İsrail Oğullarının Katliamı!
-
Kendi düşen ağlamaz hoca aklında bulunsun..
-
Bebek ölüyor biri çıkıp afferim diyor :)
Ben bu mantığa koyarım arkadaş.
-
elevator bunu yazdı:
-----------------------------hacktorx bunu yazdı:
-----------------------------
sanırım kına lazım bolca :)
-----------------------------
"acımam oh olmuş" a yakın kelimeler sarfedenler..sade kına az gelir.
hint kınası uygundur.
Arapları sevmiyor olabilirsiniz aşağılıyor olabilirsiniz Din kardeşliğini benimsemiyor olabilirsiniz ,onları Türk düşmanı olarak görebilirsiniz.....
ama hiçbiriniz verdikleri mücadeleyi reddedemezsiniz.
ne için savaştıkları bilmiyorsanız ona bir sözüm yok tabiki.
-----------------------------hoca ne için savaşıyolar bi anlatsana cidden soruyorum.
-
Bunlarda israile saldırı düzenliyor a.k filistin sütten çıkmış ak kaşık değil zaten arapların özelliği o g.tleri tutuşunca anlamaya başlıyorlar..Herneyse bunlarda israile saldırılarda bulunuyorlar orada çocuk veya masum halk yok mu oradada var ben zaten israile bi tek bu yönden karşıyım operasyon sonuna kadar haklı aynı bızım ıraga duzenledıgımız gıbı mevsi müdafa gibi düşünün ancak masum halkı yönelik alıyorsa lakin öyle yapıyor orada yanlış yapıyor..
-
Verilen mücadeleye saygı duyacakmışız ?Mücadele mi ? O da ne..Suan hamas ile el-fetih birbirini köpek gibi bogazlıyor.Bu mu mücadele.İyi sen adamların topraklarına devamlı füze salla adamlarda karslık verdimi kötü olsun.Ne saygısından bahsiyorsunuz siz.Hamasta el fetihte terörist bir örgüttür.Barış müzkarelerini ilk bozanda yine filistindir.Zamanında bir çok bebek/çocuk öldürmüştür sütten çıkma ak kasıkmı zannediyorsunuz siz filistini.Sizin mantıgınıza görede pkkyada saygı duymamız lazım sonucta onlarda kendi yaptıklarına mücade diyor.Benim teröristim kötü sizin ki iyimi dememizi istiyorsunuz.Hayır çok istiyorsanız gidersiniz filistine savasa alırsınız keleşinizi el bombanızı hazır irandan da gidenler varmıs sizde gidin burda bol keseden sallamakla olmuyo.Mümkünse orada geberin.Elbet arap kardeşleriniz mezarınza sıcıp size minnet borcunu fazlasıyla ödeyecektir.
-
BAAL bunu yazdı:
-----------------------------
Verilen mücadeleye saygı duyacakmışız ?Mücadele mi ? O da ne..Suan hamas ile el-fetih birbirini köpek gibi bogazlıyor.Bu mu mücadele.İyi sen adamların topraklarına devamlı füze salla adamlarda karslık verdimi kötü olsun.Ne saygısından bahsiyorsunuz siz.Hamasta el fetihte terörist bir örgüttür.Barış müzkarelerini ilk bozanda yine filistindir.Zamanında bir çok bebek/çocuk öldürmüştür sütten çıkma ak kasıkmı zannediyorsunuz siz filistini.Sizin mantıgınıza görede pkkyada saygı duymamız lazım sonucta onlarda kendi yaptıklarına mücade diyor.Benim teröristim kötü sizin ki iyimi dememizi istiyorsunuz.Hayır çok istiyorsanız gidersiniz filistine savasa alırsınız keleşinizi el bombanızı hazır irandan da gidenler varmıs sizde gidin burda bol keseden sallamakla olmuyo.Mümkünse orada geberin.Elbet arap kardeşleriniz mezarınza sıcıp size minnet borcunu fazlasıyla ödeyecektir.
-----------------------------destekliyorum seni...
filistine bu kdr destek verenler gidin geberin bi zahmet
-
BAAL bunu yazdı:
-----------------------------
Verilen mücadeleye saygı duyacakmışız ?Mücadele mi ? O da ne..Suan hamas ile el-fetih birbirini köpek gibi bogazlıyor.Bu mu mücadele.İyi sen adamların topraklarına devamlı füze salla adamlarda karslık verdimi kötü olsun.Ne saygısından bahsiyorsunuz siz.Hamasta el fetihte terörist bir örgüttür.Barış müzkarelerini ilk bozanda yine filistindir.Zamanında bir çok bebek/çocuk öldürmüştür sütten çıkma ak kasıkmı zannediyorsunuz siz filistini.Sizin mantıgınıza görede pkkyada saygı duymamız lazım sonucta onlarda kendi yaptıklarına mücade diyor.Benim teröristim kötü sizin ki iyimi dememizi istiyorsunuz.Hayır çok istiyorsanız gidersiniz filistine savasa alırsınız keleşinizi el bombanızı hazır irandan da gidenler varmıs sizde gidin burda bol keseden sallamakla olmuyo.Mümkünse orada geberin.Elbet arap kardeşleriniz mezarınza sıcıp size minnet borcunu fazlasıyla ödeyecektir.
-----------------------------
adamların sürekli füze sallamasını söyleyerek mücadelelerini kabul etmiş oluyorsun zaten.üslübuna dikkat et. sizde gidin ! gibi siz li gibi salak ve dayanağı olmayan kelimeler kullanman tartışma kabiliyetini açıkça gösteriyor. sen merak etme bizim mezarımızda pazarımızda sahiplenenlerle doludur
ve pkk demişsin gene :))
filistin bir devlettir vatandır.
tezine göre kılıç zoruyla müslümanlığı kabul etmişiz ve sana göre atalarımız yanlış yapmış ve bedelini biz ödüyoruz bu hakmıdır ?
hiç kimse atasının yaptığı yanlıştan dolayı yargılanmamalı değilmi?
-
Baal , tamamen Yahudilerin propagandasıyla konuşuyrosun , salsrıryı başlatan kesinlikl İsraildir , El Fetihle Hamas meselesine gelince şu an El Fetitihin başında kendi vatanına ihanet eden birisi var , Filistinin büyük bir çoğunluğu Hması destekliyor ,
İsrail hem saldırıyor hem de suçu Hamasa atıyor ,
http://www.habervaktim.com/haber/49325/ihanetin_golgesinde_vahsi_katliam.html
Ateşkes Olayı Çarpıtılıyor
Altı aylık ateşkesin uzatılmasına HAMAS'ın tek taraflı razı olmadığı, ateşkesin bitmesinden hemen sonra da saldırıda bulunduğu yönünde yorumlar yapılıyor ve son saldırı çoğunlukla bu yöndeki yorumlara oturtuluyor. Oysa gerçek böyle değildir. Ateşkes konusunu başından almak, iyi değerlendirmek ve gelinen noktayı ona göre tahlil etmek gerekir.
Filistin direnişiyle işgal devleti arasında gerçekleştirilen altı aylık ateşkesin bitmesinden sonra işgal devletinin amacı Filistin tarafını her yönden teslimiyete zorlayan, kuşatmanın kaldırılması şartını içermeyen, ayrıca İsrail işgal devletinin saldırılarının da önünü açık bırakan bir ateşkese zorlamaktı. Filistin direnişi böyle bir ateşkesi kabul etmeyince de olayın birinci sorumlusu gibi gösterildi. Oysa Filistin direnişi ateşkesin devam etmesini değil Siyonist işgale teslim olmayı, Siyonistlerin saldırılarının önünü açık bırakacak Filistinlilerin ise savunma haklarını bile ortadan kaldıracak tek taraflı ateşkesi reddetmiştir. Ayrıca Filistinliler için hayatı iyice çekilmez hale getiren, Gazze'yi tam anlamıyla esir kampına dönüştüren, ilaçların ve gıda maddelerinin çoğunun bitmesine, elektriklerin kesilmesine yol açan kuşatmanın kaldırılması şartında ısrarlı davranmıştır. Çünkü dünya kendilerine sahip çıkmayınca Filistinlilerin de bu kuşatmanın kaldırılması için kendi mücadelelerine başvurmaktan başka bir seçenekleri kalmamıştı. Gazze'de bir buçuk milyon insanın böylesine bir vahşete maruz kalmasına sessiz kalanların, insanlık dışı kuşatmanın sona ermesi için en ufak bir faaliyette bulunmayanların bugün Filistin direnişi ateşkes konusunda kuşatmanın kaldırılması şartında ısrarlı davrandı diye onu sorgulamaya hakları olamaz. Kaldı ki aşağıda vereceğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere işgal devletinin böylesine vahşi bir katliam gerçekleştirmesinin asıl sebebi Filistin direnişinin zikrettiğimiz gerekçelere binaen ateşkesin devamını kabul etmemesi değildir. Arka planda Siyonist devletin ve işbirlikçilerinin başka hesapları vardı.
Hadisenin yorumlarında dikkat çeken bir yanılgı da ateşkes sonrasında saldırıları Filistin tarafının başlattığı iddiasıdır. Oysa işgal yönetimi saldırıları daha ateşkes takvimi dolmadan başlatmıştı. Bunun amacı Filistin tarafını yıldırmak, sözünü ettiğimiz dayatmacı bir ateşkesi kabule onu zorlamaktı. Filistin direnişinin eylemleri işgalcilerin saldırılarına karşılık vermekten ibaretti. Ateşkes takviminin dolmasından sonra da işgal güçleri İslamî direniş mensubu beş kişiyi şehit ettikten sonra Filistin direnişi füze saldırılarıyla karşılık verdi. İşgal devletinin saldırılarında beş direnişçi şehit olurken ses çıkarmayanlar, karşılık verilmesine tepki gösterdi ve bu misillemelerin İsrail'in saldırılarına çanak tuttuğu yönünde yorumlarda bulundular. Burada şu iki soruyu sormak gerekiyor: Filistinliler sinek mi? İşgalciler istedikleri gibi saldıracak, katledecek; Filistinliler karşılık bile vermeyecek, boyunlarını eğip ölümü beklemenin dışında bir şey yapmayacaklar. İkinci olarak da; Filistinliler karşılık vermeselerdi acaba Siyonistler saldırmayacak, katliam yapmayacaklar mıydı? Siyonistlerin amacı, ambargo ve kuşatmayla çökertemedikleri İslamî yapıyı çökertmek için bir saldırı düzenlemekti. Ancak bu şekilde geniş çaplı kitlesel katliam düzenlemekle bütün bir Gazze halkını moral yönden çökertmeyi amaçlamışlardır.Filistinlilerr için ektikleişrni biçiyorlar diyen kişiler acaba bu onudaki gerçekleri hiç araştırdılar mı ? Filistinlilerin topraklarını sattığı prooagandası tamamen Yshudilerin oyunudur.Daha önce bu konuda detaylı bir yazı alıntılamıştım.
http://www.tahribat.com/forumdisplayfolder.asp?Sayfa=3&folderid=59002
Filistinliler Toprak Sattılar mı?
28 Mayıs 2003 Çarşamba
Filistin meselesinde bir çok insan şunu söylüyor : "Onlar Osmanlı'ya olan ihanetlerinin ve para için topraklarını satmalarının cezasını çekiyorlar?" Acaba ben bu şekil düşünen bir insana nasıl karşılık verebilirim?
Sami
Filistinlilerin Osmanlıya ihanet ettikleri ve kendi elleriyle toprak sattıkları bu yüzden de bugünkü musibetlerin başlarına geldiği iddiası yıllardan beridir kullanıla gelen bir anti-propaganda malzemesidir. Bu malzemeyi en çok da siyonist işgal güçleri kullanmaktadır. Biz inşallah bu konuyu ileride çok daha ayrıntılı olarak ve tarihi gerçeklerle de aydınlatacak şekilde ortaya koymaya çalışacağız. Ancak bu konularda çok sık sorular sorulması sebebiyle burada bazı noktalara parmak basarak özet bilgilerle izah etmeye çalışacağız:
Birinci olarak: Siyonist lobiler Amerika'da: "Filistin boş bir araziydi, bir çölden ibaretti. Biz girdik ihya ettik. Dolayısıyla orası bize aittir" diye propaganda yapıyorlar. İslam alemine yönelik olarak ise: "Filistinliler kendi topraklarını kendi elleriyle sattılar, biz de büyük paralar verip satın aldık" diye propaganda yapıyorlar. Burada çok açık bir çelişki dikkat çekmektedir. Çok fazla tarihe gitmeye gerek yok. Bugün yaşanan vakıa her iki iddiayı da yalanlamaktadır. Bugün Filistin'in içinde dört, Filistin'in dışında ise beş milyon civarında olmak üzere dünyada toplam 9 milyon Filistinli yaşamaktadır. Filistin'in dışındakilerin tamamına yakını, Filistin'in içindekilerin de yarıya yakın bir kısmı mülteci durumundadır. Yani tehcire tabi tutulmuş, göçe zorlanmışlardır. Filistin topraklarının toplam yüzölçümü 28.220 km2'dir. Bunun bir bölümünü Nakab çölü oluşturmaktadır. Burası hala ihya edilmemiştir ve ihya edilmeye de müsait değildir. Sadece bazı bölümleri otlak olarak ve küçük çaplı tarım için kullanılmaktadır. Bir de İsrail bu çölü Filistinli tutsakları atmak için kurduğu bazı zindanlar ve meşhur Dimona nükleer santralı için arsa olarak kullanmaktadır. Fakat bununla birlikte Nakab çölünü de dahil ederek nüfus yoğunluklarına bir bakalım: Dünyadaki tüm Filistinli nüfus halen burada yaşıyor olsaydı, tehcire tabi tutulmasaydı ve dışarıdan yahudi göçü olmasaydı, bu topraklarda km2 başına 318 kişi düşüyor olacaktı. Türkiye'de km2 başına ortalama 80 kişi düşmektedir. Yani Filistin'deki nüfus yoğunluğu Türkiye'dekinin 4 katına tekabül ediyor olacaktı. Halen de nüfus yoğunluğu buna yakındır, çünkü göçe zorlanan Filistinli sayısına yakın sayıda yahudi dışarıdan göç ettirilmiş, bunların bir kısmı intifada dönemlerinde tersine göç etmiştir ve şu anda 5 milyon civarında yahudi nüfus bulunmaktadır. Peki nasıl oluyor da boş araziye mensup nüfus bu kadar büyük bir yoğunluk oluşturabiliyor? Zaten Lübnan'da, Suriye'de, Ürdün'de, Gazze'de ve Batı Yaka'da kurulan mülteci kamplarında yaşayan Filistinlilerin sayısı siyonistlerin söz konusu iddialarını yalanlamıyor mu?
İkinci olarak: İşgalci siyonistler, Filistinlilerin arazilerini kendi elleriyle sattıklarını ve kendilerinin de buraları almak için büyük paralar ödediklerini söylüyorlar. Peki sattıkları araziler karşılığında büyük paralar alanların bugün gittikleri ülkelerde mülk edinmiş ve rahat bir hayata kavuşmuş olmaları gerekmez miydi? Bunların hepsi de herhalde o kadar büyük miktarlarda paraları birkaç günlük zevkleri için çarçur edecek ya da kumarda kaybedecek kadar aptal değillerdi. Oysa Filistinliler zikrettiğim yerlerde kurulmuş mülteci kamplarında tam anlamıyla sefalete mahkum durumdadırlar ve uluslararası yardım kuruluşlarının ellerine bakmaktadırlar. O insanların yaşadıkları hayatı ben gözlerimle gördüm. Arzu edenler gidip görebilirler. Bir insan kendi öz mülkünü kendi eliyle satıp da sefaleti tercih eder mi? Bu durum o insanların, arazilerini satarak değil de tehcire zorlanarak topraklarını terk ettiklerinin akli bir delilidir.
Üçüncü olarak: Filistin'den dışarıya toplu göç 1948 Savaşı'nda başlamıştır. Bu tarihten önce toplu göç olmamıştır. Bu olay Filistin dışına çıkan Filistinlilerin yurtlarını, topraklarını satarak değil de savaş yoluyla ve kendilerine karşı şiddete başvurulması sebebiyle terk ettiklerinin delilidir. Çünkü yahudi örgütleri toprak satın alma konusunda en yoğun çalışmalarını 1948'den önce yürütmüşlerdir. Bu tarihten sonra tehcir yoluyla zaten geniş arazilere el koymuşlardır.
Dördüncü olarak: İsrail işgal devleti, göçe zorlanan Filistinlilerin arazilerini yahudi göçmenlere vermek amacıyla "terk edilmiş arazilerle ilgili kanun" başlığı altında bir kanun çıkardı. Bu kanuna dayalı olarak yüz binlerce dönüm arazi yahudi göçmenlere peşkeş çekilmiştir. İşgal devletinin zaten 55 seneden ibaret olan tarihini objektif bir bakış açısıyla incelerseniz bu kanun ve uygulanması hakkında bilgi edinmeniz mümkündür. Şimdi burada bir çelişki ortaya çıkmıyor mu? Madem ki Filistinliler arazilerini kendi elleriyle sattılar; neden buralar "terk edilmiş araziler" hükmüne girdi.
Beşinci olarak: İsrail bugün mülteci durumundaki Filistinlilerin geriye dönme haklarını red konusunda oldukça ısrarlı davranıyor. Bakın en son "Yol Haritası" planını kabul ederken de mültecilerin vatanlarına dönüş haklarının reddini şart koştu. Peki neden bu insanların yurtlarına dönme haklarını red konusunda bu kadar ısrarlı davranıyor? Eğer o insanların topraklarını parayla satın almış olsalardı, ellerindeki satış belgelerini ve tapuları gösterir, geriye dönen mültecileri de bir yerlere istif ederlerdi. Ama öyle değil. Göçe zorlanan insanların arazilerine "terk edilmiş arazilerle ilgili kanun" yoluyla el koyduklarından mülteciler yurtlarına döndüklerinde o terk edilmiş arazilerin gerçek sahipleri ortaya çıkacak ve işgalcilerin buralara satın alma yoluyla değil de gasp yoluyla sahip oldukları anlaşılacak. İşte bütün mesele bu. Sadece bu gerçek bile siyonistlerin "Filistinliler topraklarını sattılar" iddialarını yalanlamaya yetebilir.
Altıncı olarak: Yahudilerin Filistin topraklarında mülk edinmelerinin tarihine bir bakalım: Filistin toprakları 28 milyon dönümdür. 1948'de İsrail işgal devleti kurulduğunda yahudilerin sahip oldukları arazi miktarı 2 milyon dönümdü. Yani tüm Filistin topraklarının % 7'si.
Bunun 650 bin dönümünü Osmanlı devleti döneminde mülk edinmişlerdir. O dönemde mülk edinmeleri ise ta Kanuni zamanında başlamıştır. Osmanlı devletinde ilk yahudi lobisini oluşturan Yusuf Nassi'nin Kanuni'yle iyi ilişkilerinden dolayı Kanuni ona Taberiye gölü civarında bazı arazileri bağışlamıştı. İşte bu olayla başlayan mülk edinme çabalarıyla 1917'de Filistin'in işgaline kadar ki süre içinde toplam 650 bin dönüm arazi edinmişlerdir.
300 bin dönümünü İngiliz işgalciler onlara bağışlamışlardır. Şöyle ki İngilizler, Filistinlilere ağır arazi vergileri uyguluyor, bu vergileri ödeyemediklerinde de mülklerine el koyuyor ve sonra buraları yahudi göçmenlere peşkeş çekiyorlardı.
200 bin dönümünü yine İngiliz işgalciler, yahudilere göstermelik bir şekilde parayla satmışlardır. Bu şekilde satılan arazilere de zikrettiğimiz vergi oyunuyla el konulmuştu ve satım işlemi de sembolik paralarla gerçekleşti.
600 bin dönümü de kendileri Filistin dışından olan, Lübnan ve Suriye'de ikamet edip Filistin'de mülk edinmiş bazı Arap kökenlilerden satın almışlardır.
Buraya kadar ki kısımda Filistinlilerin herhangi bir dahlinin olmadığını görüyoruz. Yani yahudilerin 1948'e kadar edindikleri arazilerin 8'de 7'sinde Filistinlilerin müdahalesi söz konusu değildir.
250 bin dönüm araziyi de Filistinlilerden satın almışlardır. Yani Filistinlilerden satın aldıkları toplam arazi miktarı Filistin topraklarının % 0,9'una (binde 9'una) tekabül ediyordu. Arazilerini satanlar da halktan çok şiddetli tepkilerle karşı karşıya kaldıklarından Filistin'i terk etmek zorunda kalmışlardı. Şimdi satılan arazilerin tüm topraklara oranıyla onları satanların genel nüfusa oranlarını denk kabul ederek düşünelim: Bir halk hakkında hüküm verirken % 0,9'un tavrına göre mi yoksa % 99,1'in tavrına göre mi hüküm verilir? Filistin halkının en az % 99'u göçmen yahudilere arazi satmama konusundaki kararlılıklarını korumuşlardır. Bu kararlılığa bağlı kalmayanları da içlerinde barındırmamışlardır. Her halkın içinde mutlaka o halkın genel tavrına muhalefet edenler, kararlılığa uymayanlar çıkar. Eğer yahudi göçmenlerin, yahudi göçünü teşvik eden örgütlerin bütün teşviklerine, cazibeli fiyat tekliflerine rağmen 30 yıl içinde satılan toplam arazi miktarı binde dokuzda kalmışsa bu, Filistin halkının bu konudaki dayanışmasını, kararlılığını ve üstün mücadele azmini gösterir. Ama ne yazık ki Filistin halkı bütün bu kararlılığına rağmen iftiraya uğramıştır. Bu tıpkı iffetini koruma konusunda oldukça dikkatli bir insana fuhuş iftirasında bulunulması gibidir.
Yahudi göçmenlerin 1948'den sonra gayri menkul edinmeleri tamamen işgal, gasp ve göçe zorlama yoluyla olmuştur. Göçe zorlanan Filistinlilerin arazilerine el koymak için de yukarıda zikrettiğimiz kanunu kullanmışlardır.
Yedinci olarak: Filistinlilerin arazilerini sattıkları iddiasını bu halk aleyhine bir propaganda malzemesi olarak kullanmaya çalışanların da itiraf ettikleri gibi arazilerini satanlar Filistin topraklarını terk etmişlerdir. Yukarıda da zikrettiğimiz üzere Filistin halkının oldukça basit bir kısmını teşkil eden bu insanların, ya aldıkları paralarla başka yerlerde mülk edinmek amacıyla ya da şiddetli tepkilerle karşılaşmaları sebebiyle Filistin topraklarını terk ettikleri bir gerçektir. Yani bugün Filistin topraklarında yaşamaya devam edip de o toprakların İslami kimliğini savunanlar, her türlü zorluğa katlanarak, sürekli ölümü başlarının ucunda hissederek direnenler, toprak satanlar veya onların çocukları değildir. Bu durumda bu insanların başlarına gelenlerin, arazilerin yahudilere satılmasından kaynaklandığının iddia edilmesi Allah'ın adaletine bir iftira olmaz mı?
Sekizinci olarak: Kur'an-ı Kerim'de iki önemli iftira olayı üzerinde durulmakta ve bu olaylarla ilgili ayetlerde Müslümanların iftira konusunda nasıl bir hassasiyet göstermeleri gerektiği hakkında çok önemli ölçüler verilmektedir. Bu iki iftira olayı Hz. Yusuf (a.s.)'a atılan iftira ile Hz. Aişe (r. anha)'ya atılan iftiradır. Her iki olayla ilgili ayetleri de dikkatlice ve üzerinde derinlemesine düşünerek okuyun. Göreceksiniz ki ispat edilmemiş bir iddiadan dolayı bir kimseyi suçlu görmek büyük bir sorumluluk ve vebal yüklemektedir. Şunu da unutmayın ki bir halka iftira atılmasının sorumluluğu bir ferde iftira atılmasının sorumluluğundan çok daha büyüktür. Çünkü bir halka iftira atıldığında binlerce bazen milyonlarca insan haksızlığa uğramaktadır.
Dokuzuncu olarak: Aslında şu anda Filistin'de mücadele edenlerin ve mülteci kamplarında mağdur edilenlerin söz konusu iddiayla hiçbir ilgilerinin olmadığını yeterince ortaya koyan delilleri sıraladık. Zaten o insanların şu anki durumları da bu gerçeği ortaya koyan bir vakıadır. Fakat bir farz-ı muhal olarak öyle bir şey varsayılsa bile o insanların şu an işgale karşı tavır koymaları ve işgal altındaki vatanlarını kurtarmak için mücadele etmeleri hatalarından döndüklerini ve doğruyu seçtiklerini gösterir. Küfürden imana dönmüş bir insanın bile geçmişindeki küfürden dolayı suçlanması söz konusu değilken herhangi bir hatadan döndükten sonra hala ısrarla o hatadan dolayı suçlu gösterilmesi mantıklı bir şey olur mu? Kaldı ki biz bunu sadece Filistin halkının davasına ilgisiz kalınmasına gerekçe olarak kullanılan iddiaların her yönden tutarsız olduğunu ortaya koymak için bir farz-ı muhal olarak zikrediyoruz. Gerçekte bu davaya sahip çıkan direnişçilerin, büyük bir mücadele azmiyle vatanlarına sahip çıkan o insanların iddia edilenlerle hiçbir ilgilerinin olmadığını bir kez daha vurgulayalım.
Onuncu olarak: Siyonistlerin söz konusu iddiaları ortaya atmalarının temel amacı Müslüman halkların Filistin davasına ilgilerini zayıflatmak ve Filistin halkının mağduriyetine bigane kalmalarına sebep olmaktır. Ne yazık ki bu konuda amaçlarını kısmen gerçekleştirdiklerini de görüyoruz. Çünkü Filistin davasına ilgisiz kalanlar genellikle "toprak sattılar" iddiasını kendilerine gerekçe gösteriyorlar. Oysa İslam tüm Müslümanları kardeş ilan etmiştir. Bir kimse kardeşini herhangi bir hatasından dolayı canavarın önüne atmaz. Siyonizmin Filistin halkına layık gördüğü zulüm bir canavarın yaptığından farksızdır. Bu durum karşısında o insanların mazlumiyetlerine ve mağduriyetlerine bigane kalmamıza, "toprak sattılar" iddiası gerekçe teşkil edebilir mi? Kaldı ki bu iddia, yukarıda ifade ettiğimiz üzere şu an Filistin topraklarında varlık mücadelesi verenleri ilgilendiren bir iddia olmadığı halde o insanlar üç ayrı zulme maruz kalıyorlar: Bir: Topraklarını gasp eden işgalcilerin zulmüne. İki: Kendilerinin işlemedikleri bir hatadan dolayı iftiraya maruz kalma zulmüne Üç: O hatayı işlemiş olanların zulmüne. Buna bir de Müslümanların o hatayı gerekçe göstererek davalarına bigane kalmalarını eklerseniz o insanların her yönden mağdur oldukları sonucuna varırsınız.
On birinci olarak: Filistin davası kuru bir toprak meselesi değildir ve sadece Filistinlilerin omuzlarında taşımaları gereken bir dava da değildir. Bu dava tüm ümmeti ilgilendiren ve inançla bağlantılı bir davadır. Bu konuda bizim "Filistin Davasının İslami Temelleri" başlıklı dosyamızı okuyabilirsiniz. Dolayısıyla Filistinlilerin tamamı bu davayla ilgilerini kesseler bile yine İslam ümmetinin Filistin davasına sahip çıkması ve siyonist işgale karşı mücadele etmesi gerekir.
Yazı biraz uzun ama gerçekleri öğrenmemiz açısından faydalı ,
Arapların Türklere ihanet ettiği de yalandır , Türklere ihanet eden sadece bir kaç kabiledir , ki bu kişiler Araplara da ihanet etmişlerdir.Bu konuda detaylı araştırma yapan herhangi birisi bunu çok rahat öğrenebilir.Arap düşmanlığı bize Yahudiler tarafından aşılanmıştır.Aynı Abdülhamidin Yhaudilere toprak vermediği için yıllarca bize Kızılsultan olarak yutturulması gibi.
Yahudiler soykırım için erkek , kadın , yaşlı , çocuk ayırmadan insanları öldürüyorlar ,
Yahudilerin kendi kutsal (!) kitaplarına göre Arz-ı Mevdud (Vaad Edilen Topraklar ) içine Türkiyenin güneydoğusuda giriyor.Yahudiler Filistinden sonra gözlerini bizim topraklarımıza dikecekler.Yahudilerin el altından PKK yı desteklemeleride bu yüzden.Irak harekatı için diklenmelerinin bir nedeni de bu.Yahudiler bizden toprak alamayacakalrını biliyorlar ama bir şekilde Güneydoğuda pkk yı kullanarak bir Kürt devleti kurdurabilirse , o bölgeyi Kürtlerden almaları hiçte zor olmayacaktır.
Araplara düşmanlık yaparken sıra bize geldiğinde de asıl küfredilmesi gerekenin Yahaudiler olduğunu öğrendiğinizde çok geç olabilir.
-
Humerus bunu yazdı:
-----------------------------Bunlarda israile saldırı düzenliyor a.k filistin sütten çıkmış ak kaşık değil zaten arapların özelliği o g.tleri tutuşunca anlamaya başlıyorlar..Herneyse bunlarda israile saldırılarda bulunuyorlar orada çocuk veya masum halk yok mu oradada var ben zaten israile bi tek bu yönden karşıyım operasyon sonuna kadar haklı aynı bızım ıraga duzenledıgımız gıbı mevsi müdafa gibi düşünün ancak masum halkı yönelik alıyorsa lakin öyle yapıyor orada yanlış yapıyor..
-----------------------------Hocam "mevsi müdafa" ne yahu? Nevsi yazsan bi derece.."Nefsi Müdafaa"
-
student e istinaden bir cümle yazayım.
israil , ortadoğuyu kontrol altında tutmaya çalışan abd ve ingilizlerin yardımıyla kurulmuş ve bu şekilde varlığını devam ettiren 7.000.000 luk bir topluluktur.
