

KKTC De 50 Bin Türk, Türkiye`Ye Has.Ktir Pankartı Açtı
-

-
c0der bunu yazdı:
-----------------------------
1903 bunu yazdı:
-----------------------------
hemen türkiyenin ili yapıcaksın orayı.plakayı yapıcaksın 82 beğenmeyen gidip rum tarafında yaşayacak.
-----------------------------
aynen öyle arkadaş çok doğru yazmışsın
ah ke$ke... ama kimde var böyle bir yürek yapabilecek...
-----------------------------2 kişi çıktı bile gidin de il yapın hadi. belki şu il yapma sevdanız da biter.
-
arkadaş sıçtımın emperyalis gücü neymiş maaşallah..Komünizmde vardı, ergenekonda vardı, akpde var, dspde var, darbelerde var, 50 kişinin açtığı tanınmayan ülkedeki bir pankartta parmağı var...
HAyır merak ettiğim bu emperyalist güçler, güçleşirken sz ne yapıyordunuz ??
Milletin tek yaptığı mağdur rolü oynamak mq.
---
Kıbrıslılar mağdur, kürtler mağdur, aleviler mağdur, türbanlılar mağdur, askerler mağdur, akpliler mağdur, chpliler mağdur...
Durun bitmedi daha da eklerim ;
darbe sanıkları, ergenekoncular, izmirliler, istanbullular, antalyalılar, erzurumlular, apo, taksiciler, orospular (parayla çalışan), travestiler, televizyoncular....
Anasını satim herkez madur.Kime halinden memnun değil.HErkez başkasına bok atıyor, başkasını suçluyor.
Sizin kafanız nerdeydi o emperyalist güçler güçlenirken ? Sizin kafanız nerdeydi düşman dedikleriniz büyürken ? Siz ne yapıyordunuz kıbrıslı olarak Türkler sizlere yardım etmezken ??
---
Türkiyede herkez mağdur.Çalışma, kafanı çalıştırma ! Tembellik yap, yat, keyfin yerindeyken , elinde avucunda varken herşey kötü olsa bile ses çıkartma; elindekini aldıkları an bas bas bağır ben mağdurum...
Herkez ne güzel biliyor mağdur rolünü ! Ülkeyi içki masasında kurtarmayı, benzin fiyatı arttı diye 2 gün bağrınıp sonra herşey unutmayı ; ülke elden gidiyor deyip bir kömürle olanlara sünger çekmeyi, oy verirken bunları düşünmemeyi...
Herkez herşeyi çok iyi biliyor...Devletin bütün kademesini ele geçiren akp bile çıkıp mağduruz diye bas bas bağırıyor..Bu ülkede herkes mağdur zaten...
Suç mu ?
Emperyalist güçlerin.
Değil efendim ! Suç bizzat sizin.Onlar güç olurken siz geleceği göremediniz.Yada daha kötüsü görüp rüşvetinize baktınız, sustunuz !
Onlar sizi güçsüzleştirirken siz güçlenmek için hamle yapmadınız..Yada bir hamle yaptınız, başarısız oldu diye bıraktınız.
Unutmayın ki edison amplulü 1000 kez başarısız olduktan sonra buldu.Siz Atatürkçü değilsiniz, Atatürkçü olmadığınız gibi, idol aldığınız , peşinden sürüklendiğiniz adamlarıda tanımıyorsunuz !
Çünkü hangi vasat durumlardan neley yaptıklarını okumadınız yada anlamadınız.Sokamadınız işte kafanıza..Millete, "emperyalist güçlere" rağmen saltanata, padişaha rağmen meclisin nasıl kabul ettirildiğini bilmiyorsunuz.Bu yüzden zaten kurulu cumhuriyeti korumak size zor geliyor, imkansız geliyor.
Atatürk'ü sevmiyorsanız umrumda değil.Siz hitleri, lenini, stalini, cheyi, hz.muhammedi, hz.isayı da anlamadınız.Siz gerçekleri işinize geldiği gibi çarpıttınız.
---
Kötülükleri size emperyalist güçler falan değil, siz yaptınız.Tembel, duygusuz, geleceğini, halkını, devletini düşünmeyen; umursamaz insanlarsınız.
Avusturalyada piknik alanlarında mangal ve kömürler devlet tarafından dağıtılıyor.İnsanlar ihtiyacı kadarını kullanıp bırakıyor.Kilitli değil bağlı değil.Çünkü orda meeniyet var, çağdaşlık var, daha önemlisi bilinç var..Burda olsa herkes çalar.
İşte bu durumda sizler ezilmeyi, kötü durumda olmayı, geleceğinizin silinmesini , köleliği hak ediyorsunuz...
Suç onlarda değil sizde !!
-
yavru vatan
iki devlet tek millet
hassssiktirr
-
zumsuk bunu yazdı:
-----------------------------ya elimde arkasında kıbrıs yazan euro vardı.Euroların arkasına basıldıkları ülkeler yazılır.Kıbrıs yazıyordu birde yunanca kıbrıs.MAdem kıbrıs tanınmıyor nasıl böyle birşey oluyor ?
Fedarasyon olacak orası.Yıllar önce hesaplandı.2 bölgelik tek devlet.Ennde sonunda olacak.
Tarihten öğrenilmesi gerekilen ders : başka bir ülkedeki Türklerin götünü kurtarma ! İStiyorsa ülkesine gelsin.Senin gitmene gerek yok
-----------------------------Rum tarafindaki yonetim, bizim kibris rum yonetimi olarak adlandirdigimiz yonetim, tum dunyada kibris cumhuriyeti olarak kabul edilmektedir. Bu kibris cumhuriyeti 1960da kurulan kibris cumhuriyetidir. Bu cumhuriyetin ana dilleri turkce ve yunancadir. bu devlet ingiltere yunanistan ve turkiyenin garantorlugunde kurulmustur.
Biz kktcyi kurarak, belki o kuruldugu zamanda deil, ama simdi bu kibris cumhuriyetindeki haklarimizdan vazgecmek zorunda birakiliyoruz. turkiyenin bana yasadigim topraklari baskalarina verip bana turkiye vatandasligi vermekten baska verebilecegi bisey yok. rumlarin bana kendi topragimda azinlik statusu ve saygi duymadigim bir pasaport vermekten baska verebilecegi bisey yok. benim savunmam gereken kendi topraklarimda ve kendi yonetimimde yoluma devam edebilmeyi denemektir. bunu goremeyen 2 tip mal vardir. 1. tip turkiyeye sover, 2. kibrisliya sover. kibrisli turke ne oldugu, 1974de bu adaya cikarma yapan mehmetcikler disinda kimseninde s.kindede olmamistir. birde kara murat haric.
biktim.
herkesin bir sorunu olmayabilir, ama hepimizin bir kibris sorunu var buna eminim!
gidip rum pasaportu almissiniz vatan hainleri!!! diye cok defa yuzumede soylendi pasa pasa anlattim hep. ilk parafrafta soylediklerimi bile 5 dakika dusunse bir insan onu oyle yargilamaz. (ayrica pasaportta ve kimliktede turkce yazmaktadir)
o pankart yanlistir. neyi tartisiyoruz? farklli farkli konulara daliyor millet.
benim hicbir zaman adaya cikarma yapan askerlere ters bir lafim olamaz zaten akli olanda soylemez. ama onlarin yaptigi kahramanliktan kendi bombos bedenine pay cikaranlara hass bile demem, deymez...
-
öyleyse ben de buradan hassiktir diyorum.
-
bize bir Hitler lazım.Atamız ve Atalarımız çok hoşgörülü,saygılı insanlardı biz öyle öğrendik.
-
BİZİM TÜRK MİLLETİNİN GENEL ÖZELLİĞİ.GEÇMİŞİ ÇOK ÇABUK UNUTUYORUZ...
-
Bikac gündür bakamadım konuya ama kendi adıma son söz olarak bu gün okudugum Kıbrıslı bir köşe yazarının yazısını paylaşmak istiyorum.. Kıbrıs konusunu çok açık ve net bir şekilde anlatmış bir kıbrıslı olarak.
Yazı şöyle :
Nankör Kıbrıslı
Türkiye’de öyle pek yüksek sesle dillendirilmese de yaygın bir kanı vardır: “Şu Kıbrıslı Türkler de amma nankördür ha! Bir de hiç mi hiç sevmezler bunlar bizi!”…
Türkiye’den Kıbrıs’a bakanların, dişlerinin arasından böyle homurdanmalarına neden olan düşünce açıktır aslında: “Yahu, askerse asker verdik, kan döktük o kadar… paraysa para verdik yıllarca… yine de sevmezler bizi…”
Sorunun yanlış sorulduğunu pek düşünmez Türkiye’den bakanlar…
Bunca askerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına maliyetini sorgulamazlar örneğin. Ya da, “bunca yıl akıtılan milyorlarca dolara rağmen Kıbrıs’ın kuzeyinde neden tek bir sanayi tesisinin olmadığını, neden ciddi bir yatırımın olmadığını” sorgulamazlar.
Tuhaf bir düşünce sistematiğine sahibiz…
“Kan döktük o kadar” deniyor ya, sorun herhangi bir TC yurttaşına, Kıbrıs’ta kaç askerin şehit olduğunu bilmez…
“O kadar para veriyoruz” deniyor ya, “o paraların bunca yıl nereye, neye, kimlere harcandığına dair” en küçük bir fikri yoktur. Ha, tabii bu kadar zaman Kıbrıs’a kaç milyon dolar yatırıldığını da ne merak eden ne de sorgulayan vardır.
Osmanlı soyundan gelenlerin 400 yıl önce Kıbrıs’a nasıl yerleştirildiğine; sonra II. Abdülhamit’in Kıbrıs’ı bir arsa gibi İngilizlere sattığına, İngiliz gelene kadar Türklerin, Rumların, Ermenilerin, Maronitlerin kardeş kardeş yaşayıp gittiklerine dair hiçbir fikri yoktur Türkiye’den Kıbrıs’a bakanların.
Bir ülke düşünün. Yurdunuz olduğu söylenmiş. Sonra bir sabah uyanmışsınız bakmışsınız ki, yurt bellediğiniz topraklar bir gecekondu gibi başkasına satılıvermiş.
Sizi oraya gönderen kim? Osmanlı!
Sizi toprağınızla birlikte bilmem kaç yüz bin baş koyun gibi İngiliz’e satıveren kim? Osmanlı!
Hadi gelin de sevin Osmanlı’yı! Hadi gelin de güvenin Osmanlı’ya!
Misak-ı Milli demiş, sınırlar belirlemişsiniz. Katmış mısınız Kıbrıs’ı Misak-ı Milli’ye? Hayır!
Misak-ı Milli’yi Lozan Antlaşması ile perçinlemişsiniz. Lozan’da Kıbrıs’ın İngiliz olduğunu kabul edip altına imza atmış mısınız? Evet!
Ta ki 1950’lere kadar dönüp bakmış mısınız Kıbrıs nedir, Kıbrıs’ta ne oluyor, Kıbrıs’lı ne haldedir? Hayır!
Aha da Misak-ı Milli! Gelen gelsin içeriye, dışarıda kalan başının çaresine baksın demiş misiniz? Evet!
Ondan sonra “Kıbrıs Türk’tür Türk kalacak! Diyorsanız…” Siz olsanız sever misiniz o Türkiye’yi? Siz olsanız güvenir misiniz o Türkiye’ye?
1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, bu Cumhuriyetin toprak bütünlüğünün, bağımsızlığının “garantörlüğünü” üstlenmiş misiniz? Evet!
Yunan Cuntası mızıkçılık yapıp, Rum Faşistler eliyle Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Anayasal düzeni yıkmış mı? Evet!
Ve siz Adaya “Kıbrıs Cumhuriyetinde Anayasal düzen yeniden tesis edilene kadar” olmak kaydıyla garantörlük haklarınıza dayanarak müdahale etmiş misiniz? Evet!
“Aldım” demiş misiniz? Hayır!
“İşgal ettim” demiş misiniz? Hayır!
“İlhak ediyorum” demiş misiniz? Hayır!
“Kıbrıs Cumhuriyeti’nde” demişsiniz, “Anayasal düzen yeniden kurulana kadar” demişsiniz, “Kıbrıslı Türklerin ve Rumların can ve mal güvenliğinin sağlanması için” demişsiniz…
Başka tek kelime fazlanız yok!
Peki ne yapmışsınız ondan sonra?
Adayı bir somun gibi ikiye bölmüşsünüz! Kuzeyinde önce bir Federe Cumhuriyeti kurmuşsunuz. Doğru mu? Doğru!
“Federe Cumhuriyet” demişsiniz, neden? “Çünkü eğer Kuzeyde Bağımsız bir devlet kurmaya kalkışırsak, bu BM hükümlerine göre açıkça bir suçtur! Çünkü BM Güvenlik Konseyi Kararı der ki, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bölmeye ve Kuzey’de ayrılıkçı bir oluşum kurmaya yeltenmek, hele ki bunu TANIMAK suçtur”…
Dikmişsiniz bu Federe Devletin başına bir jandarma, gelmişsiniz 1983’e… Doğru mu? Doğru!
1983’te bir oldu bittiye getirerek, BM tarafından açıkça suç sayılan bir fiili gerçekleştirip, Kıbrıs’ın Kuzeyinde “bağımsız bir devlet” ilan ettirmiş misiniz? Evet! Başına da aynı jandarmayı dikmiş misiniz yine? Evet!
Almış mısın tüm uluslar arası platformlarda başına bela olan bir Kıbrıs sorununu? Evet!
1983’ten bu yana tek ama tek bir muz cumhuriyetine bile “tanıtabilmiş misin” KKTC’yi? Hayır!
Peki sen resmen tanıyabilmiş misin? Orası biraz şaibeli! Çünkü bir devletin, bir başka devleti “resmen” tanıyabilmesinin koşulu belli: En üst organ olan Parlamento Kararı!
Var mı elinde TBMM kararı KKTC’yi resmen tanıdığına dair? E yok, tanır gibiyiz ama… Hani gözümüz bir yerden ısırıyor cinsinden!
Sanayicin gidip bir çivi çakmış mı “yavru vatana?” Hayır! Ama gidip kumarhaneler, kerhaneler kurmuş mu “Türkiyeli yatırımcın”? Evet…
Kıbrıslı Türkler girebiliyor mu o kumarhanelere? Hayır! Çalışabiliyor mu oralarda? Hayır! Neden? Eh, Hatay’dan ucuz işçiyi kaçak olarak sokmak daha hesaplı çünkü!
10 bin, 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin… Anadolu’nun yaylalarından kopartıp getirmiş, doldurmuş musun Onbinlerce bağrıyanık garibanı? Evet…
Gönderdiklerine, Rum’dan kalan malları hiçbir uluslar arası geçerliliği olmayan tapularla itelemiş misin? Evet…
Nüfus yapısını değiştirmiş misin Adanın? Eeee… Böyle ifade etmeyelim bunu… Olur!
Şimdi o garibanlar, bir türlü uyum sağlayamadıkları Adada, ellerindeki sahte tapular gitmesin diye oy depona dönüşmüş mü? Evet!
Adada sen kimi işaret edersen ona oy verecek bir kitle oluşmuş mu? Evet! Bizzat Serdar Denktaş demiş mi “kelle başı hesaplanıyor oy fiyatları, biz alabildiğimiz kadarını almaya çalıştık” diye? Evet!
Kıbrıslı gençler sanayisi, özel sektörü olmayan bir ülkede devlet kapısında memur olmaya mecbur edilmiş mi? Evet! Memuriyet bulamayan sokaklarda hayta beygiri gibi dolanmaya mahkum mu? Evet!
Sanayisi, özel sektörü olmayan ülkede, toplumun tamamına yakını memurlaştırılmış mı? Evet! Başka şansları var mı bu insanların? Hayır! Her gün 5 bin Kıbrıslı Türk, Güney’e Rum kesimine geçip çalışmak zorunda kalıyor haberin var mı? Hayır!
Hiçbir şey üretmeyen bir ülkeye, dünyayla bütün bağlarını kopartıp, ticaretini de engelledikten sonra bütün ürettiğin malını yığıp itelemiş misin? Evet!
Tüm üretimini engelleyip, sadece Türkiye’nin gönderdiği malları tüketmeye zorlamış mısın? Evet!
Yani adamın elini kolunu bağlayıp, “illa benim verdiğimi, üstelik istediğim fiyattan verdiğimi yiyeceksin” demiş misin? Evet!
Narenciye üretene, “gerek yok seni narenciyeye boğarım”, domates üretene “gerek yok seni domatese boğarım” demiş misin? Evet! Tarımın ve hayvancılığın çanına ot tıkamış mısın? Evet!
Yunanistan Güney Kıbrıs’a tankerle su taşırken, sen İsraile Manavgat suyunu nasıl satarım diye düşünürken, kuş uçumu 5 dakikalık mesafeye iki ton suyu götürebilmiş misin? Hayır!
Sözde “Bağımsız” ülkenin vatandaşları; eğitim, iş bulmak veya gezmek için kendi pasaportları ile gidebiliyorlar mı bir başka ülkeye? Hayır!
Ya TC pasaportu veya Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almaktan başka şansları var mı? Hayır!
Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alana “Hain” diyor musun? Evet!
En yurtsever Denktaş Bey’in torununun bile Rum pasaportu var mı? Evet! “Rumcu” Talat ve sülalesinin “Rum” pasaportu var mı? Hayır!
Kıbrıs’ta 50 bin askerin ne yapıyor haberin var mı? Hayır!
Kıbrıslının polisi bile İçişleri Bakanlığı’na değil TSK’ya bağlı haberin var mı? Hayır!
“Barış Kuvvetleri Komutanı” tepesi atarsa Kıbrıslının seçtiği Başbakanı azarlayıp “Türklüğünü ispat et” diyebiliyor, haberin var mı? Hayır!
Haklısın canım kardeşim! Bu Kıbrıslı Türkler de çok nankör!"
Sinan Dirlik -
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın Türkiye’deki bazı basın organlarında çıkan ”KKTC’deki en düşük memur maaşının 10 bin TL“ olduğunu da içeren açıklamalarına KTOEÖS, GÜÇ-SEN ve TIP-İŞ ile YKP’den tepki geldi Cuma 15:49
4 Şubat 2011Yorum Yaz
Yazdır
Arkadaşına Gönder 
KTOEÖS, GÜÇ-SEN ve Tıp-İş yaptıkları ortak yazılı açıklamada, Erdoğan’ı sağduyuya çağırdılar.
KKTC’deki en düşük memurun maaşının 10 bin TL değil, bin 540 TL olduğuna dikkat çeken sendikalar, “Olmadı Sayın Erdoğan! Tarihi boyunca yokluk ve acı çekmiş, çile doldurmuş ama onurlu duruşundan taviz vermemiş bir toplum olan bizlere yaptığınız hakaretleri kabul etmiyoruz. Belli ki yanlış kaynaktan aldığınız bilgilerle bize saldırıyorsunuz. Daha geçen günlerde Başbakan İrsen Küçük’ten maaşının 7,5 – 8 bin olduğunu öğrenmiş olduğunuz halde “memurları bile 10 bin lira alır” cümlesini nasıl kuruyorsunuz” denildi.
Mısır halkının mitinglerine kulak vermesi için Hüsnü Mübarek’e çağrı yaparken Kıbrıs Türk halkının mitinglerine katılanlara yönelik kullandığı ifade için Erdoğan’ı eleştiren sendikalar şöyle devam ettiler:
“Bizim Kıbrıs’ta şehidiniz var diyorsunuz da bizim şehidimiz yok mu bu topraklarda? Şehit vermek toprağı almaksa Kore’de de şehidiniz var orayı da alsanıza? Kıbrıs stratejik öneme sahiptir diyorsunuz ama bu topraklarda yaşayanların da stratejik olduğunu unutuyorsunuz. Hele hele “sen kimsin” diye bu topluma soruyorsun. Bizim kim olduğumuzu bildiğinizi sanıyorduk, yanılmışız. Ama siz de kim olduğunuzu yakında öğreneceksiniz. Bu asabi çıkışınızla iki kardeş halkı birbirine düşman eden sizlersiniz. O nedenle sizi sağduyuya çağırıyoruz.”
Erdoğan’ın neden 13’üncü maaş alındığını sorduğunu da belirten Sendikalar, 13’üncü maaşın Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelen bir hak olduğuna dikkat çekerek, “Nasıl ki ayni Cumhuriyetin Kuruluş Anlaşmalarından doğan buraya müdahale hakkınızı kullanarak bugünkü durumu sağladınız. Ayni anlaşmalara uygun bir hakkımız olan 13. maaş sorgulamanız bir çifte standarttır. Kuruluş anlaşmasının istediğiniz maddesini kullanıp istediğiniz maddesini reddedemezsiniz” dediler.
YKP
YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı da yaptığı yazılı açıklamada, TC Başbakanı Erdoğan ve TC Teknik Heyet Başkanı Akca’nın son açıklamalarını değerlendirerek, “Türkiye’den arka arkaya gelen açıklamaların herkesi bir kez daha düşünmeye davet etmesi gerekir.” dedi.
Kanatlı, TC Teknik Heyet Başkanı Halil İbrahim Akça’nın Fortune dergisinde Şubat ayı sayısında yayınlanan röportajındaki “birçok yasada sendikal hakların daraltılmasına ve kullanım şeklinin düzenlenmesine ihtiyaç var” cümlesinin de TC’nin paketle ilgili anladıklarının itirafı olduğunu savundu.kaynak: http://www.kibrisgazetesi.com/popup.php/cat/24/news/111265/PageName/gunun-sicak-gelismeleri