

İnanılmaz Yaşam Mucizesi
-
Lotus bunu yazdı
ishal olup tuvaletten çıkamayan adamlar kusursuzluktan bahsediyor komik yahu
ishaller bir süre sonra kurtulur o durumdan ama senin bu kafadan kurtulman zor
-
marad10a bunu yazdıLotus bunu yazdı
ishal olup tuvaletten çıkamayan adamlar kusursuzluktan bahsediyor komik yahu
ishaller bir süre sonra kurtulur o durumdan ama senin bu kafadan kurtulman zor
ishal olduğunda küçük bardakla kola içersen daha çabuk geçer, kusuru düzeltmeyide biz bulduk yine soruyorum kusursuzluk nerede?
-
izzmarit bunu yazdıfuturist bunu yazdı
"Doğa bilimleri bardağından içilen ilk yudum insanı ateist yapar, ama bardağın dibinde sizi bir yaratıcı beklemektedir."
Çoğu arkadaşında takıldığı gibi ben ölümsüzlük sorusunu bilimsel açıklayın diye değil mantıksal açıklayın diye sordum.futurist bunu yazdı
ölümsüzlüğü bulun hemen ateist olacağım.
Mantıksal nesi açıklanacak ölümsüzlüğün?
Bilimsel açıklayayım: Bütün hücrelerin kanserli olduğunda ölümsüzsün. Ya da bütün hücre çekirdeklerine telomeraz basmayı başarabildiğimizde ölümsüzsün. Ölümsüz canlı var bu arada. Bir denizanası.
Oldu herhalde? Yeheeey aramıza hoşgeldin :D
Bakın burda altın değerinde bir yorum var, işte bizim tartışmamız gereken şey bu dostlar, mesele şu,
Bakın, bizi biz yapan beynimizdeki düşük akımla yaratılmış elektrokimyasal bağlar, peki bu bağları silsek (elektroşok veya ayrı bir kimyasalla) yine biz olur muyuz ? Sorumuz bu, sorunun cevabı evetse, uzun vadede beyin hücreleri kendini yeniledikçe, eskiler unutulacak nasıl olsa 3-4 sene önce hatırladığımız anıların bazılarını bugün hatırlamıyoruz, başkası anlatıyor anlatıyor, ama bir türlü hatırlayamıyor ve geçiştiriyoruz, biz değişiyoruz, biz değiştikçe ölüyor aynı zamanda da bir o kadar doğuyoruz, birim zamana izdüşümlerimiz yansıyor o kadar, biz biz miyiz, biz mutlak biz isek, 1000 yıl sonra annemin yüzünü hatırlamayan ben ne kadar ben olacak?
-
glaurung bunu yazdıizzmarit bunu yazdıfuturist bunu yazdı
"Doğa bilimleri bardağından içilen ilk yudum insanı ateist yapar, ama bardağın dibinde sizi bir yaratıcı beklemektedir."
Çoğu arkadaşında takıldığı gibi ben ölümsüzlük sorusunu bilimsel açıklayın diye değil mantıksal açıklayın diye sordum.futurist bunu yazdı
ölümsüzlüğü bulun hemen ateist olacağım.
Mantıksal nesi açıklanacak ölümsüzlüğün?
Bilimsel açıklayayım: Bütün hücrelerin kanserli olduğunda ölümsüzsün. Ya da bütün hücre çekirdeklerine telomeraz basmayı başarabildiğimizde ölümsüzsün. Ölümsüz canlı var bu arada. Bir denizanası.
Oldu herhalde? Yeheeey aramıza hoşgeldin :D
Bakın burda altın değerinde bir yorum var, işte bizim tartışmamız gereken şey bu dostlar, mesele şu,
Bakın, bizi biz yapan beynimizdeki düşük akımla yaratılmış elektrokimyasal bağlar, peki bu bağları silsek (elektroşok veya ayrı bir kimyasalla) yine biz olur muyuz ? Sorumuz bu, sorunun cevabı evetse, uzun vadede beyin hücreleri kendini yeniledikçe, eskiler unutulacak nasıl olsa 3-4 sene önce hatırladığımız anıların bazılarını bugün hatırlamıyoruz, başkası anlatıyor anlatıyor, ama bir türlü hatırlayamıyor ve geçiştiriyoruz, biz değişiyoruz, biz değiştikçe ölüyor aynı zamanda da bir o kadar doğuyoruz, birim zamana izdüşümlerimiz yansıyor o kadar, biz biz miyiz, biz mutlak biz isek, 1000 yıl sonra annemin yüzünü hatırlamayan ben ne kadar ben olacak?
Geçmişi, içgüdüleri karakteri depolayan nöronlar madde olduğu için hafızada mutlak değildir ama bilinç (yada varmı yoksa beyin fenomenimi) hiç bir zaman kanıtlanamayacağı için ahlaksal davranışlar,anılar,geçmiş tıpkı ölüm gibi bilinemez olduğu için rahatça bizim maddesel hareket olanaklarımız icraatlarımız belirli koordinatlarda zaten önceden farklı bi boyutta mevcut desek bunu ne inkar edebiliriz ne ispat.
-
Kurtcebe bunu yazdıglaurung bunu yazdı
Bakın burda altın değerinde bir yorum var, işte bizim tartışmamız gereken şey bu dostlar, mesele şu,
Bakın, bizi biz yapan beynimizdeki düşük akımla yaratılmış elektrokimyasal bağlar, peki bu bağları silsek (elektroşok veya ayrı bir kimyasalla) yine biz olur muyuz ? Sorumuz bu, sorunun cevabı evetse, uzun vadede beyin hücreleri kendini yeniledikçe, eskiler unutulacak nasıl olsa 3-4 sene önce hatırladığımız anıların bazılarını bugün hatırlamıyoruz, başkası anlatıyor anlatıyor, ama bir türlü hatırlayamıyor ve geçiştiriyoruz, biz değişiyoruz, biz değiştikçe ölüyor aynı zamanda da bir o kadar doğuyoruz, birim zamana izdüşümlerimiz yansıyor o kadar, biz biz miyiz, biz mutlak biz isek, 1000 yıl sonra annemin yüzünü hatırlamayan ben ne kadar ben olacak?
Geçmişi, içgüdüleri karakteri depolayan nöronlar madde olduğu için hafızada mutlak değildir ama bilinç (yada varmı yoksa beyin fenomenimi) hiç bir zaman kanıtlanamayacağı için ahlaksal davranışlar,anılar,geçmiş tıpkı ölüm gibi bilinemez olduğu için rahatça bizim maddesel hareket olanaklarımız icraatlarımız belirli koordinatlarda zaten önceden farklı bi boyutta mevcut desek bunu ne inkar edebiliriz ne ispat.
Hocam biraz kavram kargaşası olmuş sanıyorum. Önce anlamış mıyım diye bi kontrol et.
Maddesel olmayan şeyler (hafıza, içgüdü, bilinç..) maddesel şeylere bağımlı olmakla beraber kesin çizgileri olmayan, hatta doğası gereği var olup olmadığı bile belirsiz şeylerdir. Fakat maddesel şeyler (eylemlerimiz ve etkileşimlerimiz) vardır, farklı bir boyutta da var olma ihtimali vardır. Bu durumda maddesel olmayan şeylerin varlığı ya da yokluğu ispatlanamaz.
?
izzmarit tarafından 30/Nis/14 19:08 tarihinde düzenlenmiştir -
izzmarit bunu yazdıKurtcebe bunu yazdıglaurung bunu yazdı
Bakın burda altın değerinde bir yorum var, işte bizim tartışmamız gereken şey bu dostlar, mesele şu,
Bakın, bizi biz yapan beynimizdeki düşük akımla yaratılmış elektrokimyasal bağlar, peki bu bağları silsek (elektroşok veya ayrı bir kimyasalla) yine biz olur muyuz ? Sorumuz bu, sorunun cevabı evetse, uzun vadede beyin hücreleri kendini yeniledikçe, eskiler unutulacak nasıl olsa 3-4 sene önce hatırladığımız anıların bazılarını bugün hatırlamıyoruz, başkası anlatıyor anlatıyor, ama bir türlü hatırlayamıyor ve geçiştiriyoruz, biz değişiyoruz, biz değiştikçe ölüyor aynı zamanda da bir o kadar doğuyoruz, birim zamana izdüşümlerimiz yansıyor o kadar, biz biz miyiz, biz mutlak biz isek, 1000 yıl sonra annemin yüzünü hatırlamayan ben ne kadar ben olacak?
Geçmişi, içgüdüleri karakteri depolayan nöronlar madde olduğu için hafızada mutlak değildir ama bilinç (yada varmı yoksa beyin fenomenimi) hiç bir zaman kanıtlanamayacağı için ahlaksal davranışlar,anılar,geçmiş tıpkı ölüm gibi bilinemez olduğu için rahatça bizim maddesel hareket olanaklarımız icraatlarımız belirli koordinatlarda zaten önceden farklı bi boyutta mevcut desek bunu ne inkar edebiliriz ne ispat.
Hocam biraz kavram kargaşası olmuş sanıyorum. Önce anlamış mıyım diye bi kontrol et.
Maddesel olmayan şeyler (hafıza, içgüdü, bilinç..) maddesel şeylere bağımlı olmakla beraber kesin çizgileri olmayan, hatta doğası gereği var olup olmadığı bile belirsiz şeylerdir. Fakat maddesel şeyler (eylemlerimiz ve etkileşimlerimiz) vardır, farklı bir boyutta da var olma ihtimali vardır. Bu durumda maddesel olmayan şeylerin varlığı ya da yokluğu ispatlanamaz.
?
Doğru başta okuduuğnda kavram kargaşası gibi gelebilir ama iç güdü, karakter ve hafıza köprüleri zaten bildiğin gibi nöron kaynaklıdır, bi yanlış yapmışsın bilinç bunlardan çok ayrı bişey şöyle açıklayayım,
teorik olarak yapay bir zeka inşa ettiğimizi düşünelim insan beyni gibi trilyonlarca adet ve birbirine trilyonlarla bağı köprüleri elektrokimyasal bağları havadaki elementleri bile görsel kayıt edebilen insan gözünden daha gelişmiş bi kayıt sistemiyle zaman algısı yaratabilecek ve hafıza oluşturacak bi düzen.
Peki bu yapay zekalı kayıt sistemi gördüklerini daha önceden görmüşmüdür, gördüğünün vede bunu kaydettiğinin farkındamıdır? 20. yüzyılda şöyle bi görüş hakimdi insan beyniyle birebir aynı sistem teorik olarak bi şekilde meydana getirilebilirse bilinçte bu maddesel kavramlardan ortaya çıkabilecekti zaten böyle birşey materyalist felsefenin kesin kabulü demek. Ama böyle bişe teorik bile olsa bilinç denen olgunun çıkmasının mümkün olamayacağı görüşü artık tartışılmıyor o yüzden bu sonucunda yarattığı sonuçlar meydana geliyor işte verdiğimiz hafızanın maddesel bi kaynaktan gelmesine rağmen bilinç denen olgunun ne olduğu,
meşhur kırmızıyı görme deneyi vardır araştırın. İşte o yüzden hep papağan gibi tekrarlıyorum ama bilinç,hiçlik olgusu, sonsuzluk gibi matematiksel olmayan kavramları maddeye indirgeyip açıklayamamak hafızanında bilinç gibi farklı bi boyuttan gelen bi veritabanına yazılabilecek deneyim olabileceğini doğurur o yüzden varlığıda "inkar edilemez".
Zodiac tarafından 30/Nis/14 19:24 tarihinde düzenlenmiştir -
Kurtcebe bunu yazdıizzmarit bunu yazdıKurtcebe bunu yazdıglaurung bunu yazdı
Bakın burda altın değerinde bir yorum var, işte bizim tartışmamız gereken şey bu dostlar, mesele şu,
Bakın, bizi biz yapan beynimizdeki düşük akımla yaratılmış elektrokimyasal bağlar, peki bu bağları silsek (elektroşok veya ayrı bir kimyasalla) yine biz olur muyuz ? Sorumuz bu, sorunun cevabı evetse, uzun vadede beyin hücreleri kendini yeniledikçe, eskiler unutulacak nasıl olsa 3-4 sene önce hatırladığımız anıların bazılarını bugün hatırlamıyoruz, başkası anlatıyor anlatıyor, ama bir türlü hatırlayamıyor ve geçiştiriyoruz, biz değişiyoruz, biz değiştikçe ölüyor aynı zamanda da bir o kadar doğuyoruz, birim zamana izdüşümlerimiz yansıyor o kadar, biz biz miyiz, biz mutlak biz isek, 1000 yıl sonra annemin yüzünü hatırlamayan ben ne kadar ben olacak?
Geçmişi, içgüdüleri karakteri depolayan nöronlar madde olduğu için hafızada mutlak değildir ama bilinç (yada varmı yoksa beyin fenomenimi) hiç bir zaman kanıtlanamayacağı için ahlaksal davranışlar,anılar,geçmiş tıpkı ölüm gibi bilinemez olduğu için rahatça bizim maddesel hareket olanaklarımız icraatlarımız belirli koordinatlarda zaten önceden farklı bi boyutta mevcut desek bunu ne inkar edebiliriz ne ispat.
Hocam biraz kavram kargaşası olmuş sanıyorum. Önce anlamış mıyım diye bi kontrol et.
Maddesel olmayan şeyler (hafıza, içgüdü, bilinç..) maddesel şeylere bağımlı olmakla beraber kesin çizgileri olmayan, hatta doğası gereği var olup olmadığı bile belirsiz şeylerdir. Fakat maddesel şeyler (eylemlerimiz ve etkileşimlerimiz) vardır, farklı bir boyutta da var olma ihtimali vardır. Bu durumda maddesel olmayan şeylerin varlığı ya da yokluğu ispatlanamaz.
?
Doğru başta okuduuğnda kavram kargaşası gibi gelebilir ama iç güdü, karakter ve hafıza köprüleri zaten bildiğin gibi nöron kaynaklıdır, bi yanlış yapmışsın bilinç bunlardan çok ayrı bişey şöyle açıklayayım,
teorik olarak yapay bir zeka inşa ettiğimizi düşünelim insan beyni gibi trilyonlarca adet ve birbirine trilyonlarla bağı köprüleri elektrokimyasal bağları havadaki elementleri bile görsel kayıt edebilen insan gözünden daha gelişmiş bi kayıt sistemiyle zaman algısı yaratabilecek ve hafıza oluşturacak bi düzen.
Peki bu yapay zekalı kayıt sistemi gördüklerini daha önceden görmüşmüdür, gördüğünün vede bunu kaydettiğinin farkındamıdır? 20. yüzyılda şöyle bi görüş hakimdi insan beyniyle birebir aynı sistem teorik olarak bi şekilde meydana getirilebilirse bilinçte bu maddesel kavramlardan ortaya çıkabilecekti zaten böyle birşey materyalist felsefenin kesin kabulü demek. Ama böyle bişe teorik bile olsa bilinç denen olgunun çıkmasının mümkün olamayacağı görüşü artık tartışılmıyor o yüzden bu sonucunda yarattığı sonuçlar meydana geliyor işte verdiğimiz hafızanın maddesel bi kaynaktan gelmesine rağmen bilinç denen olgunun ne olduğu,
meşhur kırmızıyı görme deneyi vardır araştırın. İşte o yüzden hep papağan gibi tekrarlıyorum ama bilinç,hiçlik olgusu, sonsuzluk gibi matematiksel olmayan kavramları maddeye indirgeyip açıklayamamak hafızanında bilinç gibi farklı bi boyuttan gelen bi veritabanına yazılabilecek deneyim olabileceğini doğurur o yüzden varlığıda "inkar edilemez".
Ben bunu mu demek istedin, doğru mu anlıyorum anlamında yazmıştım aslında o benim yorumum değildi (: anladım mı kontrol et demişim ya ((:
Aşağı yukarı aynı fikirdeymişiz zaten, bendeki bilinç tanımı farklı ama benzer yere çıkıyoruz.
-
izzmarit bunu yazdı
Ben bunu mu demek istedin, doğru mu anlıyorum anlamında yazmıştım aslında o benim yorumum değildi (: anladım mı kontrol et demişim ya ((:
Daha önceden ne yazmışımki doğrumu anlamışsın lan kontrol ett!!! diyorsun onu anlamadım yada error verdim bilmiyom neyse açıklamışım işte :)
yani sonuçta asıl tartışılması gereken evrenin bu matematiksel yazılım diline rasyonelliği bizmi veriyoruz yoksa tüm evren gerçektende rasyonel bi sistemse bilinç bunu nasıl çözebiliyor? İşte burdada dinler devreye girer bana görede Kuran her ne kadar evrim konusunda çelişki görsemde hem genel görecelilik yasasında hem bugünkü kuantum mekaniğinde baştan aşşağı herşeyi tanımladığı gibi tanımlaması acaip geliyo bana.
-
Kurtcebe bunu yazdıizzmarit bunu yazdı
Ben bunu mu demek istedin, doğru mu anlıyorum anlamında yazmıştım aslında o benim yorumum değildi (: anladım mı kontrol et demişim ya ((:
Daha önceden ne yazmışımki doğrumu anlamışsın lan kontrol ett!!! diyorsun onu anlamadım yada error verdim bilmiyom neyse açıklamışım işte :)
yani sonuçta asıl tartışılması gereken evrenin bu matematiksel yazılım diline rasyonelliği bizmi veriyoruz yoksa tüm evren gerçektende rasyonel bi sistemse bilinç bunu nasıl çözebiliyor? İşte burdada dinler devreye girer bana görede Kuran her ne kadar evrim konusunda çelişki görsemde hem genel görecelilik yasasında hem bugünkü kuantum mekaniğinde baştan aşşağı herşeyi tanımladığı gibi tanımlaması acaip geliyo bana.
"Ne oluyorda kurulan matematiksel denklemler evrene bu kadar uyum sağlayabiliyor?"
Hocam kuranda ne gibi çelişkiler gördün? Bikaç sayfa önce bir şeyler yazdım, eğer darwinist veya en yalın hal ile, naturalist-ateizm görüşü ile karşılaştırdığımızda elbette, bu fikir kuran ile çelişir.
Bunları düşünmüşüm:
**********
Darwinist evrimi düşünerek Kuran ile bağdaştıramayız. Darwinist görüş naturalist-ateizm bi bakış açısıyla tüm bunların tesadüf ve zorunluluk olarak oluştuğunu söyler.
Kuran'da aksine bir yaratıcının sebep olduğu vurgulanır. Bu iki kısasla elbette çelişir.
- (Naturalist-Ateizm) > Her şey tesadüfi ve doğa gereği zorunluluk olarak olmuştur.
- (Teizm) > Tüm bunların bir sebebi "Yaratıcı" vardır.
Naturalist görüş tanrıya ihtiyacın olmadığını söyleyebilir, söylüyorda.
edit://
Ayrıca, kurtcebe bi kısa bir şey buldum. Dediklerine orantılı galiba?
6- Zihin bilinç özelliğine sahip olmalıdır: Bilincin, buraya kadar sıralanan tüm zihin özelliklerinden hem daha farklı, hem daha önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette bilinç, zihnin doğuştan sahip olduğu özelliklerle, matematiksel ve mantıksal yeteneğiyle, dil yeteneğiyle, duyu algıları ve hafızayla ilişkilidir. Fakat bilinç, maddî süreçlere indirgenemediği gibi bahsedilen bu özelliklere de indirgenemez. O zaman bilinç, tüm bu özelliklerden farklı bir zihin özelliğidir ve şüphesiz zihin özellikleri içinde tartışılması en zor olan da odur. Bilinç, sadece karmaşık zihinsel süreçlerde gözükmez, aslında en basit zihinsel deneyim bile bilinçle ilgilidir. Ayağımızın altından gıdıklandığımızı düşünelim; ayağımızın altına dokunulması, sinirlerin bu olayı beyne iletmesi gibi fiziksel olayların dışında bir de “bilincinde” olduğumuz bir gıdıklanma deneyimi vardır ki, artık bunu tek başına hiçbir maddî süreçle ve hatta zihinsel başka özellikle (dil yeteneği, hafıza gibi) açıklayamayız. Çok rahatlıkla bir robot yapıp, ayağının altına dokunulduğunda kendisine kayıtlı gülme sesini dışarı yayınlamasını ve ayağını çekmesini programlayabiliriz; fakat gıdıklanmanın “bilincinde” olmayla ilgili süreci maddî hiçbir forma sokamadığımız için bilgisayara “gıdıklanmayı” yaşatamayız. Böylesi basit bir deneyimimizde bile var olan bilinç, evreni anlayabilmemizi sağlayan en temel zihinsel faktördür. Evrenin ve zihnin bahsedilen tüm özellikleri, ancak zihnin “bilinç” özelliğiyle buluştuğunda; evreni anlamamız, o farkındalığa sahip olmamız gerçekleşir.30
Materyalist-ateist bir yaklaşımla zihnin tüm bu özelliklerini açıklamak mümkün değildir. Bu özelliklerin matematik yeteneği ve dil kullanma yeteneği gibi olanlarında insanla diğer canlılar arasında büyük bir uçurum vardır. Bu uçurumun kapanması ne tesadüfle, ne de doğal seleksiyon ile mümkündür. Doğal seleksiyona dayalı Evrim Teorisi’ni ilk olarak ortaya koyan iki kişiden biri olan Wallace’ın bile vurguladığı gibi; doğal seleksiyonla insan zihnini açıklamak mümkün değildir.31 Üstelik zihinde, gerekli özelliklerin hepsinin birden olmasının yanı sıra, evrenin de anlaşılır olması gerekmektedir ki zihin dış dünyayı anlayabilsin. Zihnin evreni anlaması; evrende ve zihinde bahsedilen özelliklerin olması ve evren ile zihin arasında uyumun sağlanması sayesinde mümkün olmuştur. Bunun tek mantıklı açıklaması; hem evreni hem zihni hem de ikisi arasında uyumu sağlayan bilinçli, kudretli bir Gücün varlığı sayesinde bunun gerçekleştiğini söylemektir. Zihnin varlığı ve evreni anlayabilmesi için gerekli şartların oluşturulmuş olması; tasarım delilini destekleyen, çok önemli, önceki dört başlıkta dikkat çekilenlere ilave edilmesi gerekli beşinci bir fenomendir.
Daniel-Koo tarafından 30/Nis/14 20:06 tarihinde düzenlenmiştir -
Daniel-Koo bunu yazdı
Ayrıca, kurtcebe bi kısa bir şey buldum. Dediklerine orantılı galiba?
6- Zihin bilinç özelliğine sahip olmalıdır: Bilincin, buraya kadar sıralanan tüm zihin özelliklerinden hem daha farklı, hem daha önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette bilinç, zihnin doğuştan sahip olduğu özelliklerle, matematiksel ve mantıksal yeteneğiyle, dil yeteneğiyle, duyu algıları ve hafızayla ilişkilidir. Fakat bilinç, maddî süreçlere indirgenemediği gibi bahsedilen bu özelliklere de indirgenemez. O zaman bilinç, tüm bu özelliklerden farklı bir zihin özelliğidir ve şüphesiz zihin özellikleri içinde tartışılması en zor olan da odur. Bilinç, sadece karmaşık zihinsel süreçlerde gözükmez, aslında en basit zihinsel deneyim bile bilinçle ilgilidir. Ayağımızın altından gıdıklandığımızı düşünelim; ayağımızın altına dokunulması, sinirlerin bu olayı beyne iletmesi gibi fiziksel olayların dışında bir de “bilincinde” olduğumuz bir gıdıklanma deneyimi vardır ki, artık bunu tek başına hiçbir maddî süreçle ve hatta zihinsel başka özellikle (dil yeteneği, hafıza gibi) açıklayamayız. Çok rahatlıkla bir robot yapıp, ayağının altına dokunulduğunda kendisine kayıtlı gülme sesini dışarı yayınlamasını ve ayağını çekmesini programlayabiliriz; fakat gıdıklanmanın “bilincinde” olmayla ilgili süreci maddî hiçbir forma sokamadığımız için bilgisayara “gıdıklanmayı” yaşatamayız. Böylesi basit bir deneyimimizde bile var olan bilinç, evreni anlayabilmemizi sağlayan en temel zihinsel faktördür. Evrenin ve zihnin bahsedilen tüm özellikleri, ancak zihnin “bilinç” özelliğiyle buluştuğunda; evreni anlamamız, o farkındalığa sahip olmamız gerçekleşir.30
Materyalist-ateist bir yaklaşımla zihnin tüm bu özelliklerini açıklamak mümkün değildir. Bu özelliklerin matematik yeteneği ve dil kullanma yeteneği gibi olanlarında insanla diğer canlılar arasında büyük bir uçurum vardır. Bu uçurumun kapanması ne tesadüfle, ne de doğal seleksiyon ile mümkündür. Doğal seleksiyona dayalı Evrim Teorisi’ni ilk olarak ortaya koyan iki kişiden biri olan Wallace’ın bile vurguladığı gibi; doğal seleksiyonla insan zihnini açıklamak mümkün değildir.31 Üstelik zihinde, gerekli özelliklerin hepsinin birden olmasının yanı sıra, evrenin de anlaşılır olması gerekmektedir ki zihin dış dünyayı anlayabilsin. Zihnin evreni anlaması; evrende ve zihinde bahsedilen özelliklerin olması ve evren ile zihin arasında uyumun sağlanması sayesinde mümkün olmuştur. Bunun tek mantıklı açıklaması; hem evreni hem zihni hem de ikisi arasında uyumu sağlayan bilinçli, kudretli bir Gücün varlığı sayesinde bunun gerçekleştiğini söylemektir. Zihnin varlığı ve evreni anlayabilmesi için gerekli şartların oluşturulmuş olması; tasarım delilini destekleyen, çok önemli, önceki dört başlıkta dikkat çekilenlere ilave edilmesi gerekli beşinci bir fenomendir.
Bak işte altını çizdiğim cümleye dikkat edersen çok ciddi bişey var. İnsan zihni tabi anatomisi insan anatomisine yakın diğer canlılarda dış dünyayı n-1 bir boyutunda görür.
Belkide dış dünya n boyutunda değil çok daha farklı bizim algı sistemimizin dışında ama biz bu şekilde algıladığımız için bu 3 boyutlu (+zaman) katı evreni kendi anladığımız şekilde açıklıyoruz. Yani bizim zihnimizin matematik algısı yüzünden biz evreni rasyonel anlaşılabilir algılıyoruz.
Tam bi bilinmezlik var aynı bilinç kavramı gibi. belkide bizim beynimiz sadece matematiği algıladığı için sonsuz diye bişeyi kavrayamıyoruz belkide sonsuz diye bişey yok,, benim beyin bile gitti bunu anlatırken bak neyse :)
Kuran neyle çelişiyor diye sorarsan konuşulacak çok konu var ama çeliştiği için değil insan sözü olabilecek tarihsel olguları olduğu için. Madem öyle bana pek bilgim olmayan balçıktan yaratılma çoğalma işini anlat dinliyorum.
Zodiac tarafından 30/Nis/14 20:43 tarihinde düzenlenmiştir