, Fransa kapatıyor. Evet kapatıyor santralleri ama; bundan 40 yıl önce kurduğu NGS leri kapatıyor. Kapatıp nerden enerji ihtiyacını karşılayacak. Rüzgar gülünnden mi, Güneş enerjisinden mi? Bizde de var zaten. Ispartadan Sandıklıya giderken Türkiyenin en büyük rüzgar santrallerinden biri orda. Dağın her tarafında rüzgar gülleri ile donatılmış. Şu an itibari ile Türkiyede 180 civarı RGS faliyette. Şu an itibari ile %6 civarı bir ihtiyacı karşılamakta. Yapılan anlaşmlar ile bunu daha geliştirip %13 karışlanması planlanıyordu en son. Türkiyede 560 civarı güneş enerji santralleri mevcut bunla ancak ülkenin %1 - 2 civarında bir elektirik ihtiyacını karşılamaktadır. Yani 180 RGS ve 560 GES ler ancak bir NGS tekamül ediyor. 

    NGS'nin ülkeye faydası olacak mı?

    Hiç birşey olmazsa en azından radyasyonu tanımış oluruz. Elektirik ucuzlar mı? Ona bende bişi diyemiyorum. Çünkü o kısım siyasiye giriyor. Ama şöyşe baktığımızda gelişmiş ülkelerin çoğunda NGS ler mevcut. Biz niye arkadan bakalım ve enerji ihtiyacımızı dışardan temin edelim ki. Şu an ruslar inşaat aşamasında kontrollük teşkilatını yürütüyorlar. 25 yıl işlettikten sonra bizde kullanacağız artık.

    NGS atıkları ne olacak.

    Her kafadan bir ses çıkıyor. Evet atıklar ne olacağını söyleyim. Atıklar Rusyaya gidecek adamlar atıkları atmıyor tekrar işleyip kullanıyorlar. Kaynaklar nerden gelecek peki. Malesef rusyadan gelecek. Rusyada Kazakistandan alıp burda kendi işletmeleri esnasında kullanacaklar. Belkie kendi uranyumlarımız zenginleştirip kendi Radyoaktif kaynaklarımızı üretebiliriz. Şu an yapacak ne teknolojimiz var nede kullanabileceğimiz bir yer. 

    Yani uzun lafın karşı değilim. Evet belki bana at gözlü diyeceksiniz. Karşı olanada karşı değilim. Bir fizik uzmanı da değilim. Ama Türkiye Atom Enerji kurumu tarafından Radyasyondan Korunma Sorumlusu kursuna katılıp bir hafta (yıl 2014) eğitim aldıktan sonra radyasyonun o kadar tehlikeli olmadığını öğrendim. Kullaktan dolma bilgiler ile yola çıkmayınız. Avrupalılar bu meleti yedikleri sebzelerde dahi kullanıyorlar. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/33851 Siz daha doğaya zarar verdiğinden bahsediyorsunuz.

    Son olarak bilinen genel bir yanlışa da parmak basayım. 

    Havaya radyasyon yayılacak ve yağmur radyasyon ile yağacak üstümüze işte ağaçlara bulaşacak bilmem ne. Abi yok öyle bişi. Havay saldığı sadece su buharı ve Radyaston bacasından da ufak bir miktarda radyaston dışarı çıkışı var. bu radyasyon miktarı Backgraund miktarda bir radyason aşırı bir radyayo yok. Radyasyon bir ağaca bulaşıp onun içinde kalıp keyif çatmaz. Radyasyon bir ışın gibi düşünün girip çıkıyor. İnsan derisinden de girip çıkarken radyasyon miktarı ve cinsine göre değişiklikler göstermektedir. Yüksek dozda maruz kalınan radyasyon insan DNA sında bozulmalara sebep olmaktadır. Ama insan vücudunda yada bir yağmurda bir bitkide depolanmamaktadır.

    Şu an yaktığınız ışıkta. Şu an bu yazıyı okurken monitörünüzde masanızda cebinizde bulunan telefonda hatta dokunduğunuz kılavyede bile radyasyon mevcuttur. Radyasyon bir öcü değildir.

    İyi akşamlar.

    Bro mükemmel bir yazı olmuş. NGS hakkında hepimizden daha çok bilgiye sahipsin. Sayende çok iyi bilgiler öğrendim. Sağolasın.


    .
Toplam Hit: 13714 Toplam Mesaj: 148
türkiye akkuyu nükleer santral