folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Kuran"Da Başörtüsü Yok



Kuran"Da Başörtüsü Yok

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Kelv1n
    Kelv1n's avatar
    Kayıt Tarihi: 02/Eylül/2005
    Erkek
    Fuzz bunu yazdı:
    -----------------------------

    anlayana sivrisinek saz, anlamayan davul zurna tey tey kızlar haydene... :-D

     

    yobazlarla daha fazla muhattab olmamın anlamı yok, yobaz her daim yobaz. (h) 


    -----------------------------
    yobazım ALLAHINA KADAR YOBAZ GİREN ÇIKAN VARMI?

    bak konu kaç sayfa olmuş ben bir kelime yazmamışım çünkü bir şey yazacak kadar bilgim yok. sen niye 3 kuruşluk bilginle yorum yapıyosun? ahahah çok zekisin değilmi asşkdlaskf avatarından belli çok yaratıcısın zevk almayı iyi biliyosun ;)


    Hatalıysam..... aramızda kalsın ;)
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    tahir
    tahir's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Nisan/2007
    Erkek
    ecstatic_60 bunu yazdı:
    -----------------------------

    bence çok mantıklı yorumlamış.. çnkü hangi erkek kadının saçını görünce şehvete kapılıyoki? ama göğüsler öle değil..

     

    bnm görüşüm bu ama herkesin görüşü kendine kalmış.. kimse kızmasın


    -----------------------------
    BAZI ARKADAŞLARIN AYETLERİN BİLE YANLIŞ TEFSİR EDİLEBİLECEĞİ KANISINI DA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK SADECE ELMALILI M.HAMDİ YAZIR HOCA'NIN TEFSİRİNİ KALEM ALIYORUM.
    Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Görülmesi tabii olan yerler hariç ziynet yerlerini açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynet yerlerini izin verilenler dışında kimseye göstermesinler. Bir de ayak bileklerine taktıkları gizli süsler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, (önceki kusurlarınızdan dolayı) hepiniz Allah'a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nâil olursunuz." Nûr 24/31

    VE ELMALILI HOCA'NIN TEFSİRİ DE ŞUDUR:
    Bu âyette emredilen şudur: Kadınlar başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını ve göğüslerini açık tutmayıp anlatıldığı gibi güzelce örtünsünler. Bunun için onu temin edecek baş örtüsü kullansınlar. Cahiliye (İslâm öncesi) kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerini bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açık olurdu, ziynetleri görünürdü.
    İslâm önce açıklığı yasaklamıştır. Sonra, kadınların başlarını örtüp başörtülerini yanları ve göğüsleri üzerine sarkıtmasını emretmiştir. Böylece sadece tesettürün farz oluşu değil, aynı zamanda onun ne şekilde olacağı da gösterilmiştir. Kadın edep ve nezaketinin en güzel ifadesi bundadır. NUR SURESİ 24/31

    KADINLARA ÖRTÜYÜ EMREDEN DİĞER AYET AHZÂB SURESİ 59
    "Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, evlerinin dışına çıkarken cilbâblarını (dış elbiselerini) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için en uygunudur. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir." Ahzâb 33/59
    Cilbâb; bütün bedeni örten elbiseye denir. Kadınların vücutlarını tamamen örttükleri her türlü elbise cilbâb yerine geçer.


    EVET KAFASINI ÇALIŞTIRAN VE ALLAH'TAN KORKAN HERKES İÇİN GAYET HASSAS BİR ŞEKİLDE KUR'AN-IN KENDİ ÇİZGİSİNDE AÇIKLAMALAR PASTELEDİM

    ŞİMDİ HADİSLER:

    Hz. Âişe (r.ah) anlatır:

    Bir gün Hz. Ebû Bekir (R.A.) in kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah'ın (s.a.s) huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:

    "Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helâl değildir." Ebû Davud, Libâs, 31.
    Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

    HADİS-İ ŞERİFLER DE ŞÖYLE AMA ÖNCE HADİS-E İNANMAYANLARA YANİ GÜNÜMÜZDEKİ AYETCİLERE ATFOLUNUR.

    (Sünnetimi kabul etmeyen benden değildir.) [Müslim]

    (Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi]

    (Bir zaman gelir "Kur'andan başka şey tanımam" diyenler çıkar) [Ebu Davud]

    (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar olur. Şöyle ki, kendisine benden bir hadis söylenince "Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur'andan söyle" derler.") [Ebu Ya’la]

    ŞİMDİ HADİSLER:
    . Âişe (r.ah) anlatır:
    Bir gün Hz. Ebû Bekir (R.A.) in kızı Esmâ ince bir elbise ile Resûlullah'ın (s.a.s) huzuruna girmişti, Hz. Peygamber ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu:
    "Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca onun şu yüzü ve elleri hariç diğer yerlerinin görülmesi helâl değildir." Ebû Davud, Libâs, 31.

    VE SON OLARAK HALEN İNKAR EDEN VE KABUL ETMEYENLERE ŞU AYETİ KERİMEYLE BAŞBAŞA BIRAKIYORUM.

    "Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun." Tahrîm 66/6.

    SELAMETLE UMARIM ARTIK FARZ OLDUĞUNA İNANRSINIZ


    Cenab-ı Hak sana amel defterinin oku dediği zaman yanına da Kur"an-ı Kerim"i koyacak Soracak: "Bu günahı Benim kitabımın neresinde buldun da yaptın," buyuracak Mahmud Efendi Hz. (k.s.)
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    MaviGozluDev
    MaviGozluDev's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Eylül/2005
    Erkek
    abiler ablalar... kendi fikirlerimizi söylemek başka başkasına benimsetmeye çalışmak bşka..
    başkasına fikirleri benimsetmeye çalışır gibi sinir dolu cümleler yazmaya gerek yok...

    isteyen örter başını,istemeyn örtmez... ne örtene ******  ne de örtmeyene ******  demeye hakkımız yok...

    ayrıca TC.'de yaşıyo diye başını açmak zorunda olan kimsede yoK.. iş biraz sapmış gibi..
    başı açık olana dinsiz diyoruz .. kapalı olana yobaz diyoruz.. normal kim o zaman.?!
    laiklik lafları felan geçiyo...örtülü bir kimse Laik görüşe sahip olamaz mı?
    laiklik inanmak ya da inanmamak mı.? dinini yaşarsın sadece devlet işine karıştırmazsın olur biter...
    bildiğim laikliğin temelide budur.. yanlışım varsa affola....
    örtülü olan İran'a Irak'a gitçekse,örtülü olmayanda ABD'ye felan gitsin.. Türkiye'de canlı kalmasın..
    eyvallah...

    ( Fuzz nick'li arkadaşa... birader işin içine bir güzel Atatürk'ü de katmışsında...Atatürk bu memleketi kurarken "burası laik bir ülkedir...giyim kuşamı şöyledir böyledir " diye bir şey mi söylemiş... bir kere laikliğin anayasaya çok sonraları girdiğini biliyorsundur değil mi..o yüzden kurarken böyle birşey dememiş olsa gerek... giyim kuşama gelincede .. kimseye sen baş örtüsü tak sen takma vs. denilmiş midir.? Hayır.. Anayasanın herhangi bir yerinde "bu ülkede baş örtüsü takılmaz" gibi giyim kuşamla ilgili bir maddede yok sanırsam(kamu görevlilerine,öğretmen,bankacı vs, türban yasak gibi birşey var..ki bence buda saçma sapan bi yasa..)... garip garip yazılar yazıp Atatürk'ü iyice din düşmanı gibi gösteriyorsunuz ya helal olsun... İran'a bu kadar gitmek istiyorsan sen git ben paranı veryim :=) başı örtülü diye iran'a gönderdiğin insanlar gideceğine sen git daha yararlı olur bence...eyvallah.. )

    .
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    tahir
    tahir's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Nisan/2007
    Erkek
    Fuzz bunu yazdı:
    -----------------------------

    aynı ayetlerde kapanan bi kadının* 2 ton makyaj yapmaması gerektiği, yaptığı takdirde tüm bu kapanmaların örtünmenin falan bi boka yaramıcağı da yazıyo mu ?!

     

    *kapanan kadın. ahaha telafuzu bile iğrenç) 


    -----------------------------
    kardeşim maksat eğlence olsun diyemi soruyosun bir kerem soru sorarken senin ne kadar bilgili olduğuna bakmak lazım hadis biliyonmu ilmihal biliyonmu evvela onları öğrenip sonra soru sorman iyi olur

    Cenab-ı Hak sana amel defterinin oku dediği zaman yanına da Kur"an-ı Kerim"i koyacak Soracak: "Bu günahı Benim kitabımın neresinde buldun da yaptın," buyuracak Mahmud Efendi Hz. (k.s.)
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fuzz
    Fuzz's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Temmuz/2007
    Erkek
    tahir bunu yazdı:
    -----------------------------
    Fuzz bunu yazdı:
    -----------------------------

    aynı ayetlerde kapanan bi kadının* 2 ton makyaj yapmaması gerektiği, yaptığı takdirde tüm bu kapanmaların örtünmenin falan bi boka yaramıcağı da yazıyo mu ?!

     

    *kapanan kadın. ahaha telafuzu bile iğrenç)


    -----------------------------
    kardeşim maksat eğlence olsun diyemi soruyosun bir kerem soru sorarken senin ne kadar bilgili olduğuna bakmak lazım hadis biliyonmu ilmihal biliyonmu evvela onları öğrenip sonra soru sorman iyi olur
    -----------------------------

    agnostiğim arkadaşım, hadis falan bilmem ben.

     

    sorduğum soru da gayet açık ve net.

    dedim ya anlayana sivrinsek saz ;-]


    "we lose ourselves but we find it all"
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    bella_ciaa
    bella_ciaa's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Nisan/2007
    Erkek

    şuna bak ya kaç sayfa lmuş. siz neyi tartışıyorsunuz....

    herşey belli ortada. kurcalamjın ne gereği var. dinine bağlı insan baş örtüsü takr , takmaz kime ne. herkoyun kendi bacağında asılcak nasılsa. bırakın buna allah kaar versin.


    Rüyamda Ben Ve hazreti Fethullah hoca abey efendi aynı Keranedeydik. İkimizde Aynı Kaşarı Zükmek İstedik. Ben Qarıyı Ona Vermeyince Fışfışla Fışfışlaya Ağlamaya Ve Vaaz vermeye Başladı. "Evladım Dünya Geçicidir (fışfışpırrt) Paylaşamadığınız bişey Varsa; Önce Arkadaşına İkram Et. Sonra Sen Yap... :D
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    sLy
    sLy's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Haziran/2006
    Erkek
    Önce, var mı yok mu, doğru bir şekilde anlayalım. Öncelikle ne deniyor, serahaten ortaya koyalım.

    Kuran'da bu konuya tekabül edebilecek birkaç kavram var. Konuyu onlar üzerinden ele almaya çalışacağım. Bunlardan dördü; himar, cilbab, tebberrüc ve kavl-i ma'ruf kavramları ile ifade edilen ve doğrudan kadınların baş ve vücut örtülerini, dışarı çıkmalarını ve konuşma tarzlarını düzenleyen ayetlerdir. Bunlarla ilgili açıklamaları elini vicdanına koyarak ve arka plânını kavrayarak okumak, ne dendiğini seraheten (apaçık bir şekilde) ortaya koyacaktır.

    1- HİMAR

    Bu kavram doğrudan kadınların "başlarını" örtmeleri ile ilgilidir.

    "Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar, ırzlarını ve namuslarını korusunlar. Görünmesi zarurî olan yerler dışında cinsel cazibelerini sergilemek için açılıp saçılmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar." (Nur; 24/31)

    Bu tür ayetlerin o günkü Medine'de yaşanan "yürürlükteki duruma" cevap olarak geldiği unutulmamalıdır.

    Demek ki o günkü toplumda; 1- Bakışlarını sakınmayan, 2- Irz ve namuslarını korumayan,3- Görünmesi zarurî olan yerler dışındaki yerlerini de cinsel cazibelerini sergilemek için açıp saçan, 4- Başörtülerini yakalarının üzerine salmayan bir takım kadınlar vardır. Ayet "mümin" kadınlara bunlar gibi olmamaları çağrısında bulunuyor.

    İlk üçü anlaşılabilir olduğu için dördüncüsünden başlayalım.

    Ayette "başörtülerini" diye çevirdiğimiz "humuruhinne" kelimesi HAMR kökünden gelir ve tam anlamıyla "başörtüsü" manasına gelir.

    Kelimenin kökünü biraz deşersek;
    HAMR: Sözlükte " Örtmek, kapamak, mayalamak" demektir. Örtünmek, örtmek, kapanmak (ihtimâr), karışmak, alışmak (muhâmere), mayalamak, örtmek (tahmîr), mayalanmak, örtünmek, kapanmak (tahammür), başı döndürüp karıştıran, aklı örten, şarap, içki (hamr), baş döndüreni satan, şarapçı (hammâr), başı döndürme, aklı örtme yeri, şaraphane (hammâre), şarap rengi, koyu kırmızı (hamriyyun), hamurun içine örtülüp karışan, maya (hamîra), mayalı, örtülü, kapalı (mahammer), örtülmüş, mayalı, mayhoş, sarhoş (mahmur), içkinin verdiği baş ağrısı (humâr), başı beyaz koyun (muhammera mine'ş-şiyâh), başörtüsü, yemeni, eşarp (himâr) kelimeleri bu köktendir…


    Görüldüğü gibi ayette geçen başörtüsü (hımâr) kelimesinin en önemli özelliği "baş" ile ilgili olmasıdır. Nitekim bu ayetler başı açıklığın yaygın olduğu bir topluma inmiş değildir. O günkü toplumda değil kadınlar erkekler bile, kimisi sıcaktan, kimisi Arap örfünden zaten başlarını bir şekilde örtmektedirler. Yani erkek kadın hemen hiç kimse "başı açık" dolaşmamaktadır. Sarık, kaftan, tül, renkli bez vs. başlarına bir şeyler dolayıp sararak veya alarak dışarı çıkmaktadırlar. On bin nüfuslu Medine'de yaşayan Yahudiler, Evs ve Haçreçliler, Muhacirler vs. dışarıdan bakıldığında üstlerinde "baş"larında bir takım örtüler olan insanlardır. Fakat özellikle kadınlarda bu örtü, örtünmek amacıyla değil, daha da çekici ve egzotik olmak amacıyla, "az aç-az kapa" tarzında olmaktadır.


    Peki, öyleyse ayet ne demektedir?
    Dikkat edilirse "Başörtüsü takın, başınızı örtün" denmiyor da "Başınıza aldığınız o örtüleri boyunlarınıza, omuzlarınızdan aşağıya da salın" deniyor. Bunun sebebi, o dönem kadınlarının başörtülerini arkadan bağlayarak, omuzlarını ve göğüslerine kadar boyunlarını açıkta bırakmalarıydı. Böyle daha çekici olacaklarını düşünüyor olmalılar…
    Buradan "Başörtüsü değil, boyun örtüsü emrediliyor" diye bir sonuç çıkarmak, işi yokuşa sürmek ve anlamamak için diretmekten başka bir şey değildir.
    Çünkü Kuran'ın çoğu emri zaten böyledir. Yani ayetler çoğunlukla "yürürlükteki durum" üzerine gelir ve onu düzene sokar.


    Örneğin, "Cuma namazı kılın" demez de, "Zaten kılmakta olduğunuz o cuma namazı var ya, işte onun için çağrıldığınızda alışverişi bırakın" der.
    Yine örneğin, "Namaz (salât) diye bir şey icat edin, kurban (nahr) diye bir uygulama başlatın" demez de, "O yapılmakta olan namaz (salat), kesilmekte olan kurban (nahr) var ya, işte onu siz Allah için yapın" der.
    Yine örneğin, "Dörde kadar evlenin" demez de, "O onar, on beşer evlenip de geçindirmek için yetimin malına el uzatmaya kalktığınız eşleriniz var ya, işte onları dörde, üçe, ikiye, hatta bire indirerek evlenin, yetimlere haksızlık yapmaktan korkuyorsanız böylesi daha iyidir" der.


    Demek ki bu tür ayetler yürürlükteki duruma müdahale etmek, yanlış taraflarını düzeltmek, ıslahat yapmak amacıyla gelmektedir. Düzelttiği şekliyle de kalıcı emre dönüştürmektedir.
    Başörtüsünün de böyle olduğunu düşünürsek, denmek istenen; "O zaten takmakta olduğunuz başörtüleriniz var ya, işte onları aşağıya doğru da salın, başınıza toplayıp da boynunuzu, omuzunuzu, göğsünüzü, sırtınızı açıkta bırakmayın" demek olur…


    İlginçtir, kadınların o günkü giyim tarzı bugün Fransızca'dan Türkçe'ye geçen "dekolte" kelimesi ile aynı manayı çağrıştırmaktadır.
    Çünkü dekolte Fransızca'da boynu açıkta bırakan giysi (decollete) demek. Bu sözcüğün kökü Latince'de boyun (col, collum) kelimesinden geliyor. Türkçe'ye de geçen, boyunda taşınan (koli), boyna sarılan (kaşkol), boyuna takılan (kolye) kelimeleri de bu kökten…
    Anlaşılan o günkü kadınlar saçlarını arkadan bağlayacak şekilde başörtüsü ile örtüyorlar, omuzlarını, göğüslerine kadar boyun kısımlarını gayet "dekolte" bir kıyafetle açıkta bırakıyorlardı. Bugünün tabirleri ile "derin göğüs ve sırt dekoltesi" ile dolaşıyorlardı. İşte ayette bu tarz örtünmenin bir anlamının olmadığı beyan ediliyor. "Örtünecekseniz doğru dürüst örtünün. O başlarınıza taktığınız başörtüsünü sırt ve göğüs dekoltenizi tamamlayan bir aksesuar olarak değil, örtünmenin mantıkî sonucu olarak iyice aşağıya salın, boynunuzu, göğsünüzü, sırtınızı örtecek şekilde yakalarınızın üzerinden salın ki örtünmüş olasınız…" denmek isteniyor.


    2- CİLBAB

    Bu tabir de doğrudan kadınların "vücutlarını" örtmeleri ile ilgilidir.

    "Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle; dışarı çıkarken üzerlerine örtülerini alsınlar. Tanınıp da eziyet edilmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır." (Ahzap; 33/59)

    Ayette "örtülerini" diye çevirdiğimiz "celabîbihinne" kelimesi CELB kökünden gelir ve "teşhir edip dikkat çekmek için vücudun açılmasına mani olan dış örtü" demektir.

    Kelimenin kökünü biraz deşersek;
    CELB: Sözlükte "getirmek, kazanmak, çekmek, celbetmek" demektir. Getirmek, celbetmek (isticlâb), çekici, büyüleyici, albenisi olan (cellâb), ithal edilmiş, yabancı mal (celeb), dürtü, münasebet, sebep olan şey (meclebe), entari, uzun gömlek, genişçe başörtüsü (cilbâb), kendine doğru çekmek (celb ilâ nefsihi), atı teşvik için haykırmak (celb alâ fersihi) kelimeleri bu köktendir…
    Görüldüğü gibi cilbâb, bir kadının erkekleri kendine çekmesi, celb etmesi, kışkırtması, vücut güzelliği ve cinsel cazibesi ile tesir altına almasına mani olmak için üzerine aldığı genişçe örtü demektir. Böylece bir kadın erkekleri cinsel cazibesi veya dişiliği ile "kendine çeken" veya onları "kışkırtması ile tanınan" birisi olmaktan çıkacaktır.


    İlginçtir, bugünkü İngilizce'de kadın artistler için kullanılan "ünlü, şöhret, meşhur, çekici" anlamındaki celebtrity kelimesi de hem anlam hem yazılış bakımından aynı şeyi çağrıştırır. Demek ki Müslüman kadınlara dışarı çıkarken tanınıp eziyet edilmelerine, kendilerine lâf atılmasına, peşlerine düşülmesine karşı üzerlerine örtü (cilbab) almaları emrediliyor. Cinselliklerini ve vücut güzelliklerini ön plâna çıkarmamaları isteniyor. Çünkü o günkü toplumda bunları yapan; yani erkekleri vücut güzelliklerini ve cinsel cazibelerini bir silâh gibi kullanarak etkilemeye çalışan, onları kendine çeken, davetkâr tarzda dekolte giyinen, erkeklerin başını döndürmeyi, büyülemeyi, kendine celbetmeyi (celebtrity olmayı) âdeta meslek edinmiş kadınlar vardır.


    İşte Kuran, mümin kadınlara, bunlar gibi olmamalarını, üzerlerine genişçe örtü olarak "dişiliklerini" geri plânda tutup, "kişiliklerini" ön plâna çıkarmalarını öğütlüyor.


    İyice düşünecek olursak insan ruhunu derinlemesine bilen yüce bir bilgelik kaynağı ile karşı karşıya olduğumuzu apaçık görürüz… Erkek karakterinde varolan "bakmak, seyretmek, istemek, sahip olmak" karşısında, ona kendini tutmayı öğütleyerek "Bakma, olanla yetinmesini bil" diyor. Kadın karakterinde varolan "istenilmek, beğenilmek, ilgi çekmek, arzulanmak, kendine celbetmek" karşısında da, ona bütün bunlara karşı kendini tutması (imsak), dışarıya çıktığında (kamusal alanlarda) çekici, kışkırtıcı, celb edici davranışlarda bulunmaması, toplumsal yaşamda kültürü ve ahlâkî meziyeti ile yer alması gerektiği hatırlatılıyor. Yani ilâhî hitap erkeğe ve kadına en zayıf oldukları yerden sesleniyor. İnsan olmak, tam da "kendini tutmasını bilmek" ile ilgili bir şey değil midir?


    3- TEBERRÜC

    Bu kavram da kadınların "dışarıda nasıl dolaşmaları gerektiği" ile ilgilidir.

    "Evlenme arzusu kalmamış yaşlı kadınların, açılıp saçılarak dikkat çekme niyetleri olmamak şartıyla, örtünmeden dışarı çıkmalarında bir sakınca yoktur. Ama sakınmaları kendileri için daha hayırlı olur. Allah her şeyi duyuyor, her şeyi biliyor." (Nur; 24/60)

    Ayette "açılıp saçılarak dikkat çekmek" diye çevirdiğimiz "muteberricât" kelimesi BURC kökündendir ve "vücudu göstermek, ortaya çıkarmak" manasına gelir.

    Kelimenin kökünü biraz deşersek;
    BURC: Sözlükte "Yükselmek, ortaya çıkmak, yukarı çıkmak" demektir. Kule yapmak, burç dikmek, yüksekçe yapı kurmak (ibrâc), kale yapmak (tebrîc), süslenip püslenmek (teberrüc), kule, burç (burc), yayın kulesi (burcu'l-irsâl), güvercin yuvası (burcu'l-hemâm), saat kulesi (burcu's-saa') kelimeleri bu köktendir…
    Aramice'de burgâ, Eski Yunanca'da pyrgos, Hind-Avrupa dil kökünde bhrgh yüksek yer, hisar anlamına gelir. Bugün Türkçe'ye girmiş olan burç, burgaz, burjuva, burjuvazi kelimeleri bu köktendir…


    Avrupa'daki kimi şehir isimleri de bu kökten gelir; Ham-burg, Petes-burg, Stras-burg vs. Demek bu şehirler yüksek tepelerde kurulmuş veya buralarda etrafı duvarlarla çevreli şato ve villâlarda yaşayan insanlar varmış. Onun için bunlara burjuvazi, yaşadıkları şehirlere de sonu "burg" ile biten isimler konulmuş. Bu durumda "proleter" de burçların dışında kalan, kenar mahallelerde yaşayan, yükseklere çıkamayan demek oluyor.
    Yine Araplar, üzerinde örtüsü bulunmayan apaçık gemi (sefinetun bâricun), üzerine saray resimleri yapılmış çok güzel elbise (sevbun muberrec), kendi güzelliklerini göstermesi açısından kadının saraya benzemesi (teberreceti'l-mer'etu), kişinin sarayından çıkması (zeheret min burcihâ) derlerdi.


    Yukarıdaki ayette yaşlı kadınların dışarı çıkarken dış elbiselerini üzerlerine almamalarında bir sakıncanın olmadığı beyan edilirken "Ziynetlerini teberrüc ettirme dışında" ifadesinde kullanıldığı gibi, ayete geçen teberruc, saklı ve gizli tutulup gösterilmemesi gerekli olan şeyi ortaya çıkarmak anlamında kullanılıyor.


    Demek ki teberruc, süslü ve ihtişamlı bir şekilde kendini gösteren saray (burj) gibi, veya bu saraylarda yaşayan "burjuva" kadınları gibi, kadının süslenip püslenerek, açılıp saçılarak kendini göstermesi, vücudunu ortaya dökmesi, açması, cinselliğini fark ettirmek istemesi manasındadır. Türkçede "açılıp saçılmak, açık saçık giyinmek, dekolte kıyafetlerle dolaşmak" dediğimiz şeyi çağrıştırır.     BUYRUN BEYLER İİYİİ OKUYUN LUTFEN DİNİNİZE SAHİP ÇIKIN

    Y@T@K BULDUN Y@T Y€m€K BULDUN Y€ K@vG@ BULDUN K@Ç KIZ BULDUN (YORUMSUZ)
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cep_telefonu
    cep_telefonu's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Temmuz/2007
    Erkek
    Fuzz bunu yazdı:
    -----------------------------

    anlayana sivrisinek saz, anlamayan davul zurna tey tey kızlar haydene... :-D

     

    yobazlarla daha fazla muhattab olmamın anlamı yok, yobaz her daim yobaz. (h) 


    -----------------------------

    sen çokmu çağdaşsın peki? senin mantığna göre insanın örtük yada giyinik olması yobazlık soyunması çağdaşlık fakat hatırlatırım hayvanlarda soyunuk bu nasıl bi çağdaşlık buyur sen karar ver çağdaş insan

  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RedKit
    RedKit's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Şubat/2006
    Erkek

    örtünmeyi insan ve hayvan arasındaki ilişkiyle açıklamanız hangi mantığa dayanır allah aşkına?Bi şair dedi diye her yerde kullanılmaya başlandı.nedir yahu bu


    her horoz kendi çöplüğünde denizli horozu her yerde öter
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RedKit
    RedKit's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Şubat/2006
    Erkek

    örtünmeyi insan ve hayvan arasındaki ilişkiyle açıklamanız hangi mantığa dayanır allah aşkına?Bi şair dedi diye her yerde kullanılmaya başlandı.nedir yahu bu


    her horoz kendi çöplüğünde denizli horozu her yerde öter
Toplam Hit: 16563 Toplam Mesaj: 155